Restorasyon mu, Yenileme mi?

914

Devletin ilgili kurumları 10 yılda inanılmaz bir restorasyon atağına kalktı, iyi örnekler de verildi ancak ‘restorasyon fırtınası’nda tahrip edilen çok sayıda eser de oldu. Peki restorasyonlar nasıl denetlenmeli?

Başta Vakıflar Genel Müdürlüğü olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Saraylar ve Belediyeler son 10 yılda inanılmaz bir restorasyon atağına kalktı. Bu durum öyle bir noktaya kadar geldi ki hatta varlığı yıllar önce kaybolan ancak albümlerden, arşivlerden tespit edilen yok olmuş eserlerin ihyasına – diğer bir deyişle yeniden yapılmasına – kadar vardı. Bu bir anlamda çok iyi sonuçların alınmasına neden olurken bir başka yandan ise restorasyon rezaletlerini de ortaya çıkardı. İyi sonuçlar diyorum çünkü uzun yıllar el değmemiş çok sayıda tarihi eserimiz vardı ve parasızlıktan artık harabeye dönmüşlerdi. Bunlardan biri de Eminönü’ndeki Ahi Çelebi camiydi. Evliya Çelebi’nin o meşhur rüyayı gördüğü cami. Gazeteciliğe başlayan her meslektaşımın en az bir kere içler acısı halini haberleştirdiği bir mekandı Ahi Çelebi. Burası gibi onlarca tarihi mekanın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün girişimiyle yok olmaktan kurtarıldığını söylemek mümkün. Lakin bu restorasyon fırtınasında bir çok tarihi eserin de tahrip edildiğini, restorasyon adı altında yenilendiğini hatta telafisi mümkün olmayacak yaralar aldığını da belirtmek gerekir.

Kültür Turizm Bakanlığı da ülkemizdeki tüm arkeolojik kazı başkanlarına 2 yıl önce restorasyon yapmadıkları takdirde kazı izni vermeyeceğini duyurunca antik kentlerde de bir restorasyon furyası başladı. Kalıp çakarak beyaz çimento ile beton atıldığına bile şahit olduk.

Ülkemizde restorasyon bölümleri pek çok üniversitemizde var. Buralardan mezun çok sayıda öğrenci de mevcut. Ancak resmi kurumların restorasyon ihalelerini kazanan şirketlerin çoğu zaman inşaat sektöründe çalışan firmalar olmakla birlikte daha önce hiç restorasyon yapmayan firmaların ihaleleri alması, bu firmaların yaptığı restorasyonları denetleyen kurumların elemanlarının da restorasyon konusunda bihaber olmaları sorunun en tepesinde yer alıyor. Restorasyon firmalarında çalıştırılan elemanların da amele mantığı ile normal bir konut inşaatında çalışanlardan seçilmesi de sorunun farklı bir boyutunu oluşturuyor. Diğer yandan koruma kurullarında projelerin ahbap çavuş ilişkisi ile onaylanması, ortaya ciddi restorasyon rezaletlerinin çıkmasına neden oluyor.

Restorasyon mu yenileme mi? 3 değişik örnekle yapılan çalışmaların eksikliklerini gözler önüne sermeye çalıştık. Vilayet Cami restorasyonu Vakıflar tarafından gerçekleştirilirken, Ayvansaray’daki Osmanlı Mahallesi’nin Fatih Belediyesi’nce nasıl yok edildiğini anlattık.

Apollon Smintheus Tapınağı örneği ise eşi benzeri olmayan bir restorasyon garabeti olarak karşımıza çıktı. Aslında bu örnekleri artırmak mümkün. Anadolu ’da yapılan çok sayıda restorasyondan benzer eleştiriler geliyor.

Peki ne yapılmalı, restorasyonlar nasıl denetlenmeli?

Resmi kurumlar restorasyon yapılacak tarihi mekanlar için açtıkları ihalelerde mutlaka yeterlilik belgelerini daha önce yaptıkları restorasyonlar gözönüne alarak kabul etmeliler. Mutlaka bir bilim heyeti oluşturulmalı ve o heyet tarafından restorasyonlar her aşamada denetlenmeli. Restorasyon bittikten sonra hak ediş denetlemesi yapmanın, bir de bu denetimlerin ehli olmayan memurlara bırakılması daha çok restorasyon rezaleti görmemize neden olacak. Koruma Kurulları bir an evvel özerk bir yapıya kavuşmalı, siyasi baskılardan uzak tutulmalıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıkları Koruma kurulları ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Tabiat Varlıkları Komisyonları üniversitelere bırakılmalı, kurul üyeleri siyasetin elinde oyuncak olmamalıdır. Karar alınırken ahbap çavuş ilişkisinden çok bilimsellik ön plana çıkmalıdır.

14.07.2014 Radikal Haber: Ömer Erbil