Tunç Çağı’ndan Urartulara, Hititlerden Romalılara kadar birçok devre şahitlik eden, yapım yılları MÖ 3000’lere kadar uzanan takılar, Malatya Müzesinde ilk kez görücüye çıktı. 

Kemikten, tunçtan, kıymetli taşlardan ve gümüşten yapılan yüzük, bilezik, halhal, kolye, broş ve tokaların yer aldığı sergi, kadınların binlerce yıllık takı tutkusunu gözler önüne seriyor.

Arslantepe, Caferhöyük, İmamoğlu ve Değirmentepe kazı alanlarındaki tümülüs ve höyüklerde bulunan takılar, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.

“Kadın , süslenirken tapınma şeklini ortaya koymaktadır”
Müze Müdürü Tevhit Kekeç, AA muhabirine, insanoğlunun, özellikle de kadınların yaratılıştan itibaren süse önem verdiklerini söyledi.

binlerce-yillik-takilar-malatya-muzesinde-sergileniyor-1

Arkeolojik kazılarda höyük, tümülüs ve klasik dönem yapı katmanlarında kadınlara ait birçok süs eşyası bulunduğunu belirten Kekeç, kazılarda çıkarılan eserlerin müzelere nakledildiğini, sonrasında tasnif edilerek teşhire sunulduğunu kaydetti.

Malatya’da 1978 ile 1988 yılları arasında Karayaka Barajı’nda kurtarma kazıları yapıldığını anımsatan Kekeç, Caferhöyük, İmamoğlu, Değirmentepe, Pirot Höyük, Kösger Baba’nın yanı sıra hala devam eden Arslantepe’deki kazılarda da takı ve süs eşyası çıkarıldığı bilgisini verdi. 

Kekeç, MÖ 3000’lerde de bu takıları gördüklerini aktararak, “Burnlar çok ince ve güzel işlenmiş kolye, bilezik gibi takılar. Bunun yanı sıra tapınmaya yönelik birtakım fibulalar (iki parça kumaşı birbirine tutturmaya yarayan takı) ve kolyeler yapılmış. Bu, ‘idol’ dediğimiz kolye tipidir. Aynı zamanda kadın, süslenirken de inancını, tapınma şeklini ortaya koymaktadır. Bu da demek oluyor ki kadın, bir taraftan süslenirken, bir taraftan da kendince tapınma eylemini ortaya çıkarıyor” diye konuştu.

Takılar, figürlerle süslenmiş
Kazılarda haç şeklinde kolyeler de bulunduğu bilgisini paylaşan Kekeç, erkeklerin de bu takıları kullandığını söyledi.

Kekeç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bilhassa Urartu krallarının kemerlerinin üstleri figürlü. At ve değişik hayvan figürleriyle süslenmiş geniş metalden kemerlerini de görüyoruz. Cam bilezikler görüyoruz, cam kolyeler bulunuyor. Bazen bronz, altın yüzüklerin üzeri kaşlı (yüzük taşının oturtulduğu, kenarları tırnaklı yuva) ve kaşların üzerine figür işlenmiş. Bu figürlerden bazıları tanrıça da olabiliyor. Bu tanrıçalar Hera, Athena ve erkeklerin taktığı yüzüklerin kaşlarında da Zeus, savaşçı Apollon’u, Ares’i görüyoruz. Bu tür eserleri bilhassa Roma döneminde görüyoruz. Bronz heykeller, heykellerin bir çeşidini yüzük kaşına, kolyesinin üzerine veya boynuna astığı şeye, Medusa başını da göğsündeki kolyenin üzerine kabartma olarak işlediklerini görebiliyoruz.”

Kazılar, geçmişte takı sektörünün varlığını kanıtlıyor
Malatya dışındaki arkeolojik kazılarda daha eski dönemlere ait süs eşyası bulunduğuna işaret eden Kekeç, özellikle kadınların ilgisiyle takıların çok eski çağlardan itibaren sektör haline geldiğini vurguladı. 

Ustalar tarafından yapılan süs eşyasının özellikle klasik dönemde tapınakların önünde veya kent pazarlarında satıldığını anlatan Kekeç, şunları kaydetti: “Demek ki sektör, o dönemde başlamış. Takı, süs eşyası sektörü zaman içinde değişik şekiller verilerek yapılmıştır. Bazen kendinden önceki döneme ait figürü, kolye şeklini veya bilezik tipini uygulamış olabilir. Kazılarda çıkarılan mezarlarda bunu görüyoruz. Örneğin, yılan başlı Urartu bileziğinin, Hristiyanlık ve Roma döneminde camdan yapıldığını görüyoruz. 

Bazı heykellerin kollarında, bilhassa Afrodit heykelinin kollarında yılan şeklinde kıvrılmış halhalı görüyoruz. Bu heykeli yapan muhakkak ustaydı. Sektör, sadece takı olayı değil, diğer yan sektörleri de etkisi altına almıştır.”

Müzeye gelen kadınların takılara ilgi gösterdiğine dikkati çeken Kekeç, “Bayağı ilgilendiler kolyelerle. Bunların içinden bakıp ‘acaba, şu kolyeden benim de olsa mıydı?’ Yahut o gördüğü şeyi inanıyorum ki yaptırabileceği yer olursa, aynı motifte süs eşyası yaptıracağını hissettik” ifadesini kullandı.

24.05.2015 Radikal