Malatya’daki Aslantepe Höyüğünde bulunan ve “dünyanın en eski kerpiç sarayı” olduğu belirtilen yapıyı, 8 ayda 15 bin kişi ziyaret etti.

Roma La Sapienze Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Aslantepe Höyüğü Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Marcella Frangipane, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Aslantepe’deki kazılarda ortaya çıkardıkları sarayın 2011 yılında açık hava müzesine dönüştürüldüğünü hatırlattı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi”ne Türkiye’den son dahil edilen 13 alandan biri olan ve milattan önce 5 binli yıllara tarihlenen Aslantepe Höyüğü’nün tarih açısından önemine dikkati çeken Frangipane, “Malatya Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nden aldığım bilgiye göre, sene başından ağustos ayına kadar burayı 15 bin kişi ziyaret etmiş. Şimdi daha çok ziyaretçi var. Yaz mevsimi, ağustos-eylül döneminde çok daha fazla geliyorlar ancak yabancı turist az, daha çok Türkiye’den geliyorlar. O zaman, daha çok tanıtım lazım” diye konuştu.

Bu tarihi mekanın dünyanın her yerinde bilinmesi gerektiğini vurgulayan Frangipane, “Tabii, bilim adamları biliyor. Bu sene Amerika’da, Almanya’da ve Fransa’da konferanslar verdim ama insanlar fazla bilmiyor. O zaman daha anlatmak lazım. Bunun için Türk profesörlerle, Malatya Arkeoloji Müzesi ve Valilikle çalışıyoruz. Burası, tarih için çok önemli, dünya tarihi için önemli” ifadesini kullandı.

Açık hava müzesinde güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirten Frangipane, “Gündüz bir bekçi var. Çok iyi bir bekçi ama o adam gidiyor, geliyor, gidiyor, geliyor, kapı açık kalıyor. Valilikle konuşacağım, en az bir bekçi daha lazım. Bizim bekçi var ama bizim bekçi kazı evine bakıyor, depoya bakıyor, kazı alanına bakıyor. Yetmez. O zaman daha çok turist için daha güzel ve organize bir şey olacak” dedi.

Frangipane, Nemrut Dağı’nın Malatya’ya yakın olduğunu ifade ederek, “Şimdi bazı turlar düzenleniyor. Bu şekilde birkaç grup geldi. Malatya’ya ve Aslantepe’ye geliyorlar, sonra Nemrut Dağı’na gidiyorlar. O çok güzel. Turistler, Aslantepe’ye geliyor, çok beğeniyor” şeklinde konuştu.

“Medeniyetler burada başlamış”

Açık hava müzesine 3 dilde panolar koyduklarını belirten Frangipane, sarayı Türkçe, İngilizce ve İtalyanca anlattıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Saray sadece Malatya’da değil, Doğu Anadolu’da çok önemli. Medeniyetler burada başlamış. Saray, geç kalkolitik döneme tarihleniyor, milattan önce 3300-3200 yılları. O zaman Mezopotamya’da da çok önemli. Yeni sistem başladı. Sarayın çok büyük mimarisi var. Sadece tapınak değil, Mezopotamya’da büyük tapınaklar var ama buradaki Saray gibi oldu. Bu önemli. Değişik sistem, bir kompleks var. Devlet sistemi başlıyor, bürokrasi başlıyor. Buradaki kazılarda 2 bin 200 mühür baskıları bulduk. Demek ki memurlar ve bürokrasi vardı. Bu saray çok monumental (anıtsal) bir bina. İçinde değişik binalar, tapınak, avlu, depolar ve koridor var. Duvarında çok güzel çizim var. Bunun için biz koruma yaptık.”

Sarayın kuzeyinde kazılara devam ettiklerini bildiren Frangipane, sarayın üstünde bin yıllık tabaka olduğunu, bunu özenle kaldırmak için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

Frangipane, sarayın kapısında kazılara 1979 yılında başladıklarını, kazıdan sonra tarihi yapının üstünü her sene çatıyla kapattıklarını belirterek, “Korumak için yaptık, bunun için aynen duruyor. 30 sene evvelki gibi duruyor” dedi.

İtalyan arkeolog Frangipane, şunları söyledi:

“Kerpiç için çok entresan bir test yaptık. En önemli şey, çatı koymak lazım, yoksa yağmur, su ve karda bozulur. İkinci şey hava. Komple kapatmak olmaz. Yoksa nem çeker. Her şey bozulur. Biz bu testten sonra açık hava müzesi için proje hazırladık. Malatya Valiliğine çok teşekkür ediyoruz, çok destek verdi. 2011 yılında üstüne çatı yaptık, kenarlarını açık bıraktık. O nedenle Saray 3 yıldır çok iyi korunuyor.”

04.09.2014 haberler.com