Define Kazıları Anadolu’nun Tarihi Zenginliğini Tehlikeye Atıyor

1136

Özellikle yaz aylarında artışa geçen kaçak define kazıları, insanlık tarihinin en eski yerleşim merkezlerine ev sahipliği yapan Anadolu’nun tarihi zenginliğini tehlikeye atıyor.

Halk arasında kulaktan kulağa dolaşan define efsaneleri, maceraperestlik ve kısa yoldan para kazanma isteği kişileri toprağa yöneltiyor. Bilimsel yöntemlerle yapılmayan bu kazılar, tarih öncesi dönemlerden ilk çağ uygarlıklarına, Selçuklulardan Osmanlılara yüzlerce hatta binlerce yıl öncesine ait buluntulara büyük zarar veriyor.

Müzeciler Derneği Genel Başkanı Hakan Melih Aygün, define avcılarını kaçak kazı faaliyetlerine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaçak define faaliyetinin kültürel mirasa en çok zarar veren uygulama olduğunu söyledi.

Defineciliğin ise yasal ve kaçak olarak ikiye ayrıldığına işaret eden Aygün, yasal defineciliğin devletin ilgili kurumları eşliğinde, gerektiği gibi yürütüldüğünü kaçak defineciliğin ise yasaya aykırılığın yanı sıra kültürel mirasa en çok zarar veren uygulama olduğunu anlattı.

-“İnsanlığa karşı işlenilmiş bir suç”

Aygün, ülkelerin doğal kaynaklar ve ekonomik büyüklüklerinin dışında artık sahip oldukları kültürel mirasla da medeniyet yarışında bir adım öne geçme çabasına dikkati çekti.

Türkiye’nin de bu yarışta pek çok medeniyete beşiklik etmiş Anadolu’nun sahibi olarak ön sıralarda yer almasını beklediklerini söyleyen Aygün, “Kaçak define faaliyetini, eserin salt maddi boyutunu ele alan bencil, ahlaki boyutu yoksun, topluma ve insanlığa karşı işlenilmiş bir suç olarak değerlendiriyorum” ifadesini kullandı.

Aygün, kültür varlığının sadece maddi ya da manevi değerinin değil bilimsel açıdan da önem taşıdığını vurgulayarak şunları kaydetti:

“Arkeolojik kazıların Bakanlık denetiminde yürütülmesinin sebepleri arasında eserin konumu, bulunduğu toprak yapısı, hangi eserlerle birlikte bulunduğu gibi defineci için bir anlam ifade etmeyen bilgilerin, o eseri üreten uygarlıklar ve kültürler hakkında eserin yapılış amacı, orada bulunma nedeni, ait olduğu uygarlığın kültürel, teknik biyolojik özellikleri, iklimi, söz konusu toplumun diğer toplumlarla ilişkileri gibi pek çok konuda önemli bilgiler sunmasıdır. Bilimsel kazılardan elde edilen ve müze vitrininde sergilenen küçücük bir eserin bir medeniyet hakkında önemli ipuçları taşıdığı unutulmamalıdır.”

-“Kültürel miras politikasına ihtiyaç var”

Kültürel miras alanında geniş ölçekli bir politika belirlenmesi gerektiğini de savunan Aygün, kültürel miras alanında kanunlar, yönetmelikler, ilke kararları, genelgeler hatta taraf olunan uluslararası sözleşmelerin bulunduğunu ancak daha üst bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu savundu.

Aygün, Türkiye’de binlerle ifade edilen arkeolojik alanların geleceğe taşınabilmesi için “Toplumsal duyarlılık oluşturulması ve korumada katılımcılık ekseninde bir kültürel miras politikasına ihtiyaç duyulmaktadır” görüşünü bildirdi.

25.08.2014 Memleket