“2 Bin Yıllık Eserlerimizi Ne Yazık ki Geçmişte Batı Müzelerine Kaybetmişiz”

458

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Günay: “Batı’nın topraklarında 200 yıllık eski eserler korunurken, biz 2 bin yıllık eserlerimizi ne yazık ki geçmişte Batı müzelerine kaybetmişiz”

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Turizm İşletmeciliği Bölümü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen “Sorumlu Somut ve Somut Olmayan Kültürel Miras Yönetiminde Politik Yaklaşımların Etkisi” başlıklı panel, BÜ konferans salonunda gerçekleştirildi.

Panelde konuşan Günay, Türkiye’nin eski uygarlıkların beşiği sayılan ülkelerden biri olduğunu belirterek, Mezopotamya, Ön Asya ve Ege Havzası’nın insanların ilk ayak izlerinin bulunduğu bir coğrafya olduğunu anlattı.

Türkiye’nin aynı zamanda bir geçiş ülkesi olduğunu ifade eden Günay, ülkenin insanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi.

Günay, insanlığın ortak tarihi ve mirasının bir anlamda koruyucusu durumunda olduklarına işaret ederek, Türkiye’de kültürel mirasın korunmasına ilişkin mevzuat hakkında bilgi verdi.

Ertuğrul Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu topraklarda bütün mirasa, herhangi bir ayrım yapmaksızın hepsine aynı gözle bakmamız ve insanlığın ortak mirası olarak geleceğe taşımamız lazım. Batı ile kıyaslandığında bizde koruma bilincinin oldukça geriden geldiğini görüyoruz. Batı’da müzeler kurulurken 19. yüzyılda bizde ilk defa koruma mevzuatı çıkmış. Eski kayıtlara göre, 1884’ten sonra ülkede ne kalmışsa onu korumaya başlamışız. 1950-51’deki yeni düzenlemeyle de Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu dediğimiz kurum kurulmuş. 20. yüzyılda Anıtlar Yüksek Kurulu kavramıyla tanıştık. Ondan önce koruma çeşitli kurumlara terk edilmişti. Yeni mevzuat düzenlemesi 12 Eylül’den sonra 1983’lerde yapıldı. Türkiye’de 35’in üzerinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu birimleri kuruldu.”

Batı’nın kültürel mirası koruma konusuna verdiği öneme dikkati çeken Günay, “Batı’nın topraklarında 200 yıllık eski eserler korunurken, biz 2 bin yıllık eserlerimizi ne yazık ki geçmişte Batı müzelerine kaybetmişiz. 1980’lerden sonra kültürel mirası koruma bilinci gelişirken, son düzenlemeler 2000 yılından sonra oldu. 2007 eylül başında bakan olmuştum. Aldığımda koruma hukuku açısından manzara gerçekten feciydi. Eski bakanlara laf dokundurmuyorum katiyen” ifadelerini kullandı.

Bakan olduğu dönem kültürel mirasa sahip çıkma konusunda yaptığı çalışmaları anlatan Günay, şunları kaydetti:

“Ankara’da Kültür Bakanlığı’nın tarihi binası, 1925 yılı yapımı ve erken Cumhuriyet dönemi mimarisi bir eserdir. Arkasına, çeşitli bakanlıklar kullanırken inanılmaz, 8 kat eklenti yapmışlardı. Buradaki bina özgün ve güzel bir yapı. Arkaya bir bina yapıp boyamışlardı. Bütün görünümü bozuyordu. Ben işe, kendi bakanlık binamızın 3 katını yıkarak başladım. Yani bakanlık, kendi dibinden ve binasından bile habersiz haldeydi. Kaleye çıkarken, birinci derece arkeolojik alana rölöve binası yapmışlardı. Sonra birinci derece arkeolojik alan olduğunu anlamışlar, binayı kullanmamışlar. Biz o arkeolojik alandaki binayı yıkmak zorunda kaldık. Ama yapan Kültür Bakanlığı düşünün. Dolayısıyla koruma bilinci konusunda ‘mum dibine ışık vermez’ durumundaydık. Kurulların altı boş gibiydi.”

Günay, bakanlığın kültürel mirası koruma bilinci oluşturma konusunda yaptığı hizmetleri anlattı.

10.04.2014 haberler.com