İstanbul’un neolitik dönemdeki florası Marmaray kazıları ile ortaya çıktı.

Marmaray projesi kapsamında Yenikapı’da yapılan kazılarda bulunan Bizans döneminden kalma tekneler büyük ilgi çekti ancak neolitik dönem kalıntıları da İstanbul’un binlerce yıllık geçmişine ilişkin çok önemli bilgileri içeriyor. Neolitik dönem odunsu kalıntıları üzerinde yapılan incelemeler o dönemde İstanbul’da en çok rastlanan ağaç türünün Doğu Karadeniz meşesi olduğunu ortaya koydu. Mutlaka tespit edileceği düşünülen çam, kayın ve çınara ise hiç rastlanmadı.

İstanbul’un milattan önce 8.000-5.500 yıllarını kapsayan neolitik çağdaki florası Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından gün yüzüne çıkarıldı. Yenikapı’daki kazıları televizyonda izleyip çıkan odunsu kalıntıları gören Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü doktora öğrencisi Reha Mazlum, Arkeoloji Müzesi’ne başvurarak neolitik dönem örneklerini incelemek istedi. Müze de daha önce hiç incelenmemiş örnekleri Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne gönderdi. Mazlum, “Yenikapı, Marmaray Kazılarında Açığa Çıkan Odunsu Kültürel Mirasımız” konulu yüksek lisans tezini Prof. Dr. Bedri Serdar danışmanlığında yaptı.

Mimaride ceviz

1 yıl süren çalışma sonucunda neololitik dönem ile günümüz örnekleri karşılaştırılarak göknar, porsuk bitkisi, ardıç, karaağaç, incir, ceviz, kestane, Doğu Karadeniz meseşi, kızılaağaç, söğüt, akçaağaç, dişbudak ağaçları tespit edildi. En yoğun rastlanan ağaç türü meşeydi. 240 örneğin 80-90’ı meşe özelliği gösterdi. Çalışma hakkında bilgi veren yüksek orman mühendisi Reha Mazlum, neolitik dönemde insanlarin yeni yeni yerleşmeye ve evler inşa etmeye başladığınını belirterek inceledikleri ağaçların çoğunun “dal örgü” yöntemi ile ev yapımında kullanıldığını gördüklerini söyledi. Mazlum, bütün mimari yapılarda ceviz ağacı kullanıldığını tespik ettiklerine de dikkat çekti. Mazlum “Kesin bulunacağını düşündüğümüz çam, kayın ve çınar hiç tespit edilemedi” dedi.

İstanbul’da işi ne?

Mazlum, incelemeye konu olan ağaçların o dönemde ne şekilde var olduğu bilinmedikleri için sadece tahminler yürütebildiklerini belirterek “Doğu Karadeniz meşesinin İstanbul’da bu kadar çok rastlanması ilgimizi çekti. Ama nedenini kesin bilemiyoruz. İnsanlar o dönemde göçebe olarak yaşıyordu ve yanlarında getirdikleri eşyalar meşeden yapılmış olabilir. Ya da o dönemde İstanbul bölgesinde de Doğu Karadeniz meşesi yetişiyordu ve daha sonra sınırlar daraldı” diye konuştu.

Kesit almak zor oldu

Reha Mazlum, müzeden 434 adet odun örneği gönderildiğini ancak 240’ın kesit alabildiklerini dağılıp giden odunlardan kesit alıp cinsini ve türünü belirleyebilmek için yeni yöntemler geliştirdiklerini anlattı. Odunları yangın tüpü ile dondurarak kesitler aldıklarını ifade eden Mazlum “Bazı odun örneklerinden güncellerinden bile daha iyi kesitler aldık bu sayede. Anatomi atlası ile karşıltırıp tepsitlerini yaptık” dedi. Mazlum, 240 odun paçasından Viking döneminden kalma Vasa gemisinde kullanılan yöntem ile 500 preparat yaparak yüzlerce yıl saklanabilecek örnekler haline getirdilerini de kaydetti.

02.08.2013 Cumhuriyet