Bilim İnsanlarını Heyecanlandıran Keşif

561

Trakya Üniversitesi (TÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, Enez ilçesinde yaptıkları yüzey araştırmalarında kayadan oyma bir anıt üzerinde “labris” olarak bilinen çifte balta sembolünü tespit ettiklerini belirterek, “Tarihi kayıtlarda adına rastladığımız ve bugün için Trakya’nın kayıp kentlerinden biri olan Absinthis yerleşmesinin de yayılım alanlarını bulduğumuzu tahmin ediyoruz” dedi.

Beksaç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüzey araştırmalarında ilginç sonuçların ortaya çıktığını, Enez’in dağlık bölgesinde “labris” olarak bilinen çifte balta sembolünün bir kayadan oyma anıt üzerinde teşhis etme olanağı bulduklarını söyledi.

Bu sembolün, yerli halkın “fırınkaya” adını verdiği erken dönemlerde Trakların kremasyon kültleriyle ilintisi olan bir anıt tipi üzerinde görüldüğünü belirten Beksaç, “Çifte balta sembolü, Doğu Trakya’da ilk defa karşımıza çıkan bir sembol. Sembolün üstünde yer aldığı anıt da muhtemelen milattan önce ilk bin yıl içinde kullanılmış olduğunu tahmin ettiğimiz bir anıt tipi” diye konuştu.

“Trakya’da ilk defa tespit edildi”

Beksaç, çifte balta sembolünün Doğu Trakya’da ilk defa tespit edilen bir sembol olduğunu, 3 tane olduğunu tahmin ettikleri sembollerden ikisinin defineci faaliyetleri ve diğer nedenlerle tahrip edildiğini düşündüklerini vurguladı.

Bulgaristan’da benzerleri bulunan sembolü Trakya’da tespit etmiş olmanın kendilerini çok şaşırttığını ifade eden Beksaç, şöyle konuştu:

“Tarihi kayıtlarda adına rastladığımız ve bugün için Trakya’nın kayıp kentlerinden biri olan Absinthis yerleşmesinin de yayılım alanlarını bulduğumuzu tahmin ediyoruz. Çünkü Trakların kentleri diğer Yunan kentleri gibi değildir. Kutsal alanların hakim olduğu yerleşme tipleridir. Bunun dışında aynı bölgede bir başka Trak kalesinin varlığı söz konusuydu ve bununla Trakya’nın kayıp kentlerinden birinin de ortaya çıktığı kanısındayız.”

Beksaç, labris sembolünün ortaya çıkmış olmasının, buradaki bağımsız, güçlü bir devletin ve güçlü bir varlığın simgesi olduğunu belirtti.

Labrisin genelde bronz çağında yaşamış olan toplulukların pek çoğu için önemli olduğunu aktaran Beksaç, şöyle devam etti:

“Labris, Girit’ten Orta Avrupa’ya kadar yaygın alanda karşımıza çıkan bir sembol. Genellikle ana tanrıça kültleriyle yakından ilişkisi var. Traklarda bir hakimiyet sembolü, rahip kralların sembolü, çift yönüyle birlikte geçmiş ve geleceğin, ölüm ve ölüm ötesinin sembolü olarak kabul ediliyor ama kutsal niteliğinin yanında, politik olarak da kullanılan bir sembol olarak karşımıza çıkıyor. Hatta bazı kayıtlar, Demir Çağı Avrupa toplulukları savaşa gittiklerinde bu tip labris sembollerini bir sancak olarak kullandıklarını göstermektedir.”

– “Koruma altına alınmalı”

Beksaç, labrisin bulunduğu alanın tescillenerek koruma altına alınması gerektiğini söyledi. Böyle güçlü bir sembolün varlığının Trakya’daki kabilelerin de ne kadar güçlü olduğunun göstergesi olduğunu belirten Beksaş, şunları kaydetti:

“Alanın hem defincilere karşı hem bölgede bulunan maden şirketlerine karşı korunması, bizim de komşu ülkelerde olduğu gibi kutsal Trak vadilerimizi turizme kazandırmamız açısından büyük önem taşımaktadır. Bu labris sembolünün bulunduğu kutsal anıt gerçekten dünya üzerindeki büyük anıtlar arasında yer alması gereken bir anıt tipi. Traklar dünya üzerinde yaşayan en büyük ve dünya tarihine en büyük katkıyı yapmış olan uluslardan birisidir. Özellikle dini ve felsefi açıdan Yunanlıları yönlendiren, etkileyen bir kültür olduğunu biliyoruz.”

01.11.2013 Milliyet