UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Efes Antik Kenti’nde son kazılar, önemli bir tarihi gerçeği ortaya çıkardı. Bilinen aksine kentin Türk akınlarıyla yıkılmadığı, Efesliler ve Türklerin uzun yıllar birlikte yaşadığı belirlendi.

Kuruluşu Cilali Taş Devri’ne kadar uzanan, en parlak dönemlerini Helenistik ve Roma dönemlerinde geçiren ve Roma’nın Asya eyaleti başkenti olan Efes Antik Kenti’nde Türklerin de yaşam sürdüğü ortaya çıktı.

Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ve Efes Kazıları Başkanı Sabine Ladstaetter, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarih kitaplarında Efes’te yaşamın 7’nci yüzyılda sona erdiğinin yazdığını ancak Meryem Kilisesi’nin güneyinde yaptıkları kazılarda buldukları bir konutun kentteki yaşamın 14. yüzyıla kadar devam ettiğini gösterdiğini söyledi.

efesliler-ve-turklerin-birlikte-yasadigi-ortaya-cikti

Ladstaetter, söz konusu konutun kazısının 2015 yılının en büyük kazısı olduğunu belirterek, “Meryem Kilisesi’nin güneyinde 3 yıl önce başladığımız kazılarda oldukça büyük bir ev bulduk. Yaklaşık bin 500 metrekare büyüklüğündeki bu gösterişli evde tabanları mermer ve mozaik döşemeli avlu, odalar bulundu ayrıca kazılarda şarap, zeytinyağı ve diğer ürünlerin üretiminde kullanıldığını tahmin ettiğimiz parçalarla karşılaştık” dedi. Bulunan bu yapının antik kentteki Yamaç Evler ile benzerlik taşıdığını aktaran Ladstaetter, “Evin içinde bulduğumuz mobilyaları göz önüne aldığımızda o dönem bu evde lüks bir yaşam sürüldüğünü, evin bu yönüyle Yamaç Evler’e oldukça benzeyen yanlarının olduğunu görüyoruz. Bu evde 3 binden fazla sikke, pek çok değerli metal eşya ve yüzlerce seramik vazo ile karşılaştık. Gerçekten zengin bir envanter oldu” diye konuştu.

Ladstaetter, bu yapıyı ilerleyen dönemde Efes ziyaretçilerine sunmak istediklerini dile getirerek, söz konusu evin Efes’te birçok turistin yakınından geçtiği seçkin bir noktada olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Önümüzdeki yıl kazıların bitmesinin ardından burayı ziyarete açacağız. Bu kazıdaki en önemli bilgi, Efes’te yaşamın 7’nci yüzyılda bitmemiş olması. Genellikle tarih kitaplarında Efes’te hayatın milattan sonra 7’nci yüzyılda bittiği, Müslümanların buraya gelmesiyle Efes’in terk edilip Ayasuluk Kalesi’ne yerleşildiği yazar ancak burada bulduğumuz evde Efes’te hayatın 14’üncü yüzyıla kadar sürdüğünü gördük. Şu an burası Efes’in en genç yapısı ve biz biliyoruz ki bugünün Selçuk’unda Efesliler ve Müslümanlar uzun bir süre yan yana aynı limanı kullanarak yüzyıllarca yaşadılar. Bu, çok önemli bir bilgi çünkü bundan önce Müslümanlar’ın buraya gelmesiyle her şeyin yerle bir edildiğini, Efes’in terk edildiğini ve Ayasuluk’a yerleşildiğini düşünüyorduk. Bunun doğru olmadığı ortaya çıktı.”

Efes’in son yılları
Pek çok tarihçiye göre milattan sonra 2’nci yüzyılda en parlak dönemini yaşayan ve bundan sonraki dönemde çalkantılı dönemler geçiren Efes kenti, kentin dünyaya açılan kapısı olan limanın ağzının Küçük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla dolması sonucu önemini yitirdi.

Roma İmparatorluğu’ndan 6. yüzyılda gelen kararnamelerle limanın önü pek çok kez temizlenmeye çalışılsa da liman yolunun bataklığa dönmesi sonucu kentte sıtma hastalığı baş gösterdi. Sıtma hastalığının üzerine milattan sonra 600’lü yıllardaki depremler ve Sasani akınlarından sonra Efes’te yaşam sona erdi. Kent merkezi Ayasuluk tepesine taşındı.

Son bulgular Efes’te yaşamın Aydınoğulları Beyliği’nin 1304 yılında bölgeye gelişinden sonra da devam ettiğini ortaya koydu.

31.07.2015 Radikal