Marmaray Kazılarından Çıkan Bin Yıllık İskeletler İncelendi

893

Marmaray kazı çalışmalarından çıkan eski çağlara ait kemik ve kafa tasları incelenerek, o dönemde yaşayan insanların fiziki yapıları, beslenme şekilleri ve sosyal hayatlarıyla ilgili önemli bulgulara ulaşıldı. Fiziksel olarak orta boylu, kadınlar 1.58-1.59 metre civarında, erkekler 1.60-1.68 metre civarında, çocukların ortalama yaşam süreleri 13 yaş, erişkin insanların yaşam süreleri 30-35 yaş civarında çıktı.

Konuya ilişkin açıklama yapan Yıldız Teknik Üniversitesi İstanbul Tarihi Yarımada Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSTYAM) Biyolojik Materyal İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Görgülü, ağırlıklı olarak Marmaray kazılarından çıkan bin yıllık iskeletler üzerinde incelemelerde bulunduklarını söyledi.

Görgülü, inceledikleri kemiklerde kimliklendirme işlemi yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Kimliklendirme de o dönemde yaşayan insanların, yaş, boy, cinsiyetlerini ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda iskeletler üzerinde yaptığımız incelemelerde, insanların hastalıkları, beslenme biçimleri ve bazı bulgularla kişinin işi, gücü, mesleği, yaşam biçimi konusunda da değerlendirmelerde bulunabiliyoruz. Ayrıca genetik kimliklendirme dediğimiz olayda da kemiklerden DNA elde edip bunlarla genetik yolculukları ortaya çıkarıyoruz. İnsanların eğer genetik bir rahatsızlıkları olduysa, DNA üzerinde iz bırakmış olan o hastalıkları da ortaya çıkarma imkanımız var. Bu teknolojilere ülkemiz sahip. Bu yıl içerisinde elde ettiğimiz verileri de yayınlama imkanı bulacağız.”

İskeletler üzerinde yapılan araştırmalarda o dönemdeki insanların yaşamlarına dair önemli bulgulara ulaştıklarını anlatan Görgülü, kişilerin yaşam biçimine bağlı olarak kireçlenmeyle ilgili birtakım bulgulara rastladıklarını bildirdi.

Görgülü, yapılan incelemelerde, Yenikapı’da yaşayan insanların iyi bir beslenme şekline sahip olduğunun saptandığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Biz bunlara ‘Yenikapı toplumu’ diyoruz. Liman toplumu bu insanlar. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan kazılardan çıkarılan iskeletler üzerindeki incelemelerde beslenme konusunda ciddi sıkıntılar olduğu belirlenmişti. Yenikapı toplumu dediğimiz liman toplumundaki insanların, beslenme açısından çok sıkıntı içerisinde olmadıkları bilgisine ulaştık. Bu insanların 20’lik dişlerinde de çok ciddi bir düzgünlük saptadık. Günümüzde 20’lik dişler bayağı bir sorun olmaya başladı. Ancak kazılardan çıkan çene kemiklerini incelediğimizde, 20’lik dişlerin düzenli ve düzgün olduğunu gördük. Bu durumu, o dönemde ve günümüzdeki beslenme alışkanlıklarına bağlıyoruz. Günümüze kadar yaşanan beslenme değişiklikleri, çenemizin gittikçe küçülmesine yol açmıştır. Küçülme de 20’lik dişler için çenemizde yeterli yerin olmamasına, bu da sonuç olarak günümüzde 20’lik dişlerde sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Zamanını bilemem ama bir gün belki 20’lik dişler de ortadan kalkacak.”

“Kemiklerden 24 örnekten DNA elde etmeyi de başardık”

Görgülü, çocuk iskeletleri üzerinde de incelemelerde bulunduklarını ve bazı bulgulara ulaştıklarını ifade etti.

Halk arasında eski insanların devasa ve iri oldukları yönünde bir inanışın olduğunu ancak incelemelerde bunların doğru olmadığını gördüklerini söyledi.

Görgülü, incelemelerde o dönemde yaşayan insanların fiziki yapılarıyla ilgili saptamalarda da bulunduklarını aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İskeletler üzerinde yaptığımız incelemelerde, fiziksel yapı olarak bu insanların orta boylu olduğunu saptadık. Kadınlar 1.58-1.59 metre civarında, erkekler 1.60-1.68 metre civarında. O dönemlerde çok çocuk ölümleri olduğu bilgisine ulaştık. Çok çocuk iskeleti vardı. O dönemin tıbbi şartları, enfeksiyon hastalıkları, doğal afetler, çevresel faktörler, çocuk ölümlerinin fazla olmasına yol açmış. Günümüzle kıyaslayacak olursak elbette ileri değil. Çocukların ortalama yaşam süreleri 13 yaş civarında iken, erişkin insanların yaşam süreleri 30-35 yaş civarında çıktı. Kemiklerden 24 örnekten DNA elde etmeyi de başardık. Çünkü çok eski çağdan değildi bunlar. Bunlar içerisinde de 11’inde anne soyunu ve nereden geldiğini öğrenebildik. Örneğin, bu insanların anne soylarının Ön Asya ve Mezopotamya’dan geldiği ortaya çıktı. Baba soyları için şu anda bir şey diyemiyoruz.”

National Geographic’in “Genographic” adlı bir projeyi sürdürdüğünü dile getiren Görgülü, 2004 yılında ortaya çıkan projenin Anadolu ayağını yürüttüklerini söyledi.

Görgülü, tükürük örnekleri üzerinden incelemeler gerçekleştirdiklerini belirterek, “Alınan basit bir tükürük üzerinden anne ve baba soyunun binlerce yıllık genetik yolculuğu ortaya konuyor. Tükürükten elde ettiğimiz DNA ile binlerce yıllık tarihsel yolculuğu ortaya çıkarabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

04.01.2014 Hürriyet