Osmanlı Mirasına Sahip Çıkan Amerikalı

575

100 yıldır enkaz olarak duran tarihi Edirne Sarayı’nın restorasyon ekibine ABD’li tarihçi Prof. Dr. Heath Lowry ilham veriyor. Lowry: ‘Osmanlı eserlerinin ortaya çıkarılıp hayat bulmasına katkı yapmak ve Türkiye’deki meslektaşlarıma örnek olmak bana gurur veriyor’.

Bir asırdan fazla süredir enkaz halinde duran Tarihi Edirne Sarayı’nın restorasyon ekibinde yakın zamanda Türk vatandaşlığına geçen ABD’li tarihçi Prof. Dr. Heath Lowry de yer alıyor. Bir tarihçi olarak Trakya ve Balkanlar’a inşa edilen muhteşem eserlere kayıtsız kalamadığını belirten Lowry, “Artık Türk vatandaşıyım. Osmanlı mirası benim için de önem taşıyor” diyor.

Restorasyon ekibinin başkanı Doç. Dr. Mustafa Özer ise Lowry’nin, fikir ve önerileriyle ufuklarını genişlettiğini söylüyor. Tarihçi Lowry’nin dahil olduğu restorasyon ekbinin başında Doç. Dr. Mustafa Özer (solda) bulunuyor.

Osmanlı döneminin en ihtişamlı yapılarından biri olarak kabul edilen ancak 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda yerle bir olan Edirne Sarayı’ndaki arkeoloji ve restorayon çalışmalarında sona gelindi. Günümüze ulaşan yapılardan saray mutfağı ve kum kasrı hamamının restorasyonu yapılırken, sarayın ana yapısı olarak kabul edilen Cihannüma Kasrı için ise proje hazırlanıyor. “93 Harbi” olarak anılan savaş sırasında cephanelik olarak kullanılan ancak savaşın kaybedilmeye başlanmasıyla cephanenin düşman eline geçmemesi için dönemin valisi Cemil Paşa’nın ermiyle havaya uçurulan Edirne Sarayı, 100 yılı aşkın süredir adeta enkaz halinde bulunuyordu. Toplam 3 milyon metrekarelik alan üzerine yayılan tarihi sarayın eski ihtişamlı günlerine dönmesi için TBMM, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği ve Bahçeşehir Üniversitesi ortaklığında 2009 yılında kazı ve restorasyon çalışmaları başlatıldı.

Projenin başında, Bahçeşehir Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Mustafa Özer var. Edirne Sarayı’nın yeniden hayat bulması için uğraş veren ve ekipte yeralan bir diğer isim ise Amerikan kökenli tarihçi Heath Lowry. Kuzey Yunanistan, batı Trakya, Makedonya ve Trakya’daki erken dönem Osmanlı eserlerini ortaya çıkarmak için araştırmalarını sürdüren Lowry, “Türkiye’de erken dönem Osmanlı eserleri ve kazı çalışmaları konusunda maalesef yeterli çalışmalar yapılmıyor. Bir tarihçi olarak Trakya ve Balkanlar’a inşaa edilen muhteşem eserlere kayıtsız kalamazdım. Edirne Sarayı’na yıllarca sahip çıkılmaması beni derinden üzdü. Mustafa Hoca’nın gayretini görünce ben de projeye katkı vermek için kolları sıvadım ve ekibe dahil oldum. Kendisi bu proje için gecesini gündüzüne katıyor. Artık Türk vatandaşıyım. Osmanlı mirası benim için de önem taşıyor. Erken dönem Osmanlı eserlerinin ortaya çıkarılıp hayat bulmasına katkı yapmak ve Türkiye’deki meslektaşlarıma örnek olmak bana gurur veriyor” dedi.

‘Balkanlara açılan kapıydı’ Edirne Sarayı kazı ve restorasyon çalışmalarının başında bulunan Doç.Dr.Mustafa Özer ise “Heath hocamız fikir ve önerileriyle ufkumuzu genişletti. Lowry, ön planda olmak istemeyen biri ancak bilinmelidir ki projenin hayat bulmasında emeği olan insanların başında gelmektedir” diye konuştu.

Kazı ve restorasyon çalışmalarında sona yaklaşıldığını dile getiren Özer, enkazdan geriye kalan taşların yıllar içinde Edirne’deki kamu binalarının çalışmalarında kulanıldığını söyledi.

Özer, Edirne Sarayı’nın olduğu arazinin Çanakkale’de şehit düşen askerlerin ailelerine çiftçilik yapmaları için verildiğine de değindi.

10.06.2014 Milliyet