Galata Surları’ndaki Son Kapı da Kapandı

1184

Haliç Metro Köprüsü’nün Azapkapı’dan battığı yerde bir tarih gasbı meydana çıktı. Galata surlarından bugüne kalan Yanıkkapı, metro yüzünden kapanırken üzerindeki Doria ailesi yadigârı da unutulmaya mahkûm edildi.

Yakın dönemde İstanbul’daki toplu taşıma projeleri bir bir neticelendirilmeye devam ediyor. Diğer taraftan, yeni planların önündeki en büyük mani elbette şehrin coğrafî ve tarihî bakiyesi olan eserler. Nereye bir kazma vurulsa adeta bir tarih kuyusuna rast gelinecek desek mübalağa etmemiş olacağız. Şehrin mazisinin bu şekilde pek çok kez hırpalandığını, ecdad yadigârı mirasın hiçe sayılarak moloz yığınına dönüştüğünü hatırlatmakta fayda var. Gösterilen tedbirsizliğin ötesinde, tarihî eserlerin alenen heba edildiğine de çok kimseler şahittir. İstanbul Haliç’ine yapılan yeni metro köprüsünde de bunun örneklerini gördük. Yenikapı’dan başlayarak Azapkapı üzerinden Şişhane ve Taksim’e bağlanan yeraltı demiryolu, Cenevizlilerden kalma son açık kapı olan Yanıkkapı’ya bir perde çekti. Diğer ismiyle Harup Kapısı’nı ziyaret etmek isteyenleri artık çevresine istif edilmiş metal plakalar karşılarken, üzerindeki Ceneviz arması da ancak metroyla seyrinde görülebilecek bir-iki saniyeye mahkûm edildi.

Galata sırtları da bir zamanlar muhkem surlarıyla meşhurdu. İlk defa 12. yüzyılda I. Manuel Komnenos zamanında Bizans’tan imtiyaz elde etmeyi başaran Cenevizli tüccarlar, İstanbul’un karşı tarafı olan Pera’da mülk edinme hakkını elde etti. Bizans hükümdarları buraya bir garnizon kurarak surları yıktırsalar da yeni iştiraklerle Galata Surları inşa edilmişti. Zamanla Karadeniz sularında ticaret ağını geliştiren Cenevizliler, Azapkapı, Şişhane ve Tophane’ye kadar uzanan doğrultuda surları tahkim etti. Ticaret loncasıyla burada bağımsız bir teşekkül oluşturdular. Osmanlı dönemine gelindiğinde otonom yapısını yitiren bir ticaret üssüne dönüşmüş Galata, İtalyan soyluları için bir cazibe merkezi hüviyetini sürdürdü. Burada ikâmet edenler, kendi hanedanlığını ve ailesini simgeleyen armaları bina ve hanların üzerine işleyerek isimlerini yaşatmaya devam etti. Keza, surlar üzerinde görülen tamiratlar da aynı surette tecelli etti. Galata Surları, önemini zaman içinde yitirmekle beraber, 19. asrın sonralarında Şehremanetinin gadrine uğradı. Altıncı Daire, 1864 yılında çıkarılan bir kararla surların ekserini yıkma kararı aldı. Kapıların üzerinde bulunan armalı levhaların bu dönemde arkeoloji müzesine götürüldüğünü tarihî vesikalar naklediyor. Son yapılan idari tasarrufla birlikte, bugüne çıkabilmiş Yanıkkapı’nın da -ki 12 kapıdan sonuncusuydu- metro sebebiyle irtibatı kesildi. Galata tarihi hakkında en geniş malumat, Semavi Eyice’nin ifadesiyle bu kapılar üzerindeki armalardan edinilmişti.

Levha kör kazmaya kurban oluyordu

Bu kapının bir ehemmiyeti de Doria (D’Oria) ailesine ait kitabeyi taşıması. Yani Preveze Deniz Savaşı’nda Haçlı donanması amiralinin ailesi. Bu derece kıymete sahip olan tarihî anıt, 2005 yılında büyük bir kaza atlattı. Yapılan doğalgaz çalışması esnasında bir kepçe darbesine maruz kalmış ve üst tarafından bir bölümü kırılarak tahrip olmuştu. Akabinde, Mimarlar Odası levhaya demirden bir kafes yaparak ufak da olsa bir önlem alabilmişti. Metro inşaatına gelirsek, 1998 yılında başlayan metro çalışmalarının 2002 yılında bitirilmesi öngörülüyordu. Kültür ve Tabiat Anıtları Koruma Kurulu tarafından verilen olumsuz raporlarla proje bir süre ertelenmiş, nihayet 30 Mart seçimleri arifesinde tamamlanmıştı. Konuyu 13 Ekim 2006’da gündeme getiren Zaman Gazetesi, okuyucularına süreci şöyle aktarmıştı: “Güzergâh değişikliği gündeme geldi; ancak buna, kazısı yapılan tünellerin bir kısmı atıl kalacağı için belediye sıcak bakmadı. Koruma Kurulu’nun eski bir üyesi olan Kadir Topbaş, belediye başkanı seçildikten sonra, kendisinin hazırladığı ‘Metro Köprü Projesi’ni kurula kabul ettirmişti.”

13.06.2014 Zaman