Hayvanların ve bitkilerin evcilleştirilmesi insanlık tarihindeki en önemli olaylardan biridir. Ancak sürece dair bulgular arkeologlar tarafından nadiren bulunur. Türkiye’de 11 bin yıllık bir yerleşim alanında yapılan bir araştırma ilk çiftçilerin küçükbaş hayvanlarını köylerinin ortasında barındırdıklarını gösteriyor.

Ortadoğu’da arkeologlar tarafından çiftçiliğin kökenleri üzerine çalışma yapılan yüzlerce kazı alanı mevcut. Ancak bunların sadece birkaçı hikayeyi bütünüyle anlatabiliyor. Bunu anlayabilmek için araştırmalarda10500 ila 9500 yılları arasına tekabül eden avcılıktan toplayıcılığa, oradan da çiftçiliğe doğru ilerleyen sürecin belirtilerinin görülmesi gerekiyor. Melendiz Nehri’nin kıyılarında yer alan Aşıklı Höyük’te daha önce yapılan araştırmalar, bu bölgenin hayvan evcilleştirmenin ilk aşamalarının yaşandığı yer olabileceğini göstermişti. Arizona Üniversitesi’nden Mary Stiner ve ekibi 10.400 – 10.100 yıl öncesine tarihlenen bir tabakada intensif tarımın yapıldığını gösteren hububat, mercimek ve ceviz gibi tarım ürünlerinin kalıntılarına rastladı. Ancak bu tabakanın en eski bölümlerinde tavşan, kaplumbağa, balık gibi çeşitli vahşi hayvanların yanında keçi, sığır, geyik ve koyun gibi büyük hayvanların da kemiklerine rastlandı. Bunlardan en ilgi çekeni ise koyundu. Çünkü bulunan kemiklerin yarıya yakını koyunlara aitti.

10.200 yıl öncesinden itibaren bu katmanda bulunan vahşi hayvanların oranı değişmeye başlıyor. Vahşi hayvanlar azalırken koyunlar onların yerine geçmeye başlıyor ve düzenli olarak sayıları artıyor. 9500 yıl önce bölgedeki koyun sayısı tüm hayvanların % 90’ını oluşturuyor. Araştırmacılara göre kemiklerin yaş ve cinsiyet dağılımı aktif bir sürü yönetiminin, yani koyun gütme faaliyetinin varlığına işaret ediyor. Bulgulara göre dişi koyunların sadece %11’i 6-7 yaşından önce ölüyor. Erkeklerde ise bu oran %58. Bu durum çiftçilerin dişileri üretim için koruduklarını gösteriyor.

Ancak bu hayvanlar nerede barınıyordu? Bulunan tezek yığınları bu hayvanların köyün içinde veya yakınında barındığını gösteriyor. Mikroskop altında yapılan incelemelere göre tezekler çimen, hasır otu, tohum gibi koyunların sevdiği bitkiler bakımından zengin.

Araştırma ekibi, hayvanlar morfolojik olarak hala yabani olmalarına rağmen sürünün köyün içinde barındırıldığı sonucuna vardı. Bulunan kemiklerin boyutları bu hayvanların günümüz evcil koyunlarına göre daha büyük olduklarını gösteriyor. Bu hayvanlar muhtemelen davranış olarak da hala yabaniydiler. Hatta bazı hayvanların köye çok gençken çocukların oynaması için getirildikleri tahmin ediliyor.

Peki köylüler bu koyunları başarılı bir şekilde avlayabilirken neden köye getirerek evcilleştirme ihtiyacı duydular? Stiner ve ekibine göre Aşıklı Höyük Melendiz Nehri kıyısındaki verimli topraklarında kuruluydu ve ekin tarımı için çok elverişliydi. Bu verimli topraklar kalıcı bir köy kurmak ve yerleşmek için uygundu. Yerleşim alanından ayrılmak ve av için dışarıda fazla zaman geçirmek köylüler için zor oluyordu. Bunun yerine ihtiyaç duydukları eti elde etmek için hayvanları köy içine getirerek burada besleme yoluna gittiler. Böylece İlk çiftçiler daha uysal hayvanları seçip köye getirerek hayvan evcilleştirmeye başladılar. Zamanla genetik değişimler evcil koyunları ortaya çıkardı.

Zooarkeologlar Aşıklı’da bu araştırmalar neticesinde hayvan evcilleştirme faaliyetlerinin ilk örneklerini buldular ve bu bulguları destekleyen yeni veriler elde etmek için çalışmalara devam ediyorlar.

29.04.2014 Science Magazine Çeviri: Cüneyt ACAR