Bir Sütun da Biz Dikelim

685

Anadolu kültür mirasının en güzel örneklerinden biri Kastabala antik kenti. Çukurova’daki antik kentle ilgili yeni bir kampanya başladı. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı, ‘Bir Sütun da Sen Dik’ sloganıyla tarihi kentin sütunlarını ayağa kaldırmaya çalışıyor.Toplumumuzun ihtiyaçları çok. Ama bunlar arasında acil ilgi bekleyenler var. Misal size; her türlü kültür mirasına sahip çıkan, kültürel zenginliklerini, değerlerini içinde yeşerdiği doğa ile birlikte algılayan, koruyan ve geliştiren bir bilince ulaşmak… Bu ortak amaç 2003’te akademisyen, iş insanı, sanatçı, arkeolog, mimar ve sanat tarihçileri başta olmak üzere farklı meslek gruplarından 148 kişinin bir vakıf kurmasına ön ayak oldu: Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı.

Vakıf, geçen yıllarda ‘Bir Sütun da Sen Dik’ sloganıyla bir bağış kampanyası düzenleyerek Perge antik kentindeki sütunların ayağa kaldırılmasını sağladı.

Olay şu: Topraktan çıkarılan sütunların parçalarını birleştirmek ve onları ayağa kaldırmak maliyetli bir iş. Sütun başına belirlenen bir bedel var; o bedeli ödeyen kişi veya kişilerin adları ayağa kalkmasını sağladıkları sütunun altına plaketle yazılıyor. Vakıf, 110 civarında sütunu bağışlarla ayağa kaldırdığı Perge’den sonra şimdi bu projeyi Çukurova’daki Kastabala antik kenti için yeniden başlattı. Geçen hafta Fest Travel buraya bir gezi düzenledi. Arkeoloji ve tarih meraklısı gezginlerden oluşan gruba katılarak ben de Kastabala’yı ziyaret ettim. Bu geziden elde edilen gelir Kastabala kampanyasının ilk bağışı oldu. Bakın mesela, antik çağda kentlerin vatandaşları kamusal yapıların inşaatlarına imkânları ölçüsünde katılmaktan onur duyarmış. Genellikle masraflarına katkı sağladıkları yapının veya bir sütunun üzerine kitabelerle isimleri kazınırmış. Bu kampanyaya bir açıdan da bu geleneğin devamı olarak bakılabilir.

Geçmişte insanların kentlerini en güzel haliyle sahiplenmelerine benzer şekilde, Kastabala’nın devrilmiş sütunlarını ayağa kaldırmak da hepimizin görevi olmalı. Modern kentlerimize dair söz hakkımızın çok kısıtlı olduğu şu günlerde en azından kültürel mirasımıza sahip çıkabiliriz.

GEÇMİŞE IŞINLAYAN KENT KASTABALA

Kastabala, ortaçağda terk edilmiş. Esasen adı ‘Hierapolis Kastabala’. Hierapolis unvanını kutsal topraklar üzerine inşa edildiğine inanıldığı için almış. Osmaniye ilindeki bu antik kentin üstünün bir yorgan gibi toprakla örtüldüğü, altında sütunlu caddeler, hamam, tiyatro, stadyum, kilise, su kemeri ve çeşitli kalıntıların kaldığı tespit edildikten sonra bir kazıyla bunlar gün yüzüne çıkarılmış. Gerçekten nefes kesici. Çukurova’nın enginliği ile antik kentin büyüsü birleşince, etraftaki köylüler olmasa insanın kendini 2014 yılında değil de Roma devrinde gibi hissetmesi kaçınılmaz. Zira bugün Kastabala ören yerinde görülen tüm kalıntılar Roma devrinden kalma.

Diğer Çukurova kentlerinde olduğu gibi Kastabala’da da 2’nci yüzyıl sonu ve 3’üncü yüzyıl başlarında artan Doğu seferleri nedeniyle Doğu cephesine sevk edilen Roma lejyonları ekonomik ve sosyal sorunlara neden oluyordu. Kentlerin bu sorunlarla baş edebilmelerini sağlamak için imparatorlar ovalık Klikya kentlerinde yoğun imar faaliyetlerine giriştiler ve bu kentlere kendi adlarıyla anılan birçok oyun düzenlemesi ayrıcalığını tanıdılar.

Özellikle Severus hanedanının uyguladığı imar politikasının ürünleri Hierapolis Kastabala’nın ayakta kalan yapı kalıntılarında halen izlenebiliyor. Burayı ziyaret ettiğinizde 300 metre uzunluğundaki sütunlu caddenin bir kısmını, kent kapısını, muazzam tiyatroyu, hamam kalıntılarını, mezar yapılarını, kaya mezarlarını, kilise kalıntılarını göreceksiniz.

Tüm bunlarla Kastabala bugün bir arkeolojik ve doğal park olabilecek özellikleri taşıyor. Harabelerin içerdiği tarihi ve arkeolojik anıtlar her türlü tahribattan özenle korunur, yol gösterici ve açıklayıcı levhalarla kolayca gezilir

hale getirilirse Kastabala, Karatepe- Aslantaş, Kadirli-Flaviopolis ve Dilekkaya-Anazarbos ile birlikte Çukurova’nın doğusunda mutlaka ziyaret edilmesi gereken ören yerleri konumuna kavuşur.

Bir sütun da siz dikerseniz çorbada tuzunuz olur.

24.11.2014 Hürriyet