Ilısu Barajı kurtarma kazıları kapsamında Siirt’teki Başur Höyükte yürütülen kazılarda bulunan 9 mezardan bir müzeyi dolduracak kadar tarihi eser gün ışığına çıkarıldı.

Ilısu Barajı Mardin, Batman ve Siirt kazıları koordinatörü ve Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur, “Başur Höyükteki kazılarda gün ışığına çıkarılan eserlere baktığımızda 5 bin yıl önceki Siirt’in günümüz Siirt’inden çok daha zengin ve refah düzeyinin yüksek olduğu görülüyor” dedi.

Yard. Doç. Dr. Sağlamtimur, kazıların Ilısu Barajı kurtarma kazıları kapsamında yapıldığını ifade ederek, şimdiye kadar kazı yapılan alanların bire bir suya maruz kalacak yerler olduğunu söyledi.

“Bugüne kadar Türbe Höyük, Başur Höyük, Motit Kalesi ve Çattepe Kalesinde kazı yapıldı” diyen Sağlamtimur, bunlardan Türbe Höyük ve Motiti Kalsi kazılarının tamamlandığını diğer yerlerdeki kazıların ise sürdüğünü belirtti.

Sağlamtimur, bölgede yapılan kazıların her birinin ayrı bir döneme ait olduğuna, daha da kazı yapılacak yerler bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle dedi:

“Siirt’te 2002 yıllından beri kazı yapıyoruz. Çok sayıda kazı alanımız var. Aslında daha çok kazılacak yer var ama bu çalıştığımız alanlar bire bir suya maruz kalacak alanlar. Tarihsel olarak baktığımız zaman Türbe Höyük en önemli evre olan M.Ö 2 binli yıllarda imparatorluk öncesi bir Mittani Kalesi idi. Başur Höyük daha değişik. M.Ö 4 ve 3 bin yıllarda bulunan tek kazı alanı olduğu için çok önemli. Motit Kalesi, bu ‘Anabasis Onbinlerin Dönüşü’ ile ilgili bir kale. O hikayede yer alan Botan Vadisindeki savaş ve çatışmayı anlamak için kazı çalışması yaptık. Çattepe ise bilindiği üzere bir geç Roma Kalesi. Roma sınırı Botan’da bitiyor. Dicle ile Botan’ın birleştiği nokta olduğu için Geç Roma Kalesi en doğudaki sınırıdır.”

“Dicle düşündüğümüzden de zengin çıktı”

“Bir müzeyi dolduracak tarihi eserin bulunduğu Başur Höyük’teki kazılarda bulunan eserlere bakıldığında 5 bin yıl önceki Siirt’in günümüz Siirt’inden çok daha zengin ve refah düzeyi çok daha yüksekti” diyen Sağlamtimur, şunları söyledi:

“Modern Siirt bölgeyi bilen arkeologlar açısından süpriz oldu. Ancak benim için ise süpriz olmadı. Yaklaşık 7 yıldır burada kazı yapıyorum, 13 yıldır da bölgedeyim. Siirt’teki kazılarla Fırat’a alternatif bir koridor oluştu. Çünkü daha önceki baraj kazıları Keban, Karakaya ve Fırat kültürü ile ilişkiliydi. Dicle’yi pek bilmiyorduk. Dicle düşündüğümüzden de zengin çıktı” diye konuştu.

“Kazıda bulunan mezarlar çok zengin”

Yard. Dç. Dr. Sağlamtimur, bulunan 9 mezardan 5’inin sanduka mezar 4’ünün ise toprak mezar olduğunu belirterek, buluntular açısından taş mezar ile toprak mezar arasında bir farklılık görünmediğini belirtti.

Bu mezarların bölgede ticaret yapan tüccarlara ait olduğunu kaydeden Sağlamtimur, “Kazıda bulunan mezarlar çok zengin. Çok renkli, çok farklı buluntular var. Kap, kacak, bronzlar, yüz bine yakın boncuk, metal eserler, mızraklar, silahlar. Bunların tipolojisine bakıldığında çok farklı coğrafyalardan gelmiş olduğunu düşünüyoruz. Farklı coğrafyalardan gelmesi de buradakilerin ticari açıdan hareketli günler yaşadığını gösteriyor. Karbon tarihleri elimizde” diye konuştu.

Oyun seti 49 parçadan oluşuyor

Kazı çalışmalarında 5 bin yıllık 49 parçadan oluşan bir oyun seti bulduklarını ifade eden Sağlamtimur, setteki ana figürlerin domuz ve köpek gibi göründüğünü belirtti.

Sağlamtimur bunun dışında piramit, mermi çekirdeği gibi yan figürlerin de bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Oyun setine ilişkin incelemeler devam ediyor. Figüratif anlamda taşa işlenmiş ya da obje yapılarak figür haline getirilmiş dünyanın en eski oyun taşı. Yaklaşık 40 yıldır Mezopotamya’dan haber yok, kazılar durduğu için. 40 yıl sonra dünya tarihini sosyal tarihi ilgilendiren bu buluntu gerçekten ses getirdi. Oyunu çözmeye çalışıyoruz. Tahtası karbonize olduğu için çözmemiz zor. Japonya, Amerika ve Türkiye’den bazı kişiler bunu çözmek için uğraşıyor. Ama gördüğümüz kadarıyla bir strateji oyunu. Tabi oyunu ilginç kılan şeylerden biri de bölgede o dönem yazı yok. Yazıdan önce oyun varmış. Çok gelişkin bir oyun. İçinden çıkan buluntularla ilgili bir antropolog ile çalıştık. İki çocuk ve bir yetişkin adam var. Bu kişilere ait bir mezardan bunların çıkması belki bu çocukların eğitimi ile ilişkili. Ya da çocukların çok sevdiği bir oyun ve ölünce mezarlarına gömmüş olabilirler. Buluntular gerçekten güzel.”

Siirt Ticaret Sanayi Odası (TSO) Başkan vekilleri Nedim Kuzu ve Özgür Çalapkulu da kazı yapılan Başur Höyüğü ziyaret ederek çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

Çalapkulu, yaptığı açıklamada, gelecek yıl Ilısu Barajı su toplamaya başlayınca kazı yapılan alanların su altında kalacağını hatırlatarak, bu süreye kadar Siirt’in tarihi ile ilgili ne varsa toplanmasına çalışıldığını belirtti.

“Burada bulunan dünyanın en eski oyununa ait olduğu belirtilen 49 taş dünya gündeminde büyük ilgi çekti” diyen Çalapkulu, bunların Siirt’in tanıtımında büyük payı olduğunu vurguladı.

01.11.2013 haber7.com

Bunlarda İlginizi Çekebilir!