Batı Trakya’da Osmanlı Köprüsü, Roma Köprüsü Oldu

1300

Batı Trakya’da, Rodop ilinin Ircan köyünde bulunan ve Hacı Kasım Ağa tarafından 1649 yılında yaptırılan Osmanlı eseri bir köprü, 2008’de iki başına konulan tabelalarla “Roma Köprüsü” olarak adlandırıldı.

Batı Trakya’da, tarihi süreçte yaşanan sıkıntılara rağmen ayakta kalmayı başaran çok sayıdaki Osmanlı eseri, bölgedeki Türk kültürünün derin izlerini yansıtmaya devam ediyor.

Türk azınlığın yoğun olarak yaşadığı İskeçe, Gümülcine ve Dedeağaç bölgelerinde bazı eserler ayakta kalmayı başarırken, zaman içerisinde uygulanan politikalar ve ihmaller nedeniyle tahribata uğramış veya kimlik değiştirmiş çok sayıda eser bulunuyor.

Yunan devletinin, uzun yıllar süren ihmalin ardından son dönemde bazı eski eserlerle ilgili başlattığı restorasyon çalışmalarına rağmen, bölgede bakımsızlık nedeniyle yıkılan ya da yerel yönetimler tarafından çeşitli bahanelerle yıktırılan bazı tekkeler, çeşme ve mezarlıklar hala kaderine terk edilmiş durumda bulunuyor. Mezarlıklarda Osmanlı döneminden kalma tarihi mezar taşlarının ise bir bir yok olduğu gözleniyor.

Arkeolog Özcan Nuri, Batı Trakya’da geçmişte uygulanan politikalar ve ihmaller nedeniyle çok sayıda önemli tarihi eserin şu anda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu belirterek bölgedeki tarihi anıtların kurtarılmasının herkesin görevi olduğunu söyledi.

Türkiye’de gördüğü yüksek eğitimin ardından Batı Trakya’ya dönerek arkeolojik çalışmalar yapan Nuri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgede Türk izlerini yansıtan tarihi eserlerin korunmasında geçmişte birçok yanlış yapıldığını belirterek, bir an öce etkin önlemler alınması gerektiğini kaydetti.

Nuri, “Yunan devletinin özellikle geçmiş yıllarda bu eserlere iyi niyetle baktığı söylenemez. Ancak, bu konuda bizlerin de ihmali var. Sen kapını kilitlemezsen, tedbirini almazsan hırsız da girer, uğursuz da girer. Birilerinin amacı yıkmak ise bizim, azınlık toplumunun ve kurumlarının da görevi bunları korumak olmalı” dedi.

-“Eserlerin korunması için yasalara ve uluslararası prosedüre uyulmalı”-

Bu konuda bilinçli ve duyarlı şekilde hareket etmenin önemini vurgulayan Nuri, sadece şikayet etmenin yeterli olmadığını, yasalara ve uluslararası prosedüre göre adım atılması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Batı Trakya’daki eserlerimizi yıllar öncesinde fotoğraflarıyla ve çizimleriyle resmi kayıt altına almış olmalıydık. Bugün geriye kalanların kurtarılması ve yıkılanların eskiye uygun şekilde yeniden inşa edilmesi için ilgili kurumlara başvurmak lazım. Örneğin Gümülcine’de yıkılan tarihi Poppoş Tekkesi ve bazı eski çeşmeler gibi eserlerin yerel yönetimler tarafından yapılmasını beklemek boşunadır. Bu konuda verilen sözler arkası gelmeyecek seçim vaatlerinden başka bir şey değil.”

-“Eskiler korunmalı”-

Nuri, Batı Trakya’da son yıllarda inşaat izinleri verilmesiyle bazı yerlerde mimari değeri bulunan eski camiler yıkılarak yerine yenilerinin inşa edildiğini belirterek bunun yanlış bir uygulama olduğunu söyledi.

İhtiyaç olan yerlerde eski camileri yıkmadan yenisinin inşa edilmesi gerektiğini ifade eden Nuri, “Köylerde bazı küçük ama mimari değeri büyük olan eski camilerimiz bulunuyor. Bunların kimilerin yıkılıp yerine yenisi yapıldığını tespit ettim. Böyle giderse yakında eskiyi hatırlatan hiç bir şey kalmayacak. Bu yanlış. Eskilerin korunması çok önemli. İhtiyaç olan yerlerde eskileri yok etmeden başka yer bulunup cami inşa edilmeli. Eski camiler, Kuran kursu gibi amaçlarla kullanılabilir. Özellikle köylerimizde cami için inşaat izni alındığında yer bulmak zor olmasa gerek” diye konuştu.

-“Halk duyarlı ancak, bilinçsiz”-

Nuri, tarihi eserlerin korunmasında bölge halkının bilinçlendirilmesinin önem taşıdığını belirterek, özellikle genç neslin bilgilendirilmesinin gelecekte bu eserlerin korunmasına katkı sağlayacak temel unsuru oluşturacağını kaydetti.

Azınlık toplumunun kendi atalarına ait eski eserlere duyarlı olduğunu ancak gerekli bilince sahip olmadığını ifade eden Nuri, “Halkımızın bilgilendirilmesi lazım. Temel oluşturmak önemli. Halkımız bu eserlerin ne anlama geldiğini iyice anlamalı. İnsanlarımız bu konuya igili gösteriyor. Batı Trakya’ya döndüğümde yaptığım bazı çalışmalarda vatandaşlardan büyük ilgi gördüm. Ancak yeterli bilgi yok” dedi.

-“Eski eserleri ortaya çıkarıp tanıtmak görevimiz”-

Eğitimini tamamladıktan sonra döndüğü Batı Trakya’da kendi imkanlarıyla bazı çalışmalarda bulunduğunu ve bölgedeki köylerin büyük bölümünü gezerek tarihi eserlerle ilgili bir envanter hazırladığını anlatan Nuri, şöyle konuştu:

“Burada tarihte bir kültür yaşamış. Bunu ortaya çıkarıp göstermek ve tanıtmak bizim görevimiz. Ben bu konuda özel bir çalışma yaptım ve bölgedeki 450 köyü gezerek tarihi eserlerle igili bir envanter hazırladım. Sadece 5 bin Osmanlı döneminden kalma mezar taşı tespit ettim. Bunların çoğunun tarihi 1608-1890 yıllarında bulunuyor. Bu taşlar bir an öce koruma altına alınmalı.”

-Eserler yok oluyor-

Batı Trakya’da, Rodop ilinin Ircan köyünde bulunan ve Hacı Kasım Ağa tarafından 1649 yılında yaptırılan Osmanlı eseri bir köprü, 2008’de iki başına konulan tabelalarla “Roma Köprüsü” olarak adlandırıldı. İç savaş sırasında yerinden sökülerek suya atılan köprünün üzerindeki orijinal kitabesi köy camisinde saklanıyor.

İskeçe’de, kent merkezinde bulunan saat kulesi, 1972 yılında İskeçe Belediyesi tarafından Türk mimarisini temsil ettiği için önce yıkılması kararlaştırıldı ancak Türk azınlığın tepkileri üzerine bundan vazgeçildi. Daha sonra ise kuledeki kitabe ve ay yıldızlı kabartmalar parçalandı ve yanı başındaki cami de yıkıldı.

Gümülcine’de ise aralarında Sultan 1. Murat tarafından yaptırılan tarihi Poşpoş Tekkesi’nin de bulunduğu çok sayıda hamam ve çeşme zaman içerisinde çeşitli nedenlerle yıkılırken, kimilerinin yerine gerçeği ile ilgisi bulunmayan yapılar inşa edildi, bazılarının ise kimliği değiştirildi.

25.04.2014 Hakimiyet