Arkeoloji Penceresinden Festivaller

822

Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Nevzat Çevik, antik dönemde Antalya’da çok sayıda festivalin düzenlendiğinin bilindiğini belirtti.

Antik Çağ’da bölgedeki en önemli festivallerden birinin Oinoanda’daki Demostheneia Festivali olduğunu kaydeden Prof.Dr.Çevik, şöyle konuştu: “Sadece Termessos’ta bilinen 15 festival vardı. Kaynaklarda spor içerikli panegyrics oyunların Myra, Rhodiapolis, Phaselis, Olympos, Oinoanda, Patara, Balbura, Kormi, Tlos, Sura’da yapıldığı, Gagai hatta Lyrboton Kome (Varsak) gibi çok küçük bir yerleşimlerde bile festivaller yapıldığı bilinmektedir. Bu nedenle Altın Portakal Film Festivali aslında 50 yaşında değil, ilk tiyatro binası yapımlarını baz alırsak en az 2300 küsür yaşındadır” dedi.

SPONSOR DESTEĞİ HATIRI SAYILIRDI

Kumluca (Rhodiapolis) ve Mavikent (Gagai’de) Asklepeia Festivali, Lyrboton Kome’de Apollon Festivali’nin her yıl periyodik olarak yapıldığını belirten Prof.Dr.Çevik, şunları söyledi: “Rhodiapolis kazılarında 2007’de bulduğumuz yazıtta, Antiokhos Festivali için tiyatroda ayrıcalıklı yer verilen ünlü aileden bahsedilmektedir. Bunlar bazı memuriyetler tarafından karşılandığı gibi sponsor desteği hatırı sayılır orandaydı. Bu festivaller halkın yaşamında büyük etki oluştursa da aynı zamanda politik mesajlar ve amaçlar içeriyordu. Spor festivalleri ile sanat festivalleri rekabet içindeydi. Ancak, bugün olduğu gibi sportif yarışlar çok büyük kalabalıklar topluyor ve daha çok heyecan veriyordu. Bu nedenle zaman içinde, özellikle Roma dönemiyle birlikte, sanata ilgi spor yarışlarına kanalize oluyordu.”

Herodot’un kitabında bahsettiği Likyalı Olen’in Likyalı kızlara övgü ilahisi yazdığını anlatan Prof.Dr.Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Delos’ta, Olen’de eski ilahiler okunurdu. Olen’in Artems veya Akhaeia’ya bestelediği kült şarkısı hazırlıklı gösterilere dönüşmüştü. Likya’da müzikle şiir birlikte gösteriye dönüşürdü. Bugünden daha kapsamlı müzik gösterileri tanrı Apollon’un koruması altındaydı. Apollon’un himayesi salt müziğe değil aynı zamanda şarkı, dans, felsefi konuşmalar gibi her türlü artistik ve entelektüel eylemleri de içeriyordu. İbadet, zafer, düğün, doğum, ölüm, hasat, aşk gibi her türlü sosyal olgu yer alıyordu. Dinsel festivaller müzik yarışmalarına da vesile oluyordu.”

BİR ENSTRÜMAN ÇALAMAYAN EĞİTİMSİZ SAYILIRDI

Müzik ve diğer sanatların okullarda öğretildiği Antik Çağ’da bir enstrüman çalamayan veya şarkı söyleyemeyen gençlerin eğitimsiz sayıldığını söyleyen Prof.Dr.Çevik, “Müzik ve sanat gösterileri yanında atletik-spor festivalleri de antik Likya toplumunun rutin günlerini eğlenceli sosyal buluşmalara dönüştürüyordu. Palaestralarda eğitim gören gençler sporcu olarak yetişiyor ve festivallerde yer alıyorlardı” dedi.

SOKAK SANATÇILARI

Patara’da bulunan bir stel üzerinde betimlenen Euharistos sokak sanatçılarının varlığından izler verdiğini belirten Prof.Dr.Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kel kafasıyla İsmail Dümbüllü’yü anımsatan Euharistos geçmiş zamanın sokak göstericileriyle günümüz meddahları arasında köprü kurar. İkisi de keldir. Çünkü yüz mimikleri en iyi kellerde ortaya çıkar. Saçlar yüzü saklar. Sosyal elitlerin gösteri sanatlarının ve sportif yarışların icrası ve yaygınlaştırılmasındaki rolleri büyüktü. Bu kesim hem gösterileri destekliyor hem de varlığı ve gelişmesi için çaba sarfediyorlardı. Antik ve yazılı belgeler pekçok festival sponsorluğunun varlığını kanıtlar. Bu festivaller daha sosyal bir toplum oluşturmaya ve halkın daha kolay idare edilmesine de yol açıyordu. Sponsorlar prestij paylarını fazlasıyla alıyordu.”

CAM ARKASINDA DİZİLER DÜNYASI

Bugünle karşılaştırıldığında modern aygıtların olmadığı yakın geçmişte yüzlerce yıl boyunca, Antik Çağ’ın gösteri sanatları düzeyinden çok gerilere düşüldüğünü söyleyen Prof.Dr.Çevik, “Osmanlı ve Bizans dönemindeki bu düşüş kültürel değişime bağlı gerçekleşmişti. Bugün gerekçe biraz benzerse de aslı farklıdır. Evlere giren internet, televizyonlar, CD gösterim aygıtları ve daha pekçok elektronik aygıt insanların gösteri izlemek için dışarı çıkmalarını gereksiz kılmıştır. Artık, herkes elinde bir gösteri makinesi ile dolaşmaktadır. Gerçek etki karşılığından çok uzak olsa da, artık her yer tiyatrodur, sinemadır, müzikholdür. Bu durumda, makineleri aracı kılmayan gerçek insani gösteriyi geleneksel tiyatrolarda devam ettiren canlı gösterilerin hayatta kalması çok önemlidir. Yoksa cam arkasındaki diziler dünyası, insanların sanat beklentilerini doyurduğunu daha çok sanacaktır”

18.09.2013 haberler.com