Uyuşturucu çetesinin barınak inşa ederek eve dönüştürdüğü tarihi Silivrikapı surlarının içler acısı durumu İstanbulluların tepkisini çekiyor. Bizans’tan kalma hipojeye (aile mezarlığı) eklenen barınağın kalıntıları hâlâ bölgede duruyor. Mekansızların barınağa dönüştürdüğü surların burçlarında ise mangal izleri var.
İstanbul’da yaklaşık 1 ay önce gerçekleştirilen narkotik operasyonuyla ortaya çıkan tarihi rezaletin izleri halen silinemedi.

Geride molozlar kaldı
Tarihi Silivrikapı Kale surları adeta mezbeleliğe dönmüş durumda. Uyuşturucu çetesinin Bizans’tan kalma hipojeye(aile mezarlığı) inşaa ettiği barınak belediye ekiplerince yıkılınca geride moloz yığını kaldı.
Çete üyelerinin tarihi surlara monte ettiği lavabonun musluğu sökülürken taşların da kırıldığı görülüyor. Surların arasına yapılan çatı yıkılmasına rağmen sıvalar hâlâ surları kapatıyor. Yıkım esnasında yapının birçok bölümünde hasarlar oluşması da dikkat çekiyor.

‘Yakında yıkılabilir’
İstanbul surlarının yapıldığı tarih göz önüne alınırsa günümüze kadar ulaşmış nadir eserlerden biri olduğunu söyleyen Koç Üniversitesi arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümünden Prof. Dr. Engin Akyürek surların sahipsiz bırakılmasıyla illegal kullanımlara maruz kaldığını belirterek şunları söyledi: “İllegal kullanım ortadan kaldırırken yeniden bir tahribata maruz kalmış. Bu yapıların sahipsiz kaldığı sürece bu durum kaçınılmaz. Dünyanın kaç yerinde koskoca bir kenti çevreleyen bu kadar eski yapı var. Bu yapıları korumak ve görünür kılmak gerekmekte. Duvarın tamamen göçeceği bir tahribat yaratılmamış ama surların genelinde küçük bir sallantıda yıkılacak duruma gelmiş durumda. Gelecekte bu tip tahribatlar birikerek surların yıkılmasına neden olabilir. Yakın bir gelecekte surların yerinde taş yığınları görebiliriz. Yapılması gereken restorasyonların sadece yıkılan bölümlerin değil yapının geneline uygulanmalı” diye konuştu.

İçki, uyuşturucu âlemi yapıyorlar
Surların tepe noktaları ise kaderine terk edilmiş durumda. Bakımsızlık ve ilgisizlikten dolayı evsizlerin uğrak noktası haline gelen surlar, evsizlerin mekanına dönüşmüş. Surların üstüne çıkılmaması için merdivenler ve ara yollar yer yer kapatılmış ama surların üstü zaman içinde adeta açık hava barınağına dönüşmüş. Yerlere serilmiş kilim, minder ve koltuklar bunun en büyük kanıtı.

Tarihi yapının taşları kırık dökük bir vaziyette. Kilimlerin serili olduğu alanın çevresi içki şişeleri ve atıklarla dolu. Tarihi kalede mangal ateşinin izleri duruyor. Sadece Silivrikapı da değil Mevlana Kapı ve çevresi de bu durumda. Mevlanakapı üzerinde ise mekansızların uyuşturucu yapmak için kullandıkları plastik şişeler göze çarpıyor.

‘Açık hava müzesi haline getirilsin’
Prof. Dr. Engin Akyürek şunları söyledi: “Milattan sonra 5. yüzyılda II. Theodosius tarafından yapılan surlar üç kademeden oluşuyor. Yapıda ana sur, onun önüne yapılan dış sur ve hendek bulunuyor. Bunların arasında düz teraslar var. Surlar her ne kadar Bizans döneminden de kalsa, erken dönemde inşa edildiği için antik Roma mimarisi sayılır. Savunma sisteminin güzel bir örneğidir. Etrafı temizlenmeli ve boşaltılmalı. Buraları ziyaret edilebilir açık hava müzeleri haline getirilmeli. Bu yapılırsa surlar, Ayasofya ve Kariye Müzesi’nden sonra İstanbul’un en önemli 3. eseri olabilir.”

14.09.2015 Milliyet