Yeşilova Höyüğü’nde 2012 yılında bulunan Neolitik dönem kaplarının üzerindeki hayvan betimleri tarihöncesi yaban hayat hakkında fikir veriyor.

Yeşilova Höyüğü’nde bulunan Neolitik dönem kaplar üzerindeki kabartma hayvan betimleri tarihöncesi çevre ve inançlar hakkında yeni sonuçlar ortaya koydu. Söz konusu kap parçalarından birinin üzerinde, 10 santimetre uzunluğundaki kabartma ayakta duran bir hayvanı canlandırıyor. Baş ve kuyruk kesimi kırık olan kabartmada, hayvanın kuyruğu dahil tüm vücudu, içi beyaz bir macun ile doldurulmuş beneklerle kaplanmış. Uzun kuyruğu vücuda dik olarak uzatılan hayvanın ayaklarının ucundaki pençeler küçük çizgilerle gösterilmiş. İkinci parçada da yine içi beyaz dolgulu beneklerle kaplı gövde, uzun ve dik kuyruk ayırt ediliyor. Ağzı açık, göz önde ve küçük bir delik ile gösterilirken pençelerin yine belirgin olduğu görülüyor.

Vücut şekilleri, uzun kuyrukları ve benekli gövdeleriyle iki farklı kap üzerindeki bu kabartmaların Anadolu parsını simgelediklerini düşünmekteyiz. Göbekli Tepe’den en iyi örneklerini tanıdığımız yabani hayvan kabartmaları Neolitik dönemin başlarından itibaren kutsal bir yere sahip. Yeşilova Höyüğü’nde daha önce bulunan “Ana Tanrıça” kabartmalı kap parçası gibi bu hayvan betimleri de inanç sisteminin bir yansıması olmalı.

Yerleşmede aynı yapım teknikleri ile çanak çömlek üretiliyor olması bu kabartmalı kapların Yeşilova’da yapıldığına işaret ederken arkeozoolojik veriler, irili ufaklı derelerle kaplı Bornova Ovası ve çevresinde yabandomuzu ve alageyik gibi yaban hayvanların avlandığını gösterir.

Soyu tükenen Anadolu parsına ilk bilimsel ismi olan “Fellis tulianay” Fransız Zoolog M. A. Valenciennes tarafından 1856 yılında verildi. Daha sonraları yapılan sınıflandırmada, parsın sekiz alt türünden birisi olduğu kabul edildi ve adı Panthera pardus tulliana olarak değiştirildi. 1974 yılından bu yana izi sürülemeyen, Ortadoğu ve Batı Asya’da yaygın olan İran leoparının (Panthera pardus saxicolor) bir alt türü olarak da kabul edilen Anadolu parsının; Doğu Akdeniz, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu’da yaşamış olduğu bilinmektedir.

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde 2012 yılında bulunan Roma dönemi mozaiklerinde de karşımıza çıkan Anadolu parsının İzmir’de 1930-1950 yılları arasında avlandığı biliniyor. Sisam (Samos) Adası’nda da rastlanan bu pars türüne ait en somut örnek 1942 yılında, İzmir Urla’da bir çobanın yakaladığı yavrudur. Zoza adı verilen yavru pars önce İzmirli bir avcı tarafından satın alınarak dokuz ay boyunca bakılıyor, ardından da İzmir Hayvanat Bahçesi’ne hediye ediliyor. Bugün artık türü ortadan kalktığı düşünülen Anadolu parsı günümüzden 8 bin yıl önce İzmir‘in ilk yerleşimcileri tarafından yakından tanınan, hem korku hem de saygı duyulup kutsal olarak kabul gören bir hayvan olmalıdır.

17.12.2012 Atlas