Denizli’nin Buldan ilçesindeki Tripolis Antik Kenti’nde çatı seviyesine kadar iyi korunmuş şekilde bulunan bin 500 yıllık kilise, üstü ahşap malzemeyle orijinaline yakın kaplandıktan sonra yıl sonunda ziyarete açılacak.

Helenistik dönemde Frigya, Karya ve Lidya üçgeninin kesişim noktasında bulunan Lidya kenti Tripolis’teki arkeolojik kazılar, iki yıldır Pamukkale Üniversitesi tarafından sürdürülüyor.

Erken Roma döneminde surlarla çevrilen ve bir yamaç kenti olan Tripolis’te, geçen yıl toprak altındaki yapıları tespit etmek amacıyla yapılan jeoradar çalışmasında kemerlerine kadar sağlam kalmış kapalı pazar yeri, pazar yerinin yanındaki kazılarda ise çatı seviyesine kadar sağlam kalmış kilise tespit edildi.

Toprak altında kalması dolayısıyla iyi korunmuş halde bulunan kilisenin içindeki toprak temizlendi. Çatısının ahşap malzemeyle orijinaline uygun şekilde örtüleceği kilisenin sezon sonunda ziyarete açılacağı bildirildi.

Tripolis Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Yrd. Doç. Dr. Bahadır Duman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, antik kentteki ilk yerleşim izlerinin M.Ö. 3. yüzyıla dayandığını, Helenistik döneme kadar gittiğini söyledi.

Bu antik kentte iki yıldır kazı çalışmalarını devam ettirdiklerini ifade eden Duman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2013 yılı kazı sezonunda en önemli buluntularımızdan biri, erken Bizans dönemine tarihlenen kilise. Elde ettiğimiz arkeolojik buluntular doğrultusunda bu kilise M.S. 6. yüzyıla tarihleniyor. Ancak kilisenin duvarlarında yer alan fresklerden, ikonalardan 10. yüzyıla kadar burada ibadetin sürekli olarak da devam ettiğini söylememiz mümkün. Ortaya çıkarttığımız kilise, 21×5 metre ölçülerinde, 7 metre kadar yüksekliğinde çatı seviyesine kadar korunmuş bir yapıda. Bu kilisenin yapımında bölgenin yerel taşı kullanılmış, traverten ağırlıklı olmak üzere. Taban döşemesi mermer ve traverten karışık yapılmış. Narteks, naos ve atrium bölümlerinden, yani üç bölümden oluşan bir kilise. Kilisenin şu anda restorasyonu ile uğraşmaktayız. Bu sezon sonunda ahşaptan üst örtüsünü de orijinaline yakın bir şekilde yaparak kiliseyi ziyarete açmayı düşünüyoruz.”

Duman, kilisenin çatıya kadar orijinal bir şekilde kaldığına işaret ederek, “Antik dönemde çatı genelde ahşaptan olduğu için doğa koşullarında, erozyona, depreme karşı korumasız kalmış, dolayısıyla çökmüş, Ama biz bunun restorasyonunu tamamlayıp orijinaline en yakın biçimde bu sezon ayağa kaldıracağız ve ziyarete açacağız. Kilisenin bir başka önemi, yaklaşık 400 yıl boyunca sürekli ibadet edilmiş, 6. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar sürekli ibadet görmüş bir kilise. Yine bu bölgede ortaya çıkan diğer kiliselerle karşılaştırdığımız zaman ebat anlamında küçük bir kilise ancak korunabilirlik anlamında ön plana çıkan bir kilise” dedi.

Kiliselerin duvarlarında Hz. İsa, Hz. Meryem ya da 12 havariye ait çeşitli betimlemeler olduğunu hatırlatan Duman, “İkona dediğimiz Hristiyanlıkta özellikle M.S. 8 ve 9. yüzyılda ikonaklazm dediğimiz bir dönem var, resim kazıyıcılığı. Bu yapı 10. yüzyılda yapılan fresklerden oluşmakta. O ikonaklazm döneminden sonra yapılmış resimlerden oluşmakta. Duvarlarında çeşitli figürler var. Tripolis’te bulunan fresklerde de yine aziz betimlemeleri yer almakta. İki yan yana duran aziz betimlemesi var, ellerinde rulolarla betimlenmiş” diye konuştu.

Tripolis’teki kilisenin önemli bir güzergahta bulunduğunu dile getiren Duman, şu bilgileri verdi:

“Kuzeybatıda Manisa Alaşehir’deki Philadelphia Antik Kenti bulunmakta ve İncil’de adı geçen 7 kiliseden biri. Yine 40 kilometre güneyimizde İncil’de adı geçen 7 kiliseden biri de Laodikya’da bulunmakta. Dolayısıyla Hac güzergahında olan bir kent Tripolis, bu iki kutsal kentin arasında yer alıyor. Burada biz şu ana kadar 2 yıllık süreçte 4 kilise tespit ettik. Bu kilise sadece bunlardan biri. Hac güzergahında olduğu için Hacılar bu 7 kiliseyi gezerken, burayı da ziyaret edeceklerdir.

11.08.2013 haberler.com