Ilısu Barajı Kurtarma Kazılarının Bu Yıl ki Sezonu Bitti

549

Gelecek yıl tamamlanması planlanan Ilısu Barajı kapsamında 4 yıldır yürütülen kurtarma kazılarının bu yıl ki sezonu sona erdi.

Botan ve Dicle nehirlerinin birleştiği Çattepe köyünde Ege Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur başkanlığında 4 yıldır sürdürülen kazılarda Geç Roma döneminde yapılmış bir kale ve liman ortaya çıkarıldı.

Kale ve limandan çıkan eserler Mardin, Diyarbakır ve Batman’daki müzelerde teşhire sunuldu. Kazı çalışmalarının bu yıl tamamlanması nedeni ile kale içine inilmeyen höyükte kalenin coğrafi şekil ve konumu ile ilgili araştırma yapıldı.

Kazı başkanı Yrd. Doç. Dr. Sağlamtimur, AA muhabirine, Siirt’te 1963 yılında ilk sistemli arkeolojik araştırmaların Chicago Üniversitesinden Robert John Braidwood ve İstanbul Üniversitesinden Halet Çambel tarafından başladığını, uzun bir süre sonra ise yine Chicago Üniversitesinden Guillermo Algaze ve ekibi tarafından Dicle ve Fırat Yüzey Araştırmaları Projesi Kapsamında 1988-1990 yılları arasında bölgede tekrar arkeolojik yüzey araştırması gerçekleştirildiğini söyledi.

“Höyük ve kale 70-80 metre su altında kalacak”

Bu araştırmada Botan Vadisi’nin de kapsamlı araştırıldığını, bu alanda farklı dönemlere ait 38 yerleşim yeri tespit edildiğini hatırlatan Sağlamtimur, şöyle dedi:

“2000 yılında ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi Tarihsel Çevre Değerlerini Araştırma Merkezince ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nce yapılan araştırmalarda daha önce tespit edilen yerleşim yerlerinde ve özellikle Çattepe Höyükte araştırmalar yapıldı. Ilısu Barajı nedeniyle bölgede yapılan arkeolojik araştırmalar sonucu daha önceden yapılan araştırmalardan elde edilen veriler ışığında 2009 yılında yeniden başlayan kazı çalışmalarıyla ilgili gönül isterdi ki daha uzun çalışalım ancak baraj sanırım önümüzdeki birkaç yıl içerisinde su tutmaya başlayacak. Geç Roma’nın Doğu’daki son sınır kalesi gelecek yıl su altında kalabilir. Höyük ve kale 70-80 metre su altında kalacak. Çattepe Höyükte höyüğü içine alacak şekilde Geç Roma kalesi var. Kalenin surları var. Kalenin tamamını açmamız çok zor. 20 metreye yakın modern köy kalıntıları ve arkeolojik dolgu toprak var. Etrafındaki Roma surlarını açmaya başladık. Dicle tarafından Kaleye girişi bulduk. Bu alanda kaleye giriş bir asma köprü ile sağlanmış, onun dışında höyükte M.Ö. 4 bin yıl ve sonraki dönemlere ait bazı buluntular var. Höyüğün etrafındaki Geç Roma-Erken Bizans döneminde yapılmış olan kalenin surları kısmen sağlam durumda.”

Yrd. Doç. Dr. Sağlamtimur, Botan vadisinin güneyi ve Dicle boyunca Part ve Sasani dönemlerine ait başka kalıntılar da bulunduğunu ifade ederek, “Çattepe’deki Geç Roma Kalesine benzer, yakın tarihlerde inşa edilmiş olan Bezabde kalesi var. Ilısu Barajı gövdesine yakın bir bölgede olan bu kale arasında bir bağlantı var. Bütün bu Genç Roma kaleleri suyun hep batı tarafında. Geç Roma ve daha öncesi için bu alana sahip olmak bütün dönemler boyunca özel bir önem arz ediyor olmalı” dedi.

“Böyle bir höyükte 90-100 yıl çalışsak yetmez”

Sağlamtimur, höyük üzerinde bulunan kalenin bazı alanlarda duvar kalınlığının yaklaşık 2.5 metre olduğunu duvarlarının çoğunlukla siyah bazalt taşlardan yapıldığını, farklı dönemlerde tadilattan geçirildiğini tespit ettiklerini söyledi.

Kale duvarlarının korunan yüksekliğinin bazı alanlarda 10-15 metreye kadar ulaştığına dikkati çeken Sağlamtimur, “Bazalt duvarların bittiği alanların üst kısmında 39 santimetre uzunluğunda 26 santimetre eninde II. Constantius (MS 337-361), Constantius Gallus (MS 351-354) dönem tarihlenmektedir. Botan Vadisinin güneyinde Dicle boyunca Part ve Sasani dönemine ait bazı kaya kabartmaları ve kaya mezarları bu etkinin bölgeye kadar ulaştığının kanıtıdır” diye konuştu.

Sağlamtimur, Ortaçağ’da Arapça yazılı belgelerde bahsi geçen liman yapısının Dicle Nehri’nin kenarında ortaya çıkarıldığını vurgulayarak, limana höyük yamacına inşa edilen idari yapıların içerisinden geçen taş merdivenler aracılığıyla ulaşıldığını belirtti.

Kireç taşından yapılan merdivenin 23 basamak olduğunu ifade eden Sağlamtimur, şöyle konuştu:

“Tabanda bulunan son birkaç basamak mal yüklemede kullanılmış olabilir. Basamakların bittiği yerin kuzey ve güneyinde Dicle Nehrine dik uzanan iki duvar bulunmaktadır. Bu duvarların büyük bir kısmı liman yapısının suyun içinde kalan kısmını oluşturmaktadır. Kelek veya sal gibi taşıma araçları ile yükleme ve boşaltma Dicle Nehrinin akıntısından etkilenmeden bu alanda güvenli bir şekilde yapılmış olabilir. Aşağıda bir liman yapısı var ve bu Geç Roma döneminde Sarnıç olarak kullanıldıktan sonra limana dönüşmüş. Dicle Nehri yatağını değiştirip kaleye dik geldikten sonra o alan Sarnıç görevini bırakıp liman olarak kullanılmaya başlanmış. Liman olduğunu hem antik kaynaklarından ve hem de özelikle Arap coğrafyacılardan biliyoruz. Eldeki veriler ışığında liman yapısının daha erken dönemlerde kullanıldığı yönünde bir şey söyleyecek durumda değiliz. Ancak yerleşimin bulunduğu alanın stratejik ve jeopolitik konumu itibarıyla erken dönemlerde de liman olarak kullanılmış olması akla yatkındır.”

Sağlamtimur, kazı çalışmaları için bölgeye geldiklerinde höyüğün üstünde kısmen terk edilmiş 69 ev bulunduğunu anlatarak, “Bakanlık bu evlerin tamamını istimlak ettikten sonra evlerin bir kısmını yıkıp kazılara devam ettik. Gönül isterdi ki, daha uzun süre çalışalım, böyle bir höyükte 90-100 yıl çalışsak yetmez. Buradaki kazılardan elde ettiğimiz bilgiler bölge tarihi için önemli sonuçlar verdi” dedi.

21.11.2013 haberler.com