Tarihi Su Kemerleri Yok Oluyor

707

İzmir’in 5 bin yıllık tarihinde birçok medeniyetlere ev sahipliği yapan Foça ilçesinde Ortaçağ dönemine ait tarihi su kemerleri, bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 

Fransız Arkeolog Felix Sartiaux’un araştırmalarına göre Ortaçağ’da yapıldığı tespit edilen ve 20. yüzyılın başlarına kadar kullanılıp, şehrin içme suyu ihtiyacının büyük bir kısmını sağlayan tarihi su kemerleri ilgi bekliyor. Tarihi kaynaklarda Le Bruyn adlı tarih araştırmacısının 17. yüzyılda Foça’da yaptığı incelmelerde 180 olduğunu belirttiği su kemerlerinden günümüze ancak 32 tanesi ayakta kalabildi.

Foçalı tarih araştırmacısı Ruhi İyigün, tarihe tanıklık eden kemerlere yerel yönetim ve Kültür Bakanlığı tarafından sahip çıkılmasını istedi. İyigül, “Kemerlerin günümüzdeki hali gerçekten içler acısıdır, üzüntü vericidir. Ben özellikle saydım, 180 tane kemerden günümüze intikal eden ancak 32 tanesi kalmış. Bundan önce kemerlerdeki taşların büyük bir çoğunluğu, öyle zannediyorum ki çeşitli maksatlarla sökülmüş ve yok olup gitmişler. Bir kısmı da yol açma maksadıyla yok olup gitti. 1970 yılı öncesi özellikle henüz beton yokken, Foça’da ev yapımında, temel inşası sırasında birçok insanın bu taşlardan kullandığını biliyoruz. Bir de kentin halk pazarı bu tarihi yapının hemen yanı başına kuruluyor. Taş ihtiyacı olan, kazık çakan, yanında çekici olmayan pazarcılar görüyoruz ki gelip bu kemerlerden bir tane taş alıyor, kazığını buradaki taşlarla çakıyor. Ondan sonra o taş derenin içine atılıyor ve kemer duvarları bu şekilde yavaş yavaş yok olma seviyesine geliyor. Maalesef kemerler talan ediliyor. Adeta kaderine terk edildi diyebiliriz. Üzerlerine sprey boya ile çeşitli anlamsız yazılar yazıldığını görüyoruz ki bunlar çok acı. Bu soruna bir an önce el atılarak, tarihimize sahip çıkılması ve kemerlerin temizlenip ışıklandırılması gerektiği kanaatindeyim. Tarihimiz günden güne yok oluyor, en azından elimizde kalanlara sahip çıkalım. Tarihimize sahip çıkmak adına en basitinden kemerlerin hemen yanı başındaki dere yatağı pislikten kurtarılabilir veya dere yatağı ıslah edilebilir. Buradaki yabani otlar, kendiliğinden çıkan sazlıklar kaldırılabilir. Burası açılıp halkın görüşüne sunulabilir, akşamları ışıklandırılabilir. Bunlar basit şeyler, bunları Anıtlar Kurulu’ndan ziyade yerel yönetimlerin de yapabileceğini düşünüyorum. Çünkü fazla masraf gerektirmeyen bir iş. Zaten yok olmak üzere olan bir yapı. Pazar yeri girişinden minibüs durağına kadar olan kısmı kaldı, diğer yerlerin sadece temelleri kaldı. Öyle zannediyorum ki yakında bunları da göremeyeceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na da buradan bir ricamız var; lütfen buyursunlar, gelsinler, bu tarihi yapıyı görsünler. Ne yapılması gerekiyorsa yapılsın ama bir an önce sahip çıkılsın. Bunlar bir kültürdür, toplumun değeridir. En azından elimizde kalana sahip çıkalım diyorum” dedi.

“148 KEMER KAYIP”

Moloz taş ve kesme taştan yapılı kemerlerin mimari ve tarihi değerine dikkat çeken İyigün, tarihi su kemeri hakkında şu bilgileri verdi:

“Su kemerlerinin yapılış tarihi hakkında elimizde kesin bir bilgi yok ama Ortaçağ’da yapıldığı bilinmekte. Su kemerlerinin kemer yapıları 180 tane olup, toplam uzunluğunun 500 metre olduğu bilinmektedir. Fakat günümüzde sayacak olursak bu kemerlerden ne yazık ki 32 tanesinin var olduğunu, diğer kemerlerin kayıp olduğunu görüyoruz. Kemerlerin köşeleri kesme taştan, diğer bölümler moloz taştan yığma olarak yapılmıştır. Üzerinde ise killi topraktan yapılan, künk dediğimiz borular ile bazı tarihçilere göre Meşindere suyunu, bazı tarihçilere göre de Meşindere üzerinde bulunan bir gölün suyunu Foça’daki üç ayrı çeşmeye nakletme amacıyla kullanılmıştır. Bu su kemerlerinin 1920’li yıllara kadar kullanıldığını biliyoruz.”

“FOÇA’DAN OSMANLI SARAYINA SU GİDİYORDU”

1920 yılına kadar Foça şehir merkezinde mevcut bulunan üç tane çeşmeye içme suyu taşıyan kemerlerin özellikle yaz aylarında suyun eksildiği zamanlarda az ilerisinde bulunan Katrali isimli bir kuyudaki su ile takviye edildiğini anlatan İyigün, şimdilerde üzeri kapalı bulunan Katrali Kuyusu’nun da en az su kemerleri kadar önemli bir tarihe sahip olduğunu söyledi. Birçok tarihçi tarafından kaleme alınan yazılarda Katrali Kuyusu ile su kemerinin özdeşleştirildiğini vurgulayan İyigün, Katrali Kuyusu’ndan 1700-1800’lü yıllarda Osmanlı sarayına ve İzmir’deki Levanten mahallesindeki dönemin lüks restoranlarına gemilerle su gönderildiği yönünde bilgilerin bazı tarihi kaynaklarda yer aldığını belirtti. Tarihi kemerlerin ve kuyunun günümüze kadar ulaşamamasını ilgisizlik olarak değerlendiren İyigün, “Katrali Kuyusu, aynı zamanda dönme dolaplı bir kuyu idi. Buradaki su, künklere takviye edilerek Foça’nın su ihtiyacını karşılamaktaydı. 1970’lere kadar var olan kuyunun üzeri, günümüzde her ne hikmetse toprakla kapatılmış durumda. Bizim çocukluğumuz buralarda geçti. Hatırladığım kadarıyla iki katlı büyük, sarnıç tipi bir kuyu idi. İki katlı kuyu olur mu demeyin, evet oluyor. Kuyuya merdivenle indikten sonra büyükçe bir çember şeklinde demir döşeli idi. Onun altında bir kat daha vardı ve baktığımız zaman suyu adeta boncuk mavi bir berraklıkta idi. Foça’nın en güzel suyuna sahip olan bu kuyu da maalesef bugün kapalı” diyerek, Foçalıların yaklaşık bir asırdır tarihe sahip çıkmak yerine, yok oluşuna sadece seyirci kaldığını söyledi.

26.11.2013 Yenigün