Geçtiğimiz yıl 80 kişi ile kazı çalışmalarının yürütüldüğü Şanlıurfa’nın Harran ilçesindeki ören yerinde bu yıl ise 160-165 kişilik ekibin kazı yapacağı bildirildi. Bölgedeki kazı çalışmalarında ise kayıp Sin tapınağı ve İslamiyetin ilk dönemine ışık tutacak önemli eserlerin bulunması hedefleniyor.

İlahi dinler ve ilkel dinler için büyük önem taşıyan ve tarihte dünya kültür ve medeniyetin merkezi olarak bilinen Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde, toprak altında bulunan tarih gün yüzüne çıkarılıyor. İlk defa 1951-1956 yılları arasında yabancı araştırmalar tarafından yürütülen çalışmaları ile gündeme gelen Harran Höyüğü’ndeki kazı çalışmaları 1983 yılından itibaren sürdürülüyor. 2014 yılında Harran Üniversitesi arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal başkanlığındaki 80 kişilik ekiple yürütülen çalışmaların bu yıl ise toplamda 200 kişilik ekiple devam edeceği bildirildi. Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından finanse edilen, Harran Üniversitesi ev sahipliğinde Harran Kaymakamlığı ve Harran Belediyesinin desteğiyle yürütülen kazı çalışmalarına bu yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın da destek vereceğini açıkladı. Bu destek ile rekor seviyede kazı ekibiyle çalışmaların yürütüleceğini anlatan Vali Küçük, geçen yıl 60 kişi olan kazı ekibinin 160-165 kişiye çıkarılacağını müjdeledi. 15 Mart’ta yeniden başlayacak çalışmalarda kayıp Sin tapınağı ve İslamiyet’in ilk dönemlerine ışık tutacak önemli bulguların gün yüzüne çıkarılmasını hedeflediklerini anlatan Vali Küçük, “Harran’daki kazı çalışmaları için ilave personel konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’ten destek aldık. Bu bölgede 170 kişi kazı yapacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı sağlamıyor bunu. Çalışma Bakanlığı’ndan sağladığımız ödeneklerle Mart ayının 15’inden itibaren sadece 160-165 kişi kazı yapacak. Orada tarihin sakladığı hazineyi ve güzellikleri gün yüzüne çıkaracağız. En az 50-60 kişi de Kültür Bakanlığı’ndan temin edeceğiz. 200 kişi o bölgede hummalı ve gerçek bir çalışma yapılacak. Bu sadece kale çevresinde olmayacak. Harran Üniversitesi de var. Onun da çevresinde olacak. Sin mabedini bulunacağına inanıyoruz. Onu bulmayı ümit ediyoruz. Bir de İslam’ın ilk dönemlere ait eserleri bulacağımıza inanıyor ve onun için oraya yoğunlaştık. Sin mabedini bulursak dünya literatürüne girecek bir çalışma olacak. Bunun için yoğun ve büyük bir çalışma ile gireceğiz” dedi

Kazı Başkanı Önal ise 2014 yılında 80 kişilik ekiple yapılan ve 15 Aralık’ta ara verilen kazı çalışmalarında Eyyübi döneminin ünlü tarihçisi İbn-i Şeddad’ın, Harran’da olduğunu belirttiği 14 hamamdan biri bulunduğunu belirtti. Önal, kazı çalışmalarında ayrıca o dönemlerde biri iç kalede olmak üzere ikili savunma sisteminin kullanıldığı ve Harran Kalesi’nin içe asıl giriş kapısının Gaziantep kapısında olduğu gibi hendek üzerinden asma kapı ile olduğu yönünde bulgular elde edildiğini, Ortaçağ İslami döneme ait şifahane, bir su yapısı, bu yapılarla ilişkili 4 oda ve bir koridora ulaşılarak, Tunç ve Kalkolitik dönem buluntularına da rastlanıldığını da kaydetti.

HARRAN’IN ÖNEMİ

Şanlıurfa’nın 44 km. güney doğusunda bulunan ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen tarihi ilçesi Harran, kendi adıyla anılan ovanın merkezinde kurulmuştur. Tevrat’ta da “Haran” olarak geçen yerin burası olduğu söylenir. İslam tarihçileri kentin kuruluşunu Nuh Peygamber’in torunlarından Kaynan’a veya İbrahim Peygamber’in kardeşi “Aran”a (Haran) bağlarlar. XIII. yüzyıl tarihçilerinden İbn-i Şeddat, HZ. İBRAHİM’in Filistin’e gitmeden önce bu şehirde oturduğunu, bu nedenle Harran’a Hz. İbrahim’in şehri de denildiğini, Harran’da İbrahim Peygamber’in evinin, adını taşıyan bir mescidin, O’nun otururken yaslandığı bir taşın bulunduğu yazmaktadır. Harran, Kuzey Mezopotamya’dan gelerek batı ve kuzey batıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada yer almaktadır. Bu özelliğinden dolayı Harran, Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Assurlu tüccarların önemli uğrak yerlerinden biri idi. Harran; Ay, Güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya’daki Assur ve Babillerin politeist inancına dayanan Paganistliğin (Putperestlik) önemli merkezlerinden olması yönüyle de ünlü idi. Bu nedenledir ki, Harran’da Astronomi ilmi çok ilerlemiştir. Dünyadaki üç büyük felsefe ekolünden birisi “Harran Ekolü”dür. İlk çağdan beri varlığı bilinen Harran Üniversitesi’nde dünyaca ünlü birçok bilgin yetişmiştir. Emevi hükümdarlarından II. Mervan 744 yılında Harran’ı Emevi Devleti’nin başkenti yapmıştır. Emevilerin Asya bölümü 750 yılında Abbasilere yenilerek Harran’da sona ermiştir. Abbasi hükümdarı Harun Reşit zamanında “Harran Üniversitesi” dünyada büyük bir ün kazanmıştır. bugün Cüllab ve Deysan ırmakları kurumuş olduğundan Harran sudan ve yeşilden mahrum bir ovanın ortasında 5000 yıllık tarihi ile ayakta durmaktadır. Tipik evleri, höyüğü, kalesi, şehir surları ve çeşitli mimari kalıntıları ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

 

16.01.2015 Milliyet

Bunlarda İlginizi Çekebilir!