Kars’a 45 kilometre mesafede, Ermenistan sınırının sıfır noktasında bulunan 5 bin yıllık tarihiyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakan Ani harabelerinin yer altı sırları ortaya çıkarılıyor.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen, ‘Uluslararası Ani-Kars Sempozyumu’ ile gündeme gelen, “Ani’nin Yeraltı Sırları” hakkında basın mensuplarına açıklamada bulunan tarih araştırmacısı Sezai Yazıcı; gizli su kanalları, keşfedilmemiş keşiş hücreleri, meditasyon odaları, devasa dehlizler, çatallaşan geçitler, akıl almaz tuzaklar, ucu olmayan tüneller, niçin yapıldığı anlaşılmayan oyuklar, yön duygusunu kaybettiren köşeler, bir süredir üzerinde çalıştığı Anı’daki bilinmeyen yeraltı yapılarının sadece birkaçı olduğunu söyledi.

Uluslararası Ani-Kars Sempozyumu’na çok sayıda uzman, akademisyen ve araştırmacının katıldığını hatırlatan Yazıcı; kendisinin de Toplantıya ‘Ani’nin Yeraltı Sırları’ başlıklı bir bildiriyle katıldığını ifade etti. Yazıcı, Ani’nin hiç bilinmeyen yönlerini anlattığı bildirisinin dikkat çektiğini, edinilen bilgilere göre Türkiye’de şimdiye kadar üzerinde hiçbir yayın yapılmayan bu konunun merak uyandırdığını belirtti.

ANİ’NIN ‘GİZLİ KAPILARI’ YER ALTI GEÇİDİNDE

Yazıcı, sempozyuma sunduğu bildiride, yer altındaki Ani ile ilgisinin tamamen tesadüfi olarak geliştiğini belirterek, “Kars’ın tanıtımını yapmak, tarihsel ve kültürel mirasını ortaya çıkarmak için 2011 yılında yürüttüğüm 3 Rotada Kars Büyüsü adlı bir Birleşmiş Milletler projesinde Gurdjieff rotası üzerine çalışırken oldukça ilginç bir bilgiye ulaştım. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının bir bölümü Kars’ta geçen 20. yüzyılın ilk yarısının en etkili isimlerinden George Ivanoviç Gurdjieff, 1880’li yıllarda arkadaşı Pogosyan’la birlikte Ani’de tecrit edilmiş bir yer seçerek bir süre çalışmışlar. Gurdjieff ve arkadaşı, bir gün Ani’de yer altı geçitlerinden birini kazarken yerdeki toprağın farklılaştığını görürler. Kazma işlemini sürdürdüklerinde dar bir geçit keşfederler. Ama geçidin ucu yere düşen taşlarla kapanmıştır. Taşları temizlediklerinde kemerleri harap olmuş bir odayla ulaşırlar. Odada çürümüş mobilyalar, kırılmış çömlekler görürler. Ayrıca, odada bir çeşit nişin içinde bir tomar parşömen bulurlar. Gurdjieff, çok iyi Ermenice bilmesine karşın parşömendeki yazıları okuyamaz. Bir süre sonra yazının çok eski bir Ermenice olduğu anlaşılır. Yorucu bir uğraşın ardından parşömenlerin bir keşişten diğer bir keşişe, Peder Telvant’tan Peder Arem’e yazılmış mektuplar olduğunu öğrenirler.

Mektuplar sırlarla doludur. Ne var ki aradan geçen yılların etkisiyle kağıttaki yazılar bozulmuştur. Yoğun çabaların ardından mektubu eski haline getirerek yeniden okurlar. Mektubun sonunda geçen ‘sarmung’ kelimesiyle, kökü M.Ö. 2500 yıllarına kadar uzanan ve varlığını M.S. VI. ve VII. yüzyıla kadar sürdüren Mezopotamya’daki ünlü bir ezoterik okulun adını Gurdjieff bu sayede ilk kez öğrenmiş olur. Mektupların bulunduğu yer bir dua yeridir.” diye ifade etti.

ANİ’DE YERALTINDA BİR MANASTIRIN DUA ODASI

Yazıcı, Ani’deki bu manastırdan ilk kez Gurdjieff’in söz ettiğini ifade ederek, “Ne var ki günümüzden yaklaşık 135 yıl önceki Gurdjieff’in bu belirlemeleri, Ani’de, 1915 yılında Nikolay Marr başkanlığında yapılan en kapsamlı kazı çalışmaları sırasında, yeraltı araştırmalarından sorumlu David Kipşize tarafından bile tam olarak tanımlanamamıştır. Ta ki yıllar sonra ve de büyük bir olasılıkla Gurdjieff’in aktardığı bu bilgilerden haberdar olmaksızın, buranın bir manastır olduğunu İtalyan mağara ekibi teyit edinceye kadar. Gurdjieff’ten önce de Ani’de mağara ya da kaya evlerde önemli bir nüfusun yaşadığını pek çok gezginin izlenimlerinden öğreniyoruz.” dedi.

ANİ’DE 823 YERALTI YAPISI VE MAĞARA BULUNUYOR

Bugün Ani’de teyit edilmiş bilgiler ve uygulamalı çalışmalar bağlamında 823 yeraltı yapısı ve mağaranın bulunduğunu bildiklerini aktaran Yazıcı, şöyle devam etti: “Ani’de tünel, geçit vb. yapıların uzunluğu 500 metrenin üzerindedir. Ani’deki yeraltı yapıları ve mağaraların çoğu konut olarak kullanılmıştır. Geri kalanlar içerisinde kilise, geçit, mezarlık su kanalı, güvercinlik vb amaçla kullanılan çok sayıda hipojen bulunmaktadır. Söz konusu yer altı yapılarının önemli bir bölümünün metrik ölçüleri, planları ve kesitleri çıkarılmıştır. Çoğu için haritalar hazırlanmış mağaraların açıldığı kanyon duvarlarının fotoğrafları çekilmiştir. Yapıların en önemlileri, Giden Gelmez Tüneli, Yeraltı Anisi, Gizli Kapılardır. Ayrıca Ani’de yer altındaki manastırla üç ayrı önemli geçidi de bu kategoride sayabiliriz. Öte yandan, Ani’de 4 tane son derece karmaşık yapı bulunmaktadır. Bunların bir bölümünde çökmeler olmuştur. Kimilerine ulaşmak son derece güçtür. Ani’nin tanıtımında artık yeraltı Ani’sinden de söz etmenin zamanı gelmiştir. Şimdilik en azından Kültür Bakanlığı’nca yer altı yapılarının işaretleme çalışmaları başlamalı, yapıların önleri temizlenmeli, bunlarla ilgili yürüyüş yolları yapılmalıdır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yeraltı yapılarına büyük ilgi duyulduğu akıldan çıkarılmamalıdır.”

24.08.2014 Zaman