İstanbul Arkeoloji Müzesi, dünyaca ünlü müze mimarı Boris Micka tarafından yeniden tasarlandı. Ne yapılacağına yıllardır karar verilemeyen Darphane-i Amire binaları da müzeye dahil edildi. Şu anda bir kısmı kapalı olan müze, 7 bin metrekarelik yeni alanı ve tasarımıyla 2016’da açılacak. Boris Micka, “Yaklaşık 7 bin metrekarelik bir alanı tasarladık. İstanbul Arkeoloji Müzesi, dünyadaki en iyi beş arkeoloji müzesi arasındaydı. Yeni tasarımıyla, dünyadaki üzerindeki en büyük arkeoloji müzelerinden biri olacak.” diyor.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri (İAM), ülkemizdeki en talihsiz müzelerden biri. Türkiye’de en çok gezilen iki müze; Topkapı Sarayı ve Ayasofya Müzesi ile dip dibe olmasına rağmen ziyaretçi sayısı onların üçte biri kadar. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın geçtiğimiz aralık ayında açıkladığı rakamlara göre Topkapı ve Ayasofya’yı 2014’te 3’er milyondan fazla kişi ziyaret etti. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ziyaretçi sayısı ise yaklaşık 300 bin. İAM’ın çevresiyle ilişki kuramama gibi bir sorunu da var. Müze, Gülhane Parkı’nın içinden Topkapı Sarayı’na çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu’nda fakat bilhassa yaz aylarında sayıları artan parkın sakinleri, burunlarının dibindeki müzeyi fark etmiyor bile.

Bu olumsuzluklar bir yana, İstanbul Arkeoloji Müzesi, dünyanın en iyi 5 arkeoloji müzesinden biri oluyor. 2016’da müzecilik teknolojileri kullanılarak yapılan yeni sergileme tasarımı bitince hem en iyi hem de en büyük müzelerinden biri haline gelecek. Çünkü ne yapılacağına yıllardır karar verilemeyen tartışmalı tarihi binalardan biri olan ve Topkapı Sarayıbirinci avlusundan ta Gülhane Parkı’nın girişine kadar uzanan eğimli ve geniş alandaki Darphane-i Amire binaları artık İstanbul Arkeoloji Müzeleri kullanacak. Böylece müzenin hem metrekaresi büyüyecek hem de depolarda bugüne kadar hiç sergilenmeyen eserler gün yüzüne çıkacak. Tüm bunları, müzenin sergileme alanlarını yeniden tasarlayan Boris Micka’dan öğreniyoruz.

Dünyaca ünlü müze mimarı ve sergileme tasarımcısı Boris Micka, ‘müzelerin kaderini değiştiren adam’ olarak tanınıyor. Müzecilerin yapmak istediklerini o ziyaretçilerin anlayacakları dile çeviriyor. Yaptığı iş, müzeografi olarak tanımlanıyor. Kendisi Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda dün sona eren Heritage Restorasyon, Arkeoloji, Müzecilik Teknolojileri Fuarı’nda, İAM için nasıl bir tasarım yaptığını anlattı. Micka ile sunumu sonrasında ayrıntıları konuştuk.

“OSMAN HAMDİ BEY GÖRSE MUTLU OLURDU”

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bir kısmı şu anda kapalı. Depreme karşı sağlamlaştırılıyor ve restore ediliyor. Micka’ya 100 yıl önce kurulan müzede neyi değiştirdiğini soruyoruz. Öncelikle ‘derleyip toplayıp temizlik yaptığını’ söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Çok fazla katman, çok fazla yorum vardı. Osman Hamdi Bey, müzeyi kurarken aklında ne varsa, ona geri dönüyoruz. Ama tabii ki 21. yüzyılın teknolojisini kullanarak. Bence Osman Hamdi Bey, yaptığımızı görseydi mutlu olurdu. Hâlâ onun ruhunu koruduğumuzu düşünüyorum.”

‘Bilmem kaçıncı yüzyıldan kalan çanak, çömlek’ gibi bir sergileme anlayışı yeni planda yok. 7 bin metrekarelik bir alanı tasarlayan Micka, müzeyi salonlara bölmüş ve her salonda farklı hikâyeler anlatmış. Onun ifadesiyle konuşmayan bütün eserler dile geliyor. Mesela Troya salonuna kentin interaktif bir modeli kurulmuş ve Osman Hamdi Bey’in satın aldığı orijinal vitrinleri kullanarak Troya kazılarının tarihi anlatılmış.

Darphane-i Amire binalarında ise iki ana sergi alanı hazırlanıyor. Birinde, depodan çıkarılan, bugüne kadar hiç sergilememiş sikke koleksiyonu olacak ve mekânın tarihi anlatılacak. Diğerinde İstanbul’un arkeolojik geçmişine uzanılacak. Micka, “Arkeoloji Müzesi’nin inanılmaz bir sikke koleksiyonu var. Tabii ki böyle bir koleksiyonu Darphane’de sergilemek en doğrusu.” diyor. Peki, yeni tasarım İAM’ın kaderini değiştirecek mi? Micka, “Evet… Eğer buna inanmasaydım bu işi yapmazdım. Dünyadaki diğer arkeoloji müzeleri eğitim sistemiyle bağlantılı çalışıyor. Yeni tasarımda buna çok önem verdik. Yerli ziyaretçiler, özellikle küçük ziyaretçilerimiz artacak.” diyor.

İstanbul Kent Müzesi’ni de tasarladı

1962 doğumlu Çek mimar Boris Micka, 1992 yılından beri İspanya’nın Seville kentindeki GPD-Museums and Exhibitions firmasını yönetiyor. İspanya ve Avrupa’da müzeografinin en önemli referans ismi olan Micka, tasarımını yaptığı Alicante Arkeoloji Müzesi (MARQ) ile hem 2003’te Avrupa’da Yılın Müzesi Ödülü’nü (EMYA 2003) aldı hem de İspanya’daki tüm müzelerin konseptlerinin değişmesine öncülük etti. Türkiye’de 2010’da Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenen “Efsane İstanbul: Bizantion’dan İstanbul’a-Bir Başkentin 8000 Yılı” sergisi ve yine Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonlarından derlenerek oluşturulan ve 2014’te Bahreyn’de sergilenen “İslam Hat Sanatının Beş Yüz Yılı” sergisini tasarladı. Micka, İstanbul Arkeoloji Müzeleri dışında, bir türlü kurulamayan ve sürekli tartışılan İstanbul Kent Müzesi’nin de tasarımcısı. “İstanbul Kent Müzesi’nin tasarımı bitti. Şu anda bu uygulamayı kimin yapacağı ihale aşamasında. Bu kadar büyük bir müzenin yönetimsel prosedürleri uzun sürüyor.” diyor. Micka’nın, 19-21 Şubat’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak All Design 2015’in konuşmacıları arasında olduğunu belirtelim.

08.02.2015 Zaman