Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanı İbrahim Bakır, Aspendos Antik Tiyatrosu’nun orijinal dokusuna uygun restore edilmediği iddialarına ilişkin, “Enine boyuna tekrar inceledik. Yaptığımız çalışmaları, restorasyonun ne durumda olduğunu yeniden gözden geçirdik. Yapılan işlemlerde tartışmaya konu olacak bir durum olduğunu düşünmüyoruz” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi de olan Yrd. Doç. Dr. İbrahim Bakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölge kurullarının mimarlar, sanat tarihçileri, arkeologlar, hukukçular ve şehir planlamacılarından oluşan bilimsel ve mesleki bir kurum olduğunu ifade etti. Kurulların tarihi yapıların tescilini yaptıktan sonra nasıl korunacağına yönelik kararlar aldığını söyleyen Bakır, bu sürecin analizlere ve bilimsel mesleki verilere dayalı detaylı çalışmalarla yapıldığını dile getirdi. Tarihi eserler üzerinde çalışmalar yapılırken kuruldaki uzmanların yerinde tespitler yaptığını belirten Bakır, restorasyon çalışmasının her aşamasının uzmanlarca titizlikle incelendiğini vurguladı. Bakır, Türkiye ‘de tarihi yapılara yönelik duyarlılık oluşmasının kendilerini mutlu ettiğini aktararak, şunları söyledi: “İnsanların bu konuyla yakından ilgilenmesi takdir edilecek bir durumdur ancak Aspendos’la ilgili konunun tartışılmasından önce bilgi sahibi olunması noktasında eksikliklerin bulunduğu kanaatindeyim. Önce bilgi sahibi olup tartışmayı yürütmek bizi daha sağlıklı sonuçlara götürecektir. Her yapılan işte bazı hatalar tabii ki olabilir. Burada bu anlamda bir hata olduğu kanaatinde değilim. Enine boyuna tekrar inceledik. Yaptığımız çalışmaları, restorasyonun ne durumda olduğunu yeniden gözden geçirdik. Yapılan işlemlerde tartışmaya konu olacak bir durum olduğunu düşünmüyoruz.”

Aspendos’ta Neler Oldu?
*Aspendos’taki Asıl Soru: Taşları Koymak Şart Mıydı?
*Aspendos Antik Tiyatrosu’na Mutfak Mermeri Döşendi

“İkisinin arasında 1840 yıllık tarih farkı var”
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun arkeolog üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt de kültür varlıklarını “göz bebeği” gibi nitelendirdiklerini ve bu eserlerin kendileri açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Bu varlıklarının korunması için yürütülen restorasyon çalışmalarının, proje ile uygulama sürecinde yapılan harçlar ve kullanılan malzemelerin tek tek analiz edildiğine dikkati çeken Söğüt, bilimsel verilerle ortaya çıkan malzemeler dışında farklı bir malzeme kullanılma ihtimalinin bulunmadığına işaret etti. 

Aspendos Antik Tiyatrosu’ndaki orijinal taşların incelendiğini anlatan Söğüt, şu değerlendirmede bulundu: “Restorasyonda kullanılan taşlar analiz edilip orijinaliyle birebir aynı malzemeyle yapılan taşlar. Burada iki malzeme arasındaki fark, biri eski diğeri yeni. Zaten restorasyon yapılan yerle orijinal malzemenin dünyaca kabul edilen Venedik Tüzüğü gereğince ayırt edilmesi gerekiyor. Bakıldığı zaman görülmesi gerekiyor. Yeni yapılan malzeme yeni gibi duruyor. İkisinin arasında 1840 yıllık tarih farkı var. Bir yıl sonra bu taşlar daha farklı görülecektir. Orijinal taşların üzerinde koyu patina bulunuyor. Bu 1840 yıl gibi bir süreçte oluşmuş bir tabaka. Aynı malzeme aslında. Aradaki farklılığı algılayamadığımız için yanlış yorumlar ortaya çıkıyor.”

Söğüt, tek sorunun iki taş arasındaki renk olduğunu, uygun olmayan bir durumun bulunmadığını söyledi. Kurul olarak kullanılan malzemeyi incelediklerine vurgu yapan Söğüt, “O süreçte herhangi bir sıkıntı yok. Buradaki malzeme antik dönemdeki taşa uygun olan malzeme. Restorasyonda kullanılan taşlar da bu bölgeden alındı. Tek tek analizleri yapıldı. Uygun malzeme seçildi. Tesadüfen seçilen bir malzeme değil” diye konuştu. 

“Türk arkeolojisi, dünya standartlarının üzerinde çalışmalar yapıyor”
Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı ve Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Celal Şimşek de her yıl Türkiye’nin ve dünyanın değişik yerlerindeki kazı ve restorasyon çalışmalarını yerinde incelediğini aktardı.  Özellikle İtalya ve Yunanistan’da yapılan restorasyon çalışmalarını yakından izlediğini belirten Şimşek, Türk arkeolojisinin dünya standartlarının üzerinde çalışmalar yaptığını kaydetti. Şimşek, yaptıkları çalışmaları yurtdışındaki bilim adamlarının takdirle karşıladığının altını çizen Şimşek, yabancı arkeologlara verilen finans kaynağına göre kendilerine verilen imkanların çok iyi olduğunu dile getirdi. 

“Basamakların üzerindeki ince işçilik tamamlanmamış”
Aspendos Antik Kenti’nin dünyanın göz bebeği olduğunu vurgulayan Şimşek, şöyle konuştu: “Kentin bugün ayakta kalmasının en önemli sebeplerinden birisi Selçuklu döneminden itibaren sık sık restorasyon ve tamirat çalışmasının yapılmış olması. Restorasyon uzmanlık gerektiren bir iş, titiz çalışmak gerekir, hata yapma riski yoktur. Uzmanı olmayan kişiler konuşuyor. Buradaki restorasyon çalışmaları henüz tamamlanmamış. Tiyatronun gelecek nesillere ulaşması için deforme olan bölümlerin restorasyonunu yapılması gerekiyor. Özellikle oturma bölümlerinde yapılan restorasyonlar eleştiriliyor. Biraz içinde konglemera olan mermerle kireç taşı arası bir malzeme kullanılmış bu basamaklarda. Doğal malzeme seçilmiş. Basamakların üzerindeki ince işçilik tamamlanmamış. Onlar da aşama aşama tamamlanacak.”

“Mutfak mermeri yorumları çok yanlış”
Şimşek, restorasyonda kullanılan taşın açık renkli olmasının eleştirildiğini hatırlatarak, şöyle dedi:
“Bu, doğal bir malzeme. 1840 yıl önce mimar Zenon burayı yaptığında bütün taşlar pırıl pırıldı, yeniydi. Zaman içinde patina oluştu. Bu doğal malzemenin üzerinde de zaman içinde patina oluşacak ve oturma basamaklarıyla uyum sağlayacaktır. Bir kaç yılda bile bu izlenebilir. ‘Mutfak mermeri’ gibi yapılan yorumlar çok yanlış. Buradaki taşa en uygun taş seçilmiş. Buna hemen tutup ‘mutfak mermeri’ tabiri yapılmasını arkeoloji bilimine emek verenlere saygısızlık olarak görüyorum.”

30.09.2015 Radikal