Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, arkeolojinin, insanlık tarihi açısından önemli bir bilim alanı olduğunu vurguladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, arkeolojinin, insanlık tarihi açısından önemli bir bilim alanı olduğunu vurgulayarak, “Arkeoloji, geçmişe dönük bilinmeyenlere, belirsizliklere, yanlış anlaşılmalara, hassasiyet ve sabırla elde ettiği somut obje ve belgelerle açıklama getirmektedir” dedi.

Çelik, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ev sahipliğinde Hilton Convention Center’da ?düzenlenen Avrupa Arkeologlar Birliği 20. Yıllık Kongresi’nin açılışında konuştu.

Birçok bilim insanını İstanbul’da ağırlamaktan mutluluk duyduklarını anlatan Çelik, “Hükümet üyelerinin öz geçmişleri incelendiğinde, entelektüel hayattan en çok üye barındıran hükümet olma iddiasını taşıyoruz. Pek çok hükümet üyesi arkadaşımız, siyasete girmeden önce ve siyasi hayatları boyunca entelektüel hayatın içinde yer almış insanlardır” diye konuştu.

Avrupa arkeologları arasındaki birikimi sağlamak için oluşturulan bir kurumun yıllık toplantısına ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını aktaran Çelik, geçen 20 yılda ev sahipliği yapmamanın önemli bir eksiklik olduğunu söyledi. Çelik, bundan sonra uygun görüldüğünde daha büyük organizasyonlara ev sahiliği yapmak istediklerini anlatarak, Anadolu’nun tarih boyunca bilim insanlarını ağırladığını ifade etti.

İnsanlığın en büyük hazinesinin tarihin bıraktığı miras olduğunu dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

“Bizim büyük bir düşünürümüz var: İbn-i Haldun. Medeniyet ve medeniyet tarihi üzerine çok önemli görüşleri var. İbn-i Haldun der ki; ‘Geçmiş ve gelecek, suyun suya benzemesinden daha fazla birbirine benzer’. Hakikaten de öyledir. Bu, siyasi ve toplumsal tarih açısından da öyledir. Geçmişin hikayesinin daha anlaşılır hale gelmesi, günümüz insanının ve yaşadığımız çağın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Tarih ve antropolojiyi besleyerek, kültürü ve geçmişi irdeleyen arkeoloji, sahip olduğu disiplinlerarası metodoloji ve birikimle geçmişe ait anlamlı ve tutarlı açıklamalar yapmakta ve yarına ait tasavvurlarımıza ve düşüncelerimize dayanak oluşturmaktadır. Arkeoloji, geçmişe dönük bilinmeyenlere, belirsizliklere, yanlış anlaşılmalara, hassasiyet ve sabırla elde ettiği somut obje ve belgelerle açıklama getirmektedir.”

– “Arkeoloji, tarih bilimini daha güçlü hale getiriyor”

Çelik, arkeolojinin, tarihin ideolojik bir alan olmaktan kurtarılmasına önemli katkılar sunduğunu vurgulayarak, arkeoloji sayesinde tarihin puslu sayfalarının aralanarak insana dair birçok şeyin anlaşılabildiğini kaydetti. İnsana ve medeniyete ait her tespitin belli bir geçmişe sahip olması gerektiğini dile getiren Çelik, geçmişi iyi okuyamamış hiçbir söz ya da hareketin geleceğe yönelik muhkem tespitler ve politikalar ortaya koyamayacağını aktardı. Çelik, arkeolojinin siyaset yapanlar için zorunlu bir dayanak noktası olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Geçmişin hiçbir ayrıntısı, bilgisi ve belgesi göz ardı edilemez, silinemez ve yok edilemez. Çünkü insanoğlu sadece deneyimleriyle değil ancak geçmişten miras aldığı bilgi ve tecrübelerle geleceği öngörebilir. Bu noktada tarih bilgisi ve onu daha güçlü hale getiren arkeoloji disiplini hepimiz için fevkalade önem kazanmaktadır. Toplumların sahip oldukları en değerli varlıkları, onların tarih boyunca geliştirdikleri medeniyetler ve bu medeniyetlerin aynası, hüviyetleri konumundaki yapıtlarıdır. Bu yapıtların ortaya koyduğu birikimin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla evrensel miras oluşur.”

– “Anadolu, medeniyetlerin beşiğidir”

Çelik, arkeoloji biliminin insanlık tarihinin tüm evrelerini aydınlatma amacı güttüğünü anlatarak, Türkiye’de yapılan arkeolojik çalışmaların Anadolu’nun medeniyetin beşiği olduğunu tüm insanlığa gösterdiğini söyledi. Dünya tarihinde Anadolu’nun önemli bir yere sahip olduğunu belirten Çelik, Anadolu’nun kültürel çalışmalara ve araştırmalara ev sahipliği yapmasının herkes için gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Çelik, 1930’lardan itibaren arkeoloji alanında çalışmaların başladığını hatırlatarak, yerli ve yabancı bilim adamları tarafından kazı, restorasyon ve yüzey araştırmaları yapıldığını vurguladı.

Kültür Ve Turizm Bakanlığı’nın dünya mirasına sahip çıkma amacıyla çalışmalara devam ettiğini kaydeden Çelik, bu çalışmalara maddi ve manevi tüm desteği verdiklerini anlattı. Çelik, bu çerçevede 13 farklı ülkeden 60’a yakın yabancı ve 200’ün üzerinde Türk bilim heyetince Anadolu’nun muhtelif yerlerinde arkeolojik çalışmalar yürütüldüğü bilgisini verdi. Bu çalışmalara bakanlıkça 43 milyon lira civarında destek sağladıklarını aktaran Çelik, şunları söyledi:

“Amacımız, topraklarımızdaki zenginliği kendimize saklamak değil, tüm dünya kamuoyuyla paylaşmaktır. Diğer bir ifadeyle, binlerce yıllık insanlık tarihine ışık tutacak araştırmalar yapılması, bu araştırmalara destek olmak ve geçmiş medeniyetlere ait gün yüzüne çıkan bilgi ve belgeleri insanlığın kullanımına sunmayı hedeflemekteyiz. Kültür varlıklarımızın tüm insanlığın ortak değeri olduğuna inanıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi cumhuriyetimizin temelinin kültür olduğuna inanıyoruz. Bu zengin toprakları hasat ettiğimizde ortaya çıkacak yegane şey kültürdür, medeniyettir ve tarihtir.”

– “Kültür, bizim için stratejik bir mesele”

Kültürün milletler için bir varoluş kodu olarak algılanması gerektiğini dile getiren Çelik, bu bakımdan kültürün stratejik bir mesele olduğunu söyledi. Çelik, bunun varoluşsal bir konu olduğunu anlatarak, Türkiye’nin bu mirası daha etkin kullanacak bir yapılanmaya gittiğinden bahsetti. Buna yönelik olarak evrensel değerleri taklit etmeden takip etme amacında olduklarını kaydeden Çelik, dünyadaki gelişmeler karşısında zengin bir kültürel hayat oluşturmayı amaçladıklarını ifade etti.

Çelik, Türkiye’nin adeta bir açık hava müzesi olduğuna dikkati çekerek, “Müzelerimizin sayısı 388’i, çevre düzenlemeleri yapılarak ziyarete açılan Ören yeri sayısı da 136’yı bulmuştur. Diğer çalışma alanımız, yasa dışı yollarla ülkemizden çıkarılan kültür varlıklarının iadesi konusudur. Biz ülkemiz coğrafyasında bulunan her döneme ait kültür varlıklarını sadece Anadolu’nu değil, tüm dünya insanlarının ortak değeri olarak kabul ediyoruz. Kültürel her bir obje, esas var olduğu, yapıldığı ve kullanıldığı kültürel doku içerisinde bulunduğu zaman özel anlamına kavuşacaktır. Yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarılan kültür varlıklarımızın iadesi için bizi anlamanızı ve desteklemenizi rica ediyoruz” diye konuştu.

Avrupa Arkeologlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Friedrich Lüth de 20. yıllık toplantının İstanbul’da düzenlenmesinden son derece mutlu olduğunu belirterek, İstanbul’un dünyanın en eski başkentlerinden biri olduğunu anımsattı. Toplantının yapılacağı yer belirlenirken İstanbul’un farklı opsiyonlar arasından seçildiğini aktaran Lüth, “Böyle zengin bir kültürel varlığı idare etmek Bakanımız açısından muazzam bir sorumluluktur. Türkiye inanılmaz bir kültürel mirasa sahip” dedi.

Kongre Eşbaşkanı İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr Turgut Saner ise Avrupa Arkeologlar Birliği’nin köklü bir kurum olduğunu aktararak, Türkiye’nin bu kurumla sürekli ilişki halinde olduğunu söyledi. Saner, İstanbul’un modern tarihin en önemli arkeolojik çalışmalarına ev sahipliği yaptığını anlatarak, Marmaray’ın arkeolojik kazılar yapılmasına vesile olduğunu anımsattı. Arkeolojik çalışmaların yoğunlukla yapıldığı bu dönemde toplantının İstanbul’da gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapan Saner, İstanbul’un bir arkeoloji başkenti olduğunu ifade etti.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun da katıldığı açılışta, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ve İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinan Mert Şener de davetlilere hitap etti.

– Avrupa Arkeologlar Birliği 20. Yıllık Kongresi

Avrupa Arkeologlar Birliği’nin 20. Yıllık Kongresi, İTÜ ev sahipliğinde 10-14 Eylül’de Taşkışla Yerleşkesi ve Makine Fakültesi’nde gerçekleştirilecek.

Bu yıl “Birleştiren Denizler, Sınırlar Aşan Kültür İlişkileri” konusuyla toplanan kongreye, 74 ülkeden yüzlerce bilim insanı katılacak. Kongrede 45 paralel oturumda 2 bine yakın sözlü bildiri sunulacak, 12 sergi düzenlenecek.

10.09.2014 haberler.com