Livesciense.com internet sitesinde yer alan bir habere göre, Kuzey Irak’ta, Tanrı Haldi’ye adandığı düşünülen, uzun süredir kalıntılarına ulaşılmaya çalışılan bir tapınağa ait olduğu sanılan gerçek boyutlu insan heykelleri ve sütun kaidelerine ulaşıldı. Buluntuların 2500 yıl öncesine, Demir Çağı’na ait olduğu sanılıyor. Belirtilen çağda bölgede Urartuların, Asurluların ve İskitlerin hüküm sürdüğü biliniyor.

Bölgede 2005 yılından beri alan çalışmasını sürdüren, Leiden Üniversitesi (Hollanda) doktora öğrencisi arkeolog Dlshad Marf Zamua, henüz detaylı bir arkeolojik kazı yapılmadığını, buluntuların sondaj çalışmasıyla ve bölgede yaşayan köylülerin kazara yaptıkları kazılarda ortaya çıkarıldığını belirtti. Sütun kaidelerinin tamamı bir köy sınırları içerisinde bulunurken, içlerinde bronz bir yaban keçisi heykelinin de yer aldığı diğer buluntular Irak, İran ve Türkiye sınırlarının kesişimindeki geniş bir bölgeden çıkarıldı.

Buluntuların yer aldığı bölgede Urartu döneminde Ardini (Musaşir) Antik Kenti’nin bulunduğu tahmin ediliyor. Bu kentin MÖ 714 yılında, Asur Kralı II. Sargon döneminde Asurlular tarafından fethedilerek yağmalandığı ve fethin ardından bir Asur tabletine ele geçirilen eserlerin listesinin kaydedildiği biliniyor. Söz konusu tablette yer alan bilgilere göre, yağmalanan tapınakta Urartu Kralı Sarduri’nin (MÖ 844-828) oğlu İşpuini’nin (MÖ 828-810) heykeli, mabede armağan edilmiş boğa, buzağı ve inek heykelleri de bulunuyordu.

Zamua, gerçekleştirdiği alan çalışmasının en büyük keşfinin, Urartuların Baştanrısı Haldi’ye adanmış olan tapınağın sütun kaidelerinin bulunması olduğunu aktardı. Söz konusu tapınak ile ilgili Asur tabletlerinin dışında var olan tek belge Fransız ressam Eugène Flandin’e ait bir çizimden ibaret. Flandin, 1843 yılında İran ve Suriye bölgesindeki Asur harabelerini çizmekle görevlendirilmişti. Bu dönemde Flandin’in yaptığı çizimler arasında Ardini (Musaşir) Antik Kenti’nde bulunan tapınağının ön cephesini gösteren bir kabartma da yer almaktaydı. Şimdiye değin tapınağın nerede olduğunun bulunamadığını belirten Zamua, çalışmasında ulaştığı sütun kaideleri sayesinde tapınağın bulunabileceği alanın büyük ölçüde daraltıldığını belirtti.

Zamua’nın çalışması süresince ulaşılan buluntular, Kuzey Irak’ın arkeolojik zenginliğinin ne kadar geniş olabileceğine ilişkin bazı ipuçları veriyor. Şimdiye değin ulaşılan kireçtaşı, bazalt ya da kumtaşından yapılmış olan gerçek boyutlu heykellerin bazıları 2,3 m uzunluğa sahip. Tamamında sakallı erkek figürleri bulunan heykellerin bazıları sağ ellerinde bir kadehle ve sol elleri göbeklerinin üzerinde tasvir edilmiş. İçlerinde elinde baltası ve hançeriyle tasvir edilen erkek figürleri de bulunuyor.

Dlshad Marf Zamua, buluntularla ilgili olarak İsviçre’de Basel Üniversitesi’nde toplanan Uluslararası Antik Yakın Doğu Arkeoloji Kongresi’nde kısa süre önce bir sunum da gerçekleştirdi.

03.08.2014 Bilim ve Gelecek Çeviren: Uğur Erözkan