Antik çağda Pamphylia olarak anılan Antalya’yı Ege ve İç Anadolu bölgelerine bağlayan tarihi yollar kaderine terk edildi. 

Bölgede pek çok örneği bulunan ve günümüze kadar varlığını sürdüren antik yolların büyük çoğunluğu unutulmuş durumda. Kimi yerde taş ocakları ve benzeri girişimlerle izleri yok edilen antik yollardan biri olan Elmalı ilçesindeki tarihi yolun önemine değinen Araştırmacı Yazar Giray Ercenk, yaklaşık 2 bin 500 yıllık geçmişi bulunan yolun Roma döneminde son şeklini aldığını ve geçmişte önemli bir ticaret ve yönetim merkezi olan Elmalı için değerinin büyük olduğunu dile getirdi.

Antalya’yı Ege’ye bağlayan 2 bin 500 yıllık yol

Elmalı’nın Kışla köyü yakınlarında önemli bir kısmı korunarak bugüne ulaşan taş döşeli antik yolun Korkuteli’den çıkarak Antalya’yı Ege’ye bağlayan yollardan biri olduğunu söyleyen Araştırmacı Yazar Giray Ercenk, tarihi yolun, Bayındır köyünden geçerek Baltasıgedik ve Sinan-i Ümmi türbelerinin bulunduğu hat üzerinden Elmalı’ya ulaşan bir ticaret yolu olduğu bilgisini verdi. Elmalı Güğü Beli geçidini aştıktan sonra ayrı yerlere ulaşmak ürere yeniden ikiye ayrılan yolun, sol koluyla Seki üzerinden Fethiye’ye, sağ koluyla da yeniden Milyas’a doğrulduğunu dile getiren Ercenk, “Dirmil, Gölhisar, Tefenni, Karamanlı ve Burdur üzerinden İç Anadolu ve de Gölhisar Acıpayam üzerinden Batı Anadolu’ya bağlanıyordu. Bu yolun tarihi yaklaşık 2 bin 500 yıl geriye gidebilir. Son şeklini ise Roma döneminde almıştır” dedi.

‘Arap akınlarıyla harabe oldu, Selçuklu döneminde canlandı’

Antalya bölgesindeki antik yollar hakkında uzun yıllardır araştırmalar yapan ve kitaplar yayınlayan Ercenk, başlangıçta birer izlekten ibaret olan tarihi yolların özellikle Anadolu’daki Roma’nın egemen olduğu M.Ö 1. yy ile M. S 4. yy arasında yüksek standarda kavuşturulduğunu belirterek, “Bizans döneminin ilk bir kaç yüz yılında önemini ve standartlarını koruyan bu yolların özellikle de denizciliği öğrenen Müslüman Arapların yaptıkları yıkıcı yağma akıncılarının, limanların, kent ve çiftliklerin boşalmasına neden oldu. Ve ardı arkası kesilmeyen Arap akınları nedeniyle tacir, sanatkar ve yönetici halkın daha güvenli bölgelere çekilmesiyle kentler tarımdan sanayiye üretim, ticaret ve yönetim merkezi olma özelliklerini yitirdiler. Kısa süre içinde birer harabe haline geldiler. Yolların yeniden iskân edilerek canlanması, bölgedeki liman kentlerinin Selçuklu egemenliğine girmesiyle olmuştur” bilgisini verdi.

Antik yoldaki taş yapıların sırrı

Elmalılı arkeolog Ünsal Özçakır ise, taş döşendiği için yörede ‘naldöken’ olarak da anılan antik yol üzerinde bulunan bir dönemin kültür ve inancını yansıtan ayrıntılar hakkında bilgiler verdi. Antik yolun Kışla köyü yakınlarındaki bazı bölümlerinde bulunan taş yapıların pagan inancını yansıtan ibadet yerleri olduğunu dile getiren Özçakır, bölgede çok sayıda bulunduğunu belirttiği söz konusu yapıların bölgeyi istila ettikleri dönemde Pers ordusunda bulunan pagan Türkler tarafından yapılmış olabileceğini öne sürdü.

Arkolog Ünsal Özçakır: Taş yapılar bana göre şaman tapınağı

Antik yolla bağlantılı olduğunu belirttiği taş yapıların yaratıcı güçlerle iletişim kurmak amacıyla kullanılmış olabileceğini dile getiren Özçakır, “bunlar bana göre Şaman tapınakları. Bu yapıların içindeki küçük taşlarla tanrılarla iletişim kuruluyordu. Antik yol boyunca mola yerlerinin yanı başında yapılmışlar. Bu yapılar hakkında bir araştırma yapılmış değil. Bu çok üzücü bir durum. Bu yapıların tescil edilip korunması gerekiyor. Bunlar yalnızca birer taş yığını değil, köklü bir kültürün bugüne uzanan izleridir” ifadelerini kullandı.

15.10.2013 haber.sol.org.tr