Bizans sarayının üzerine belediye sarayı, Osmanlı sarayının üzerine adliye sarayı yaptık, ünlü köşkleri yol yapımına kurban ettik. İstanbul’un iki bin yıllık tarihi, dillere destan saraylarının görkemli açılış ve hüzünlü yok oluşlarıyla dolu.

İstanbul’un ünlü Roma, Bizans ve Osmanlı sarayları, bugün sadece Avrupalı gezgin ve yazarların resim ve gravürlerinde yaşıyor. Peki ama ne oldu bu saraylara? Yakın zamana kadar kent siluetinin parçası olan bu saraylar, birden bire nasıl yok oldu?

Kültür A.Ş Yayınları’ndan çıkan İstanbul’un 100 Kaybolan Eseri adlı kitap, İstanbul’da yok olan çok sayıda cami ve medresenin yanı sıra Sadabad, Poligon, Sinan Paşa, Zeynep Hanım ve Ali Paşa saraylarının öyküsünü de anlatıyor. Bu eserden yola çıkarak 1954 yılında Haluk Şehsuvaroğlu’nun yazdığı İstanbul Sarayları, Prof. Doğan Kuban’ın 2001 tarihli Kaybolan Kent Hayalleri, Ahşap Saraylar’ı, 2011’de Arkeoloji Müzesi’nin İstanbul’daki Bizans Sarayları’nı, İSAM İslam Ansiklopedisi’nin ilgili maddelerindeki farklı uzmanlık alanlarında yazılmış eserlerini de tarayıp şehri en iyi bilen isimlerin başında gelen Prof. Dr. Semavi Eyice’den konuya ilişkin görüşlerini sorduk. ‘Büyük yıkım’ öncesinde İstanbul’un bir zamanlar adeta saraylar ve köşkler şehri olduğu ibe acı bir gerçek…

Yıkım; yol ya da modern bina yapımlarıyla 50’li yıllardan itibaren başlasa bile kentteki saraylar bazen kralların bazen de sultanların yarışına da yenik düştü. Hikaye aslında MÖ 667’de Megaralıların kurduğu Byzantion’un Sarayburnu’ndaki yapıların üzerine, MS 196 gelen Romalıların inşa ettiği Büyük Saray ile başlıyor. Şehrin MS 330 yılında Roma İmparatorluğu’nun başkenti olmasının ardından I. Konstantin’in Hipodrom ile Ayasofya arasında yaptırdığı ve 13’ncü asra kadar kullanılan imparatorluk sarayı, IV. Haçlı Seferi sırasında Latin askerlerince harabeye çevrildi. Hatta 1453 yılında Fetih sonrası sarayı gezen Fatih’in de yapının haline üzülerek “Sezarların sarayına örümcekler ağlarını örmüşler, Efrasiyab’ın kulelerinde bir baykuş ötüyor” dediği söylenir. Topkapı Sarayı dabu Bizans Sarayı yıkıntıları üzerinde yükselir.

Fatih’in şehirde yaptırdığı ilk Osmanlı sarayı olan Eski Saray’dan geriye ise bugün İstanbul Üniversitesi Beyazıt’taki giriş kapısı olarak kullanılan kısmı kaldı. Aslında 17’nci asırdaki yangına yenik düşen Eski Saray da Bizans Senato Sarayı üzerine inşa edildi. VI asıra ait olan Saraçhane’deki Bizans Sarayı’nın üzerine 1953 yılında İstanbul Belediye Sarayı inşa edilirken, Bizans Yazlık Sarayı’nın üzerinde Mimar Sinan’a yaptırılan Üsküdar Sarayı ve onun yerinde ise 1794’te Selimiye Kışlası yapıldı. İbrahim Paşa’nın dillere destan evinin üzerinde 1953’te Adliye Sarayı yükseldi! Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde İbrahim Paşa Sarayı’nın ihtişamı “Topkapı Sarayı’ndan sonra şehrin en büyüğü” denilerek anlatılır. Bugünkü Bebek Parkı’nın yerindeki Bebek Kasrı, Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmış ve 1845’te yıkımına karar verilene kadar padişahların yabancı ülke yöneticileriyle gizli görüşme mekanı olmuştu.

SARAYLARIN ÜZERİNDEN TREN GEÇTİ

Haliç çevresindeki ünlü köşkler, 1740 yılındaki Patrona Halil İsyanı’yla yağmalansa da Sadabad ve Eyüp Sarayı gibi yapılar, bölgeyi eski ihtişamına kavuşturmuştu. III. Mustafa’nın kızı Hatice Sultan için Ayvansaray’da yaptırılan Hatice Sultan Yalısı (Neşetâbâd Kasrı) ile 19’uncu asrın sonunda V. Murat’ın kızı Hatice Sultan için inşa edilen yalılar, ünlü sultan saraylar arasındaydı. Neşetabad Sarayı’ndan geriye bir şey kalmazken, Hatice Sultan Yalısı bugün Boğaz’daki altı sultan sarayından geriye kalan tek yapı. Sinanpaşa Köşkü ve Bizans saraylarının da yer aldığı bazı sahil yapıları ise geçen yüzyılın başında demiryolu ve tren garı inşaatı için yıkıldı.

AMCAZADE DÖNÜYOR

Yapım tarihi 1697 olan Amcazade, kentin en eski sivil mimari örneklerinden biri. Karlofça ve Pasarofça antlaşmalarına tanıklık eden Amcazade Yalısı, fildişi kakmayla tezyin edilmiş kapı cepheleri, altın yaldızlı bordürleri, lalelerle süslü iç mimarisiyle ünlüydü. Yangınlarla harap olan yalı, 1972 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nca tamir edildi. Mülkiyeti Mülhak Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı’nda bulunan Amcazade Yalısı’nın restorasyonu, 25 yıllığına yap-işlet-devret modeliyle yapılıyor. Nasıl kullanılacağı ise henüz bilinmiyor (solda).

SARAYI YIKTIK, GAZHANE YAPTIK

Safiye Ayla’nın yetiştiği Sadabad Sarayı, süslemelerle dolu 79 odasıyla Türkiye’nin en büyük ahşap yapısıydı. 1722 yılında sadece 64 günde tamamlanan sarayın etrafına daha sonra 173 ahşap köşk inşa edilmişti. Yıllar içinde yenilense de 1941-1942 yılında yıkılarak yerine İstihkâm Okulu inşa edildi. Poligon Sarayı, Gazhane yapılmak üzere 1956 yılında yıkıldı, 1955 yılından itibarense İETT garajına dönüştü. Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu, 1859 yılında Batı tarzı tiyatro ve operaların sergilenmesi için Sultan Abdülmecid tarafından 1859 yılında mimar Dieterle ve Hammond’a yaptırmıştı. Paris tiyatrosu örnek alınmış ve Çin vazolarıyla süslenmişti. Edebiyatımızda ilk Türk tiyatro eseri olarak kabul edilen Şair Evlenmesi bu sahnede oynanmak üzere kaleme alınmıştı. 1939 yılında Ayaspaşa-Dolmabahçe yolu için yıkıldı. Sultan Abdülaziz tarafından 1865’te yaptırılan Ali Paşa Sarayı, 1911’de bir yangınla kül oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sarayı aslına uygun olarak yeniden inşa etmeyi planlanıyor.

11.01.2015 ahaber.com.tr