Arkeologlar Açlık Grevine Gidiyor

8
891

Arkeolog ve sanat tarihçileri bir süredir kadro alamamaktan şikayetçi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kasım 2014 KPSS atamalarında da kadro vermemesine tepki olarak açlık grevi başlatma kararı aldılar.

Kültür Sanat Emekçileri Derneği Başkan Yardımcısı ve Arkeologlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Binnur Çelebi, bu kararı aldıklarını duyurdu. Çelebi, Grevin yapılacağı yer ve zamanın gerekli prosedür tamamlandıktan sonra bildirileceğini söyledi.

Arkeolog ve sanat tarihçiler bir süredir sosyal medya üzerinden örgütlenerek kendilerine istihdam sağlanmasını talep ediyorlardı. Ancak istihdama yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bir cevap alamadıkları için açlık grevine gitme kararı aldılar. Başkan Çelebi bu kararı nasıl aldıklarını da kişisel sitesinden şöyle duyurdu;

‘’Kültür Sanat Emekçileri Derneği Başkanı Hızır İnan ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Dairesi Başkanı Ahmet Yılmaz ile 15.10.2014 tarihinde saat 15.30’da meslektaşlarımızın atamaları hakkında görüşme yaptık. Sayın Yılmaz, mayıs ayında bana KPSS 2014 Kasım atamalarında kadro ihdası ile en az 50 arkeolog atayacaklarına dair söz verdiğini, fakat Başbakanın şimdiye kadar yazıyı onaylamaması nedeniyle sözlerini yerine getiremediklerini söyledi. 70 arkeolog ve 50 müze araştırmacısı için kadro ihdası taleplerinin imzalanması halinde ise bu kadroları ancak KPSS 2015 Haziran atamalarında kullanacaklarını, ellerinde kadro olmadığı için KPSS 2014 Kasım atamalarında hiçbir bölüm için talepte bulunmadıklarını bildirdi. 2014 için arkeolog ataması yapıldığı takdirde açlık grevine gideceğimi daha önceki görüşmemdeki gibi tekrar ettiğimde gülümseyerek ‘öyleyse sen yarın grevine başla’ dedi. Bizlere umut vadeden başkanımız ne olduysa 4 ay sonra umutlarımızı bir anda söndürdü.’’

16.10.2014 Radikal

8 YORUMLAR

  1. Bence geç kalınmış bir şey açlık grevi arkeologların büyük bir bölümü atanana kadar süresiz devam edilmelidir, yoksa bu dönem 10 15 arkeolog atanır gelecek dönem yine arkeologlar kadro dışı bırakılır..

  2. Sorunsala sadece dikkat çekebilir sevgili Çelebi. Bunun süresi Türkiye gibi klasizmin ülkelerinde oldukça kısadır. ‘Şuan da at değiştiremem’ diyerek kesinkes doğru bildiğini okumaya hazırlanıyor. Onu alıkoyacak kimseyi tanımıyorum. Fakat sonucu tahmin edebiliyorum. Vekil kırtasiyesindense hiçbir fayda alınamadığı anlaşılıyor. Binnur aksini savunmuştu oysa.

    1000-2000 kişinin toplu alımıyla sorunsal asla çözülmeyecektir.
    Meşhur müsteşarları atandığı zaman ‘hiçbirşey beklemeyin, klasik’ demiştim. Adamın atanacağı söylentisi dahi haber yapılmıştı.

    Son olarak şaşkınlığımı belirteyim. Bizim Tarih, Sosyal Bilimler dallarında durumun berbat olduğunu sanırdım. Oysa Arkeoloji daha kötü durumdaymış.

    Ben yeni bir yapılanma oluşturabilirim ancak sadece mevcutların gücüne muhalefeti istemiyorum. Arkeoloji’nin bej rengi Türkiye’de sevilmeyen, şeffaflığın hassasiyetiyse kabaların anlamayacağı türden şeyler.

    Metotlarımız farklı olsa da Çelebi’yi anlayabiliyorum. Kendisi bu gelişmelere karşın halen efsane isim adayım.

  3. Müziğin tutku dolu yolculugu benimsenebilir, dünya kamuoyunun ilgisi saglanabilirdi.
    George Michael, Oprah, Sting gibi.

  4. Kısmi anlaşma sağlandi, sorun şimdilik bitti. Ksed olumsuz eleştirilerden kendini kurtaramayacak. Çünkü varlık nedenine kismen yabancilasti. Klasizmi tercih etti. Spinning The Wheel’i dinleyebilir.On anlaşmayı kabul etmeleri, varlık nedenlerini sakatladi ve insiyatifi bakanlıga verdi.

    Zaman, nedenler sepetidir. Gecen süre aleyhlerine çalışacak. Sisli basari icin dernekte yemek yerken, Çelebi’yi açlık grevine gonderen umarsız klasizm iyice kök kuvvetlendirecek. Ağzındaysa bir cumle: ‘Başta bağlaşıktık ama..’

    Tek renkli cılız kamuoyu, Natali memnuniyeti, başarısız medya yönetimi, dunya kamuoyuyla eklemlenemeyis, tema eksikliği, yerellik, klasizm vs. vs. Ksedin düşünmesi gereken noktalar bana kalırsa.

    Oysa iki deri ceketli bana bir haftadır nasıl Faith dinletmiş, meclisteki 550 benzere konuşmaya giden heyette ne menem bir bağımsız milletvekili adayı görmüştüm.

  5. DUZELTI
    Ilk paragraftaki -on anlaşma değil, -son anlaşma olacak. Tabletler işte, notebooklarin yerini doldurmuyor.Yanlış girmişim kelimeyi. :-)

  6. Arkeoloji sorunsalında tarafların netleşmesi iyi oldu. Tarihçi,filolog ve antropologlar isyanda. Çoktan kamu davası açmaya hazırlanmış, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru dilekçeleri yazmışlardır bile.
    Kamu alımlarında 500 atama kararının bu gelismeler sonucu alınması, anayasal eşitliğe korkunç muhalefet ediyor.
    Yerden yere vurulan bakana tarihe damga vuracak payesinin verilmesi, nesnel beyinlerde soru isaretleri oluşturdu.
    Ölüm grevinin 7-8 aylığına ortadan kalkışı herkesi mutlu etmise benziyor.Haklı gerekçeleri var,birazda klasik.
    Sayisal klavye kahramanlarının yeni potansiyeli oysa. Bakir ve klasiklerce onemsenmemis.

  7. “Binnur Çelebi Arkeolojide Tarih Yazdıracak.”

    Bütün eleştirilere aşağıdaki yazım ile cevap veriyorum. Mücadele bitmedi, kimseyle biat etmedim ve etmeyeceğim. Geçmişte yaptıklarım bundan sonra yapacaklarımın garantisidir. Benim geçmişim geleceğime ayna tutacak . Efsane olmaya devam edeceğim. Derneğimizde sisli değil aydınlık bir ortamda bize destek veren mücadeleci arkadaşlarımla kutlama yemeği de yiyeceğiz. Sizleri de aramızda görmekten onur duyarız. Saygılarımla…

    2014 YILI ARKEOLOGLARIN YILI OLDU. 500 ARKEOLOG ATAMASI HAYAL DEĞİL ARTIK GERÇEK OLACAK

    Bilindiği üzere 8 Haziran 2013 tarihinde Arkeologlar Derneği Yönetimine girmeden önce Genel Kurul salonunda yaptığım konuşmada önceliğimin meslektaşlarımın istihdamı yönünde olacağını söylemiştim. Başkan Yardımcılığı görevini üstlenerek Arkeolog İstihdam Platformundaki meslektaşlarımla mücadeleye başlamıştım. Ancak Dernek Yönetimi mücadeleye destek vermediği gibi paylaşımlarımın kendilerine zarar verdiği gerekçesi ve gelecek endişesiyle önce Facebook sayfasından atılmış sonrasında başkan yardımcılığı görevinden de alınmıştım.
    Söz konusu engellemelere rağmen Arkeolog İstihdam Platformundaki genç meslektaşlarımla hem sanal ortamda hem yazılı ve görsel basında sorunlarımızı dile getirerek mücadelemizi sürdürmeye devam ettik. Gerek iktidar partisi mensuplarına gerekse muhalefet partisi üyelerine ulaşarak sorunumuza çare bulmalarını istedik ve bu konuda çeşitli soru önergelerinin çıkarılmasına öncülük ettik. Çoğu meslektaşın hayal dahi edemeyeceği 500 arkeolog kadrosu talebiyle “2014 yılı arkeologların yılı olacak” sloganıyla Arkeolog İstihdam Platformundaki meslektaşlarımla mücadeleyi başlattım. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı bürokratlarının sözleşmeli ve kadrolu atamalara yönelik verdikleri sözleri yerine getirmemeleri, 2014 Haziran alımlarında 9 arkeolog atanması ve Kasım ayında da hiç alım yapılmayacağı bilgisi üzerine meslektaşlarıma daha önce verdiğim açlık grevi yapma sözünü yerine getirmek mecburiyetinde kaldım ve bu kararımı sitemden 16 Ekim 2014 tarihinde herkese ilan ettim. Kültür ve Turizm Bakanlığını protestoya yönelik açlık grevi yapacağıma dair yazımın Radikal Gazetesi yazarı Sayın Ömer Erbil’in haberi sayesinde çok daha geniş bir kitleye ulaştı.
    Tek başına aldığım bu karar Kültür Sanat Emekçileri Derneği Yönetiminin desteği ve mücadele arkadaşlarım Arkeolog Merve Ulu ve Ayşe İpekçi, Sanat Tarihçi Taner Aşık’ın ve de Arkeolog İstihdam Platformu ile Sanat Tarihi İstihdam Platformu üyelerinin de katılımıyla bir anda arkeologların ve sanat tarihçilerin açlık grevi eylemine dönüştü.
    Daha sonrasında CHP Balıkesir Milletvekili Sayın Haluk Ahmet Gümüş’ün yaptığı basın açıklaması ile TBMM’de ve tarihte bir ilki gerçekleştirmiş olduk. Ayrıca MHP Grup Başkan Vekili Sayın Ruhsar Demirel, CHP Grup Başkan Vekili Sayın Levent Gök CHP Ankara Milletvekili Sayın Aylin Nazlıaka ve HDP Muş Milletvekili Sayın Demir Çelik’in bizleri açlık grevine kadar getiren bu vahim konuyu Meclis gündeminde dile getirmekle kalmayacaklarını açlık grevimize de gelerek destek vermelerine ilişkin sözleri gücümüze güç katmıştır.
    Bizlere en büyük destek ise yazılı ve görsel medyadan gelmiştir. “Açlık Grevi” kararının Radikal, Birgün, Şok, Sol, Aydınlık, Sözcü, Milliyet, Evrensel gibi gazeteler, Anadolu Ajansı, Ulusal Kanal, Kanal B, Kanal D gibi haber kanallarında ve birçok haber sitelerinde yer alması dışında değerli meslektaşım gazeteci Sam Hardy vasıtasıyla sesimiz uluslararasında da yankı bulmuştur. Bununla da kalmamış Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Kültür Sanat İş Sendikası, Kültür Sanat Sen, Türk Kültür Sen Sendikası ve Tüm Restoratörler Derneğinin de desteği ile kamuoyu desteğimiz çok daha geniş bir alana yayılmıştır.
    Derneğimiz ve Platformların açlık grevine yönelik kamuoyu destek çalışmaları devam ederken Kültür ve Turizm Bakanlığı ilk adımını atarak Derneğimizi konu hakkında görüşmek üzere Bakanlığa davet etmiştir. Müsteşar Sayın Prof. Dr. A. Haluk Dursun’un makamında Müsteşar Yardımcıları Sayın Nermin Kırım ve Sayın Nihat Gül, Personel Daire Başkanı Sayın Ahmet Yılmaz, Dernek Başkanımız Hızır İnan, Saymanımız Taner Aşık ve Başkan Yardımcısı olarak benim de katılımım ile 6 Kasım 2014 tarihinde saat:14:00’da bir toplantı gerçekleştirilmiştir.
    Söz konusu toplantıda; 2015 yılında Bakanlar Kurulu Kararı “Hizmet Alımı” çerçevesinde ortalama 1000 personel talep edileceği, “Gelibolu Alan Yönetimi Projesi”nde en az 300 personelin istihdam edileceği, daha önce imzalanmaması nedeniyle yerine getirilmeyen kadro ihdası çerçevesine 62 arkeolog ve 28 Müze Araştırmacısının atanacağı, Devlet Personel Dairesi Başkanlığında bekletilen sözleşmeli 234 personelin atamasına ilişkin onayın da en kısa sürede sonuçlandırılacağı, yeni düzenlemelerle gerekli görülen yerlerde KUDEP’lerin kurulmasının yasal zorunluluk haline getirileceği ve dolayısıyla bugünkü mevcut personel sayısının iki ya da üç katına çıkarak yeni istihdam imkânlarının yaratılacağı yönünde son derece ümit verici vaatlerde bulunulmuştur.
    Hiç beklenmedik bu güzel gelişme karşısında Kültür ve Turizm Bakanlığını protesto etmek amacıyla 9 Kasım 2014 tarihinde başlatacağım Açlık Grevi”nin bir anlam ifade etmeyeceği yönündeki düşünceme Dernek Yönetiminin de katılmasıyla, Bakanlığın istihdama yönelik söz konusu taahhütlerini yerine getirmemesi halinde 18 Mayıs 2015 tarihi Müzeler Günü’nde yapılması yönünde karar aldık.
    “2014 yılı arkeologların yılı olacak” sloganıyla 500 arkeolog kadrosuyla Arkeolog İstihdam Platformundaki meslektaşlarımla mücadeleyi başlattığımda birçok meslektaşım için arkeolog atamalarının üç rakamlı (100 ve üzeri) sayılara ulaşılacağı boş bir hayalden ibaretti. Oysa Bakanlığın arkeolog ve sanat tarihçi istihdam planlamasını yasal çerçeveye oturtarak ciddi ve yapıcı çalışmaları artık hayallerimizin gerçekleşmesine yönelikti.
    Hatta bazı gazeteciler ve blog yazarları en fazla 50-60 kişi atanacak diye açlık grevine gitmemi saçmalık olarak değerlendirmiş bu mücadelenin sonuç doğurmayacağını, tipik bir Türkiye klasisizmi diye yorumlamış sanal klavye kahramanlığı yaparak gerçekte atanma umuduyla mücadele veren meslektaşlarıma destek olacaklarına köstek olmayı yeğlemişlerdir. Bazıları da gaflete düşüp Binnur Çelebi’nin olduğu yerde Bakanlık kapılarını kapatır bu nedenle biz destekte yokuz diyerek bir kez daha kişisel hırslarına yenik düştüler. Binnur Çelebi’nin olduğu yerde kapılar kapanmadğı gibi tam tersi sonuna kadar açıldı. Binnur Çelebi Arkeolog İstihdam Platformu üyeleri ile istihdam mücadelesinde tarih yazdırdı.
    En büyük desteği Yönetim Kurulu üyesi olduğum Arkeologlar Derneğinden beklerken onlar her zamanki gibi sessiz kalmayı tercih ettiler. Yine Anadolu Sanat Tarihçileri Derneği ve Müzeciler Derneği de nedense bize destek vermekten imtina ettiler. Türkiye’de ilk defa yapılması planlanan açlık grevi mücadelesinde yukarıda isimlerini saydığım sivil toplum kuruluşları bize destek verirken bu derneklerin içinde yer almak istememeleri anlaşılır tutum değildir. Artık Kültür ve Turizm Bakanlığı çalışanlarının derneği olmaktan çıkıp gerçek anlamda tüm meslektaşların sorunlarını göğüsleyecek birer Dernek olmaları en büyük temennimdir.
    Evrensel kültürün ortaya çıkarılmasında, koruyarak gelecek nesillere aktarılmasında en büyük görev biz arkeolog, sanat tarihçi, müzeci ve restoratörlere düşmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı yukarıda sayılan hususları yerine getirerek evrensel kültürün sahibi tüm meslek gruplarını kucaklamış olacaktır. Ayrıca turizm endüstrisi yanında kültür endüstrisini de hayata geçirmeyi planlayan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ömer Çelik de istihdamdaki bu dev adımıyla Türkiye’de bir ilke imza atan ilk bakan olarak tarihe geçmenin onurunu taşıyacaktır.
    2015 ve sonraki yıllar için istihdama yönelik yasal düzenlemeleri yapan Kültür ve Turizm Bakanlığına ve söz konusu çalışmalara emek verenlere bu aşamada teşekkür etmekten başka diyecek bir sözüm yoktur. Ancak ne bizim meslek için ne de diğer meslek dalları için işsizlikte hiçbir zaman mutlak çözüm mümkün değildir. Bu husus ne yazık ki yalnızca bizim ülkemize has bir durum değil, tüm ülkeler için geçerlidir. Sivil toplum kuruluşlarında görev alan bizlerin amacı bunu en asgari düzeye indirmektir. Zaten KUDEB’lerin zorunlu olarak açılması halinde istihdam bir defaya mahsus olmayıp ihtiyaca göre zamanla artacaktır.
    Önemli olan söz konusu istihdamın siyasi bir yatırıma dönüştürmeden belli niteliklere göre hakkaniyet çerçevesinde yapılmasıdır. Bu yönde de ilgili yerlerle gerekli girişimler başlatılmıştır. Bundan sonraki adım arz talep dengesini göz ardı ederek bölümlere binlerce öğrenci yerleştiren, niteliksiz eğitim sonrası bu gençleri elinde diplomaları ile sokağa salıveren üniversiteler ve YÖK olacaktır. Ayrıca DSİ, MTA, Vakıflar ve TOKİ gibi kurum ve kuruluşlarda da arkeolog ve sanat tarihçi istihdamının artırılması yönünde elimden geldiğince gayret göstereceğim.
    Mücadele bazen bir saat, bazen bir gün, bazen bir yıl, bazen de bir ömür sürer. İstihdam alanındaki söz konusu olumlu gelişmeler bir yıldan fazla geceli gündüzlü bir emeğin sonucunda ortaya çıkmıştır. Hiçbir başarı tek başına değildir. Öncelikle bana inanarak ve güvenerek destek veren Arkeolog İstihdam Platformundaki meslektaşlarıma yürekli mücadelelerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Kültür Sanat Emekçileri Derneği Yönetimi ve Sanat Tarihi İstihdam Platformuna üye arkadaşlarımızın kararlılıkla açlık grevinde yanımda yer almaları mücadelemde bana fazlasıyla güç ve umut katmıştır.
    Açlık Grevi kararımda beni ve Derneğimi destekleyen yukarıda isimlerini zikrettiğim değerli milletvekillerimize, sivil toplum kuruluşlarına ve özellikle sesimizi kamuoyuna duyurarak varlığımıza varlıklarıyla güç katan saygıdeğer basın yayın emekçilerine sonsuz teşekkürlerim ve saygılarımı sunuyorum. Onlar olmadan bizlerin bu sonuca ulaşması mümkün değildi.
    Son olarak da mücadelemize katılarak bizlere destek vermeyen meslektaşların da bundan sonra konuşmaya hiç hakları olmadığını düşünüyorum. Herkesin söz konusu mücadele sonucunda nereden nereye gelindiğini iyi düşünmesi ve bu alanda çaba sarf edenlerin de emeklerine saygı göstermeleri gerektiği kanaatindeyim. Devlet kadrolarına atananlar da mücadelede yer alıp da atanamayanlara vefa borcu olduklarını hiç akıllarından çıkarmamalıdırlar.
    Binnur Çelebi

    YAZININ LİNK ADRESİ:http://binnurcelebi.com/hodri-meydan/item/778-2014-yılı-arkeologların-yılı-oldu-500-arkeolog-artık-ataması-hayal-değil-gerçek-olacak.html

  8. Sorunsalın bu kadar kişilere ve siyasala bürünmüş olması, birşey beklenemeyeceğini işaretliyor. Bilhassa Türk sosyalitelerinde. Türkler kitle sayısalına korkunç önem verirler ancak bir onun kadar önemli duran kitle yapısınaysa oralı olmazlar.

    ‘Kara göründü köleler ölebilir’in seferine başarılı diyemeyişin nedeni belki de bu olmalı.

    Sayın Çelebi’nin yazısındaki ‘desteklemeyen/susan alamaz bu 500 tabak yemekten’ ve son cümlesindeki Battal Gazi öğüdüyse sefer hasbihalindeki olumlu cümleleri hatırlattı bana.

    Gemi korsanlarının ada korsanlarıyla yaptıkları muhteşem tarih kaynağı sohbetler. Bugün biri bile elimzde değil malesef. :-)

    Şu konuşma hakkınınsa modern toplumlarca ve kişiliklerce potansiyel varolduğu ve korunduğu noktasını bir kere daha vurgulayalım. Ekside ilerlemekte, ‘beni kimse değiştiremez’de, hiçkimseyi efsane yapmaz.