Antik Çağ İnsanı Neyle Besleniyordu?

652

Antik çağda insanların beslenme alışkanlıklarına ilişkin yürütülen araştırmada, o dönemin yemeklerinin, tahıl ve baklagiller ağırlıklı olduğu sonucuna ulaşıldı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Pala’nın yaptığı ‘Antik Çağda Özellikle Troya’da Gıda ve Beslenme’ konulu araştırma tamamlandı. Antik çağda insanların beslenme alışkanlıklarına ilişkin yürütülen araştırmada, o dönemin yemeklerinin, tahıl ve baklagiller ağırlıklı olduğu sonucuna ulaşıldı.

Çalışmada, antik çağ insanlarının menüsünün temelini arpa ve buğday gibi tahıllar ile bazı baklagillerin oluşturduğu, bunların yanı sıra et, balık, sebze, meyve de tüketildiği saptandı.

Pala, yaptığı açıklamada, ünlü ozan Homeros’un İlyada ve Odysseia destanları başta olmak üzere hem dönemin yazarlarından kalan eserler hem de arkeolojik çalışmalardan elde edilen buluntuların, o dönem insanların gıdalarına ilişkin önemli bilgiler verdiğini söyledi.

Antik çağa ait yazılı belgelerin çoğunda günlük diyetin sitos (tahıl bazlı) ve opsa (bitki ve hayvan proteinleri) olmak üzere ikiye ayrıldığını belirten Pala, şöyle devam etti: “Tahıllarla (buğday, arpa, yulaf, darı) bazı baklagiller (bakla, fasulye, nohut, mercimek, bezelye), antik diyetin temelini oluşturuyordu. Bunlara et, balık, sebze ve meyvenin eklenmesiyle diyet tamamlanıyordu. Dönemin başlıca tahılları arpa ve buğdaydır. Bu tahıllardan kek, lapa, ekmek ve diğer tahıl ürünleri de yapılıyordu. Dönemin sebzeleri ve aromatik bitkileri ise sarımsak, soğan, pırasa, lahana, yabani ıspanak, kereviz, semizotu, turp, tere, kuzu kulağı, kekik, mercan köşk, nane, anason şeklinde sıralanabilir.

Antik çağda et ve balık, üst düzeyde önem verilen gıda maddeleriydi. Hayvan beslemek, tahıl ve bitki yetiştirmekten daha pahalıydı. Antik dönemde balık, bol bulunan bir gıda kaynağı olsa da balık sürüleriyle beklenen zamanda karşılaşılamamış, orkinos gibi büyük balıkların yakalanması zor ve pahalı bir işmiş. Çiftlik hayvanları, kasaplık amacından çok sütü, yünü ve iş gücü için kullanıldı. Pahalıya mal olan etin geniş çaplı tüketimi, zenginliğe işaret ediyor. Antik çağda tüketilen etin büyük bir çoğunluğunu, kurban edilme törenleri sırasında kesilen hayvanlar oluşturuyordu.”

‘Sütü şehirlilerden çok köylüler içerdi’

Pala, antik Yunan ve Roma yazılı belgelerinde, etin muhafaza edilerek saklandığı bilgisinin yer aldığını aktardı. Balıkların açık havada kurutulduğu, tütsülendiği veya tuzlandığını, etlerin de yine tuzlanarak muhafaza edildiğini anlatan Pala, “Garum olarak bilinen sos, tuzlanmış balığın güneş altında birkaç hafta fermente ettirilmesi sonrasında hazırlanmış” ifadesini kullandı.

Eski Yunan’da sütü, şehirlilerden çok köylülerin içtiğini kaydeden Pala, peynire sütten daha fazla önem verildiğini aktardı.

Antik çağda en fazla yetiştirilen meyvelerin, armut, elma, ayva, dut, kızılcık, nar, üzüm, incir, zeytin, badem ve fındık olduğunu söyleyen Pala, “Antik çağda, çoğu Yunan ve Roma evinde mutfak yoktu. Yemek yapılmak istendiğinde küçük taşınabilir bir ocak ve tavalardan yararlanılıyordu” diye konuştu.

06.12.2013 Radikal