Tarihi Hamam Çöplük Oldu

642

İstanbul Üsküdar’da, Osmanlı Dönemi’nden kalma Altunizade İsmail Paşa Hamamı bakımsızlıktan çöplüğe döndü.

İstanbul Üsküdar’da, Osmanlı Dönemi’nden kalma Altunizade İsmail Paşa Hamamı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bakımsızlıktan harabeye dönen tarihi hamama bir de “Ambulans park yeri” levhası çakılmış. Ne vakıflar ne Üsküdar belediyesi’nin sahip çıkmadığı 150 yıllık hamam adeta çöplüğe döndü.

İstanbul’un Üsküdar ilçesinin Altunizade Mahallesi’nde yer alan ve Ayan Meclisi azasından İsmail Zühtü Paşa tarafından 1865-66 yılında inşa edilmiş olan yapı, bakımsızlıktan harabeye dönmüş haliyle görenlerin içini sızlatıyor.

Radikal’den Vildan Çiftsüren’in haberine göre, atıl vaziyette kendisine uzanacak eli bekleyen tarihi yapının içi çöplük vazifesi görüyor. Osmanlı döneminde; ahşap camekânı, tamamen mermerden döşenmiş zemini, kapalı açık soyunma yerleri, mermer fıskiyesi, tuvaleti, temizlenme alanı, sıcaklık, ılıklık, soğukluk kısımlarına sahip bu bölümlerin büyük bir bölümü yıkılmış halde. Yerdeki mermer zemin ise şiddetli bir depreme maruz kalmış gibi paramparça bir görünüm sergiliyor. Kapısı ve bilgilendirme tabelası olmayan hamamın içine girdiğimizde her an yıkılacakmış izlenimi veriyor.

Yer yer günümüz tuğlası ve beton kullanılarak onarılmaya(!) çalışıldığı gözlemlenen hamamın tavanı da yabani otların istilasına uğramış. Orijinal mimari yapısı yıllara meydan okuyarak ayakta kalmayı başarsa da, dış etkenler artık tarihi yapıyı çökme noktasına getirmiş.

Hamamın iç acıtan hali bunlarla da sınırlı değil. Tarihi yapının önü bir ambulans şirketi tarafından park yeri olarak kullanılıyor ve bir buçuk asırlık tarihi yapının duvarına “Ambulans park yeri” levhası çakılmış! Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilgisiz kaldığı tarihi yapı, çevredekilerce hunharca kullanılıyor. Üsküdar Belediyesi de sahip çıkmayınca tarihi hamam her geçen gün biraz daha çöküyor.

ALTUNİZADE İSMAİL ZÜHTÜ PAŞA KİMDİR?

Altun varakçılar kâhyası Hacı Ali Efendi’nin oğludur. Fatih Kurşunlu Medresesi’ni bitirdi (1827). Babasının yanında altın varakçılığı öğrendi, esnaf ustası oldu (1829). Babasının ölümü üzerine büyük bir servetin mirasçısı olarak bir süre ticaretle uğraştı. Bu arada, Enderun’u mimar olarak bitirdi (1831). Mimar ağa unvanıyla Mektebi Sultaninin ve Dolmabahçe saraylarının yapımını gözetmekle görevlendirildi, bina eminliğine yükseltildi. Ziraat meclisi üyeliğine atandı (1858). Dârı şûrayı askeri üyeliğine seçildi (1859). Abdülaziz tahta çıkınca (1861), tüm görevlerinden ayrılarak yeniden ticarete döndü.Serasker Namık Paşa’nın ısrarına dayanamayarak Harbiye nezareti binasının (bugün İstanbul Üniversitesi) yapımını yönetmeyi kabul etti. 1877 -1878 Türk-Rus savaşında 3 tabur askerin tüm donanımını kendi parasıyla sağlayıp cepheye göndermesi ve “93 göçmenleri” adıyla anılan Rumelililere, Şehzadebaşı’ndaki 30 odalı konağını ayırması, onun vezir rütbesiyle Âyan meclisi üyeliğine (1878), ardından da Muhacirin komisyonu başkanlığına (1880) getirilmesine yol açtı. Bu arada, İstanbul’un çeşitli semtlerinde birçok cami, okul ve Kaşgar’ da bir kitaplık yaptırdı. Öldüğünde kendi adını taşıyan (Altunizade) camisinin mezarlığına gömüldü.

11.09.2014 gazeteport.com