İtalya’daki Lecce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Francesco D’andria, “Lykos (Çürüksu) nehri vadisinin güzel manzarası aslında dramatik bir jeolojik gerçekliği saklamaktadır. Arka arkaya olan depremler başta Maiandros üzerindeki Tripolis, Hierapolis ve Laodikeia olmak üzere bölgenin önemli kentlerini tahrip etmiştir” dedi. 

Hierapolis Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. D’andria, Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü’nce (AKMED) düzenlenen “Cehennemden Cennete, Hierapolis’te Yeni Arkeolojik Buluntular” konulu söyleşide, yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

D’andria, Pamukkale yakınlarındaki Hierapolis kalıntılarının yer aldığı, Termal suyun oluşturduğu beyaz travertenlerin, “Beyaz Cennet” diye adlandırıldığını söyledi. “Beyaz Cennet”i oluşturan kalsiyum karbonat açısından zengin Termal suyun, sismik fayın ana kayada oluşturduğu derin bir yarıktan yeryüzüne çıktığını anlatan D’andria, “Lykos (Çürüksu) nehri vadisinin güzel manzarası aslında dramatik bir jeolojik gerçekliği saklamaktadır. Arka arkaya olan depremler, başta Maiandros üzerindeki Tripolis, Hierapolis ve Laodikeia olmak üzere, bölgenin önemli kentlerini tahrip etmiştir” diye konuştu.

Hierapolis sismik kırığının, sadece 35 derecedeki suyun çıktığı mağara ve oyukları oluşturmadığını vurgulayan D’andria, aynı zamanda oksijene oranla yüzde 95 yoğunluğa ulaşan karbondioksit gazı da yaydığını ifade etti.

D’andria, bu alana yaklaşan canlıların boğulma tehlikesiyle karşılaştığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Antik Çağ’da gözlemlenmiş bu olay, günümüzde de devam etmektedir. Geceleri toprağın derinliklerinden çıkan sıcaklığa doğru gelen kuşlar, gazla zehirlenmekte ve bu olay yeraltı tanrılarıyla onların kralı Hades-Pluton ile bağlanarak doğaüstü olarak yorumlanmıştır. Beyaz Cennet’in şelalelerini oluşturan ana Termal kaynak, ‘Cehennem Kapısı’ olarak adlandırılan girişten çıkmaktadır. Böylece olumsuz ve korkutucu gerçeklik, insanların hayal gücü tarafından tam tersi olan Beyaz Cennet’e çevrilmiştir.”

D’andria, 2011 ve 2012 yılı araştırmalarında gerçekleştirilen topoğrafya çalışmalarının ciddi sonuçları ortaya koyduğunu belirtti. Aziz Philippus mezarının etrafında inşa edilen kilise ile taban döşemesinde restorasyon yapıldığını anlatan D’andria, Antik Çağ’da “Cehennemin girişi” olarak kabul edilen ve “Pluto’nun Kapısı” (Ploutonion) adı verilen yapıyı da ortaya çıkardıklarını hatırlattı.

Prof. Dr. D’andria, bu buluntuların tüm dünyada geniş yankı uyandırdığını, kazılarda ortaya çıkan verilerin tanıtılması amacıyla iki de makale yayınladığını sözlerine ekledi.

05.04.2014 haberler.com