Bitlis Kalesinde 2004 yılından bu yana aralıklarla yapılan kazı ve restorasyon çalışmasına yeniden başlandı. Kalenin tarihi yapısına zarar vermeden, yaklaşık 11 yıldır devam eden kazı çalışmalarında Osmanlı döneminden eserlere rastlanıyor. 2004 yılında bu yana yapılan kazı çalışmalarından dolayı tarihi kale turizme kapalı.

Kazı çalışmalarına başkanlık yapan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden Yardımcı Doçent Doktor Gülsen Baş, yaptığı açıklamada kazı çalışmalarının 2004 yılından beri sürdürülmekte olduğunu, geçen süre zarfında kalenin tarihi yapısına zarar verilmeden çalışmaların devam ettirildiğini söyledi.

Baş, kalenin tarihi hakkında şu bilgileri verdi: “Kalenin ilk inşaat tarihi kesin olarak bilinmiyor. Ancak Büyük İskender’in komutanı Beatles tarafından yapıldığı genel olarak kabul edilmektedir. 11 yıllık yapılan çalışmalar neticesinde kalenin orta kesiminde büyük bir bölümünün sağlam olarak kaldığı bir hamam ortaya çıkarıldı. Onun dışında yapılan çalışmalarda genellikle Osmanlı’nın son dönemine ait, insanların sivil mimari olarak kullandıkları, derme çatma basit mimari yapılara özgün, kalıntı ve izler ortaya çıkarıldı.

2015 yılı itibari ile kalenin güneybatı kesiminde seyir köşkü diye adlandırabileceğimiz bir mekanın varlığıyla karşılaşıldı. Muhtemelen Şerefhan beyleri tarafından kullanılan bir seyir köşkü olduğunu düşünüyoruz. Yapılan çalışmalar ile genellikle Osmanlı dönemine ait katmanlarda olduğumuzu düşünüyoruz. Ancak bu katmanlardan daha derine inildikçe kalenin tarihi yapısına bağlı olarak Şerefhanlar dönemine bağlantılı olarak, Akkoyunlu, Karakoyunlu onun öncesinde Selçuklu dönemine ait verilerle karşılaşmayı da bekliyoruz.” dedi.

Yapılan kazı çalışmasında sadece mimari veriler ortaya çıkarılmadığına dikkat çeken Baş,  bunların yanında mimari yapılardan elde edilen toprağın elenmesi sırasında çok sayıda küçük buluntular ile karşılaşıldığını ifade etti.

Baş, “Bunların arasında en önemlisi sırlı sırsız seramikler yer alıyor. Bunlar genellikle mutfak eşyası olarak kullanılan kap kacaklardır. İkinci önemli grubu, Osmanlı dönemine ait bronz sikkeler ve üçüncü önemli grup ise Bitlis’te tütün kullanımının çok yaygın olduğunu kanıtlayan tütün lüleleri oluşturmaktadır.” diye konuştu.

Bitlis’in tarih bakımıyla Mardin’e kafa tutacak bir şehir olduğu hatırlatmasında bulunan Baş, “Bitlis Anadolu’nun önemli tarihi kentlerinden biridir. Bu tarihi dokunun en önemli tamamlayıcılarından biri de kent merkezinin oluşturulduğu alanda doğal kayalıklar üzerinde yükselen Bitlis Kalesidir. Bitlis Kalesinin etrafını saran tarihi dokuda değer görmeyi bekleyen  önemli kültür varlıkları içerisinde özellikle dikkat çekiyor.

O gözle bakıldığında ve dikkatle değerlendirildiğinde Bitlis’in Anadolu’nun tarihi kentleri içerisinde yer alan pek çok kent içerisinde en önde zikredilmesi gereken bir kent olduğunu hatta bu anlamda sık sık dile getirilip öne çıkarılan Mardin ile belki de boy ölçüşebilecek bir il olduğunu rahatlıkla vurgulamak mümkündür.  Yaklaşık 11 yıldır devam eden arkeolojik kazılar mevcut desteğin sürdürülmesi ile 40 yıl devam edeceğini düşünüyoruz.” dedi. 

12.08.2015 dogruhaber.com.tr