Hitit Dönemi Ekosisteminin İzleri Sürülüyor

657

Hititlerin başkenti Hattuşa’ya ev sahipliği yapan Çorum’un Boğazkale ilçesindeki kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan eski çağlara ait yapılardan alınan toprak örnekleri ile dönemin ekosistemi, tarım faaliyetleri ve iklim şartları belirleniyor. 

Alman Arkeoloji Enstitüsü adına kazı çalışmalarını yürüten Kazı Başkanı Doç. Dr. Andreas Schachner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1906 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi adına başlatılan kazı çalışmalarının, 107 yıldır sürdürüldüğünü söyledi.

Temmuz ayında başlayan çalışmaları, işçilerin de bulunduğu 70 kişilik ekiple sürdürdüklerini ifade eden Schachner, kazı çalışmalarının bu ay içerisinde tamamlanacağını belirtti.

Önceki yıl başladıkları Aşağı Şehir Kesikkaya mevkisindeki kazı çalışmalarına bu yıl da devam ettiklerini dile getiren Schachner, “Kazı çalışmalarıyla ortaya çıkan alanda büyük bir anıtsal yapı var. Bu yapıyı açmayı hedefliyoruz. Tahminimizce burası bir devlet binası ancak fonksiyonu nedir bilmiyoruz” diye konuştu.

Bölgedeki kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan yapılardan toprak örnekleri alarak inceleme yaptıklarını dile getiren Schachner, alınan örnekleri kazı evine kurulan bir sistem yardımıyla ayrıştırıp toprak içerisindeki buğday, arpa, mercimek ve üzüm çekirdeği gibi bitki tohumlarını açığa çıkarmaya çalıştıklarını kaydetti.

Toprak içerisinden çıkarılan tohum ve bitkilerin botanik uzmanlarınca incelendiğini ifade eden Schachner, şöyle konuştu:

“Yapılan çalışmayla dönemin ekosistemi, tarım faaliyetleri ve iklim şartları hakkında bilgi ediniyoruz. Böylelikle Frig, Demir Çağ ve Hitit dönemine ait önemli ekonomik bilgileri edinmiş oluyoruz. Burada sadece arpa ve buğday bulmuyoruz. Ekimi yapılmayan tohumlar da gün yüzüne çıkıyor. Bulduğumuz verilerle botanikçilerimiz dönemin ekosistemi, tarımı ve iklim şartlarının yanı sıra ormanların ne kadar uzakta olduğu yönünde bilgileri tahmin ediyor.”

“Kaliteli tohumları devletten gizlemişler”

Hititler döneminde bölgede çok yoğun bir tarım faaliyeti yürütüldüğünü anlatan Schachner, yapılan araştırmalarda ilginç bulgulara rastladıklarını söyledi.

Hititler döneminde buğday tanelerinin daha kalın ve büyük olduğunu kaydeden Schachner, “Belli ki insanlar Hitit döneminde kaliteli tohumları devletten gizlemişler. İyilerini kendilerine seçmişler ve ayrım yapmışlar. Kazı alanındaki özel konutlarda bulunan buğday ile resmi yapılar içerisinde bulunan buğday arasında fark olduğu görülüyor. Konutlar içerisinde daha büyük ve daha iyi tohumların saklandığı, devlete vergi olarak daha küçük ve kötü tohumları verdikleri anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.

“Bu yöntemle göremediğimiz şeyleri görüyoruz”

Kazı çalışmalarına paralel olarak gerçekleştirilen toprak araştırma işleminin önemine değinen Schachner, “Bu toprak örnekleri sayesinde, kullandığımız ayrıştırma yöntemiyle göremediğimiz şeyleri görüyoruz. Çünkü kazı sırasında ya da yüzeysel alan çalışmalarında o dönemde nasıl tarım yapıldığını göremiyoruz. Bunu ancak bu tür çalışmalarla anlayabiliyoruz” diye konuştu.

Hititler döneminde en çok ekilen mahsulün buğday ve arpa olduğunu belirten Schachner, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunların yanı sıra birçok yabani meyve ve baklagil yetiştirildiği ya da toplatıldığı görülüyor. Hitit döneminin sonuna doğru buğday ekiminin azalıp arpa ekiminin çoğaldığını görüyoruz. Arpanın, buğdaya göre sıcağa daha dayanıklı olduğu için böyle bir yöntem izlenmiş olabilir. Dolayısıyla İç Anadolu ikliminin daha sıcak ve kurak olduğu görülüyor.”

20.10.2013 haberler.com