Atatürk Baraj Gölü’nün suları altında kalmaktan 1991’de kurtarılan 11 bin yıllık Nevali Çori Tapınağı, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde yeniden kuruluyor.

Şanlıurfa Hilvan’da bulunan Nevali Çori, Atatürk Baraj Gölü’nün suları altında kalan arkeolojik yerlerden biriydi. Almanya Heidelberg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Harald Hauptmann’ın bilimsel danışmanlığında 1980’li yıların sonunda kazılan Nevali Çori, özellikle üretici yerleşik yaşamın, başka bir ifade ile Neolitik Çağ’ın başlangıcıyla ilgili verdiği bilgiler nedeniyle büyük ilgi uyandırmıştı. Neolitik Çağ genel olarak insanların yerleşik yaşama geçtiği, bazı bitki ve hayvan türlerini evcilleştirerek çiftçi bir yaşam tarzını benimsediği dönem olarak tanımlanabilir.

Neolitik Çağ toplumlarının Toros Dağları’nın kuzeyine geçmediği, Anadolu platosunun ikliminin bu tarz bir yaşam biçimine uygun olmadığı düşünüldü 1950’lere kadar. Neolitik’in Yakındoğu’dan Avrupa’ya yayıldığını iddia eden Gordon Childe bile yayılımın doğrultusunu yalnızca kıyı boyu olarak öngörüyordu. Ancak 1960’lı yıllarda Hacılar, Çatalhöyük, Çayönü gibi Neolitik yaşam biçimini temsil eden önemli yerleşmeler bulunması bu görüşün ne denli yanlış olduğunu göstermişti. Özellikle Güneydoğu Anadolu’da bu dönemin erken safhalarını yansıtan Çayönü, Hallan Çemi, Gusir Höyük, Nevali Çori, Göbeklitepe gibi yerleşmelerin bulunuşu, bu yaşam biçiminin ortaya çıkışında bölgenin önemli bir role sahip olduğunu gösteriyordu.

Yakındoğu prehistoryasının kurucularından Childe’ın devrimci ve yenilikçi toplumlar olarak tanımladığı Neolitik dönem insanı hammadde, teknoloji, mimari ve buluntu geleneklerindeki benzerliklerinin de gösterdiği gibi birbirleriyle sıkı bir iletişim içindeydi; benzeri bir sosyal organizasyona sahip, inançlar bakımından bütünlük gösteren oldukça karmaşık bir sosyo-ekonomik yapıya sahip topluluklardan oluşuyordu. Bunun en iyi göstergelerinden bir de tapınaklardı. İlk örneklerini Hallan Çemi ve Gusir Höyük’ten bildiğimiz bu özel yapılar, yine Güneydoğu Anadolu’daki Göbeklitepe, Çayönü ve Navali Çori yerleşmelerinde görüldüğü gibi giderek anıtsallaşmıştı.

Nevali Çori’de açığa çıkarılan tapınak, konutların bulunduğu bölgenin uzağında, yerleşmenin bir ucuna inşa edilmişti; yerleşme birçok kez yenilenirken tapınak da kullanılmaya devam etmişti. Yapının 14×14 metre boyutlarındaki tabanı söndürülmüş kireçle hazırlanan bir tür harç (terazzo) ile kaplıydı ve tabanın içine kanallar açılmıştı. Yapının duvarları boyunca uzanan sekiler ve bu sekilerin üzerinde belirli aralıklarla yerleştirilmiş 12 dikilitaş bulunmaktaydı. Mekânın orta kısmında da biri sağlam olarak günümüze kadar ulaşan iki dikilitaş yer alıyordu. Yüksekliği 2,35 metre olan bu dikilitaşın üzerinde geniş yüzeylerden gelerek dar kenarda birleşecek şekilde uzanan iki kol kabartması görülür. Stilize insan heykelleri oldukları düşünülen bu dikilitaşlar Göbeklitepe’den bilinen örneklerde olduğu gibi erkek betimleriydi. Buluntular arasında ise üst bitimleri kuş başı şeklinde heykeller ile başının üstünde kabartma halinde bir yılan kabartması bulunan gerçek boyutlarda bir insan heykeli parçası vardır.

Nevali Çori Tapınağı höyük sualtında kalmadan sökülerek 23 yıl önce yeniden kurulabilir düşüncesi ile Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ne taşındı. O gün geldi ve inşası devam eden yeni müzede tapınak yeniden kurulmaya başlandı. Bu işi Nevali Çori kazılarına katılan ve tapınağı sökerek taşınmasında görev alan Murat Akman üstlendi. Müzede Göbeklitepe’de açığa çıkarılan bir başka tapınağın kopyası ve Balıklı Göl yakınlarında bulunan anıtsal Neolitik Çağ heykeli gibi buluntular da yer alıyor. Neolitik Çağ için dünyanın önemli müzelerinden biri olmaya aday Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nin bu yıl açılması öngörülüyor.

05.07.2014 Atlas