Binlerce Yıllık Tarihe Dokunan Eller

666

DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nün yürüttüğü Seyitömer Höyüğü kazılarının 9’uncu yılında 70’i akademisyenler ve öğrenciler olmak üzere 300 kişi çalışıyor Kazı Grubu Başkanı Prof. Dr. Bilgen: “Burası, bölgenin hem sosyoekonomik hem de kültürel yapısına katkıda bulunan bir yerdir.

Kütahya’da, merkeze bağlı Seyitömer beldesindeki 5 bin yıllık höyüğün kurtarma kazısında çıkarılan kapların restorasyonunda görevli ekip, eski çağlarda insanların kullandığı eşyalara dokunmanın hazzını yaşıyor.

İl merkezine 25 kilometre uzaklığındaki alanda, orijinal yüksekliği 26, eni 140 ve boyu 150 metre olan Seyitömer Höyüğü’ndeki kurtarma kazısına, altındaki 12 milyon tonluk linyit kömürünün ekonomiye kazandırılması amacıyla 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğü’nce başlandı.

Geçmişi 5 bin yıl öncesine dayanan höyük, 1990-1995’te Afyonkarahisar Müze Müdürlüğü tarafından kazıldı. Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Genel Müdürlüğü ile Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörlüğü arasında imzalanan protokol doğrultusunda kazılar, 2006’da DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümüne devredildi.

Kazı Grubu Başkanı ve Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen başkanlığında, öğretim elemanı, öğrenci ve işçilerden oluşan kazı heyeti, 2006’dan bu yana her yıl altışar aylık dönemlerde kazıları sürdürüyor.

Önceki yıllarda 4 bin yıllık yanarak korunmuş insan beyinleri, kumaş parçaları, mercimek tohumları, saraya ait kalıntılar ve 2 bin 500 yıllık Pers kılıcı bulunan höyükten çıkarılan seramik eserlere ait parçalar, kazıevinde birleştirilerek sergilenmeye hazır hale getiriliyor.

-Alan çok geniş olduğu için kurtarma kazısı yapılıyor

Bilgen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 9’uncu kazı sezonunu bu ay başlattıklarını söyledi.

Kazıda bu yıl 70’i akademisyenler ve üniversite öğrencileri, kalanı bölgede yaşayan işçiler olmak üzere 300 kişinin görevli olduğunu belirten Bilgen, şöyle devam etti:

“Öğrencilerimiz hem alandaki kazı çalışmalarını hem de buradaki restorasyon, çizim, fotoğraf ve envanter işlemlerini yapmaktadır. En önemlisi ise eğitim öğretim yılı içinde bu öğrencilerimiz uygulama alanı bulmaktadır. Böylelikle burada mesleklerinde ilerleyerek daha fazla uzmanlaşma fırsatını yakalamaktadır. Bu yönden bakınca da öğrenciler için burası bir eğitim kazısı sayılabilir. Bize bu imkanı sağlayan DPÜ Rektörlüğü ile höyüğün de bulunduğu alanın işletmecisi Çelikler Elektrik Üretim AŞ yetkililerine teşekkür ederim.”

Kazı alanının çok geniş olduğunu vurgulayan Bilgen, bundan dolayı eserleri olduğu yerde bırakmak yerine kurtarma kazısı yaptıklarını anlattı.

Höyüğün en üst tabakasındaki Erken Tunç Çağı katmanlarını MÖ 3 bin, eteklerindeki Orta Tunç Çağı bölümünün ise MÖ 2 binli yıllara tarihlediklerini ifade eden Bilgen, “Bu yılki çalışmamızın ana hedefi, Orta Tunç Devri’ne ait buluntuları kurtarmak olacak” diye konuştu.

Geçen yıl 6 ayda envanterlik (sergilenebilecek özelliğe sahip) 2 bin 500 eseri Kütahya Müze Müdürlüğü’ne teslim ettiklerini aktaran Bilgen, bunun çok önemli olduğuna dikkati çekti.

Bilgen, işçilerin kazıdaki önemine değinerek, “Buradaki çalışmalara katılan işçilerimizin birçoğu yöredeki köylerden gelmektedir. Burasını bir çeşit sosyal proje olarak da görmekteyiz. Burası, bölgenin hem sosyoekonomik hem de kültürel yapısına katkıda bulunan bir yerdir” ifadesini kullandı.

-Parçaları birleştirip eserleri ortaya çıkarıyorlar

Kazının restorasyonunda çalışan Arkeoloji Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Nergiz Üstger ise höyükten çıkarılan seramik kap parçalarını aslına uygun olarak birleştirmeye çalıştıklarını bildirdi.

Höyükten elde edilen seramik eserlerin pek çoğunun kırık olduğunu söyleyen Üstger, şunları kaydetti:

“Bu parçaları ilk önce temizleyip daha sonra yapıştırıcılarımızla birleştiriyoruz. Daha sonra orijinal formlarına uygun olarak kalıplarını alıyoruz. Bu kalıpların boş kısımlarını alçıyla dolduruyoruz. Alçılarını da orijinaline uygun şekilde dolduruyoruz. Son temizliğini yaptıktan sonra müzelik hale geliyor.”

29.06.2014 haberler.com