Perşembe, Nisan 27, 2017

Monthly Archives: Kasım 2015

by -
2146

Bursa ili, Gemlik ilçesi, Kurşunlu Mahallesinde yer alan anıtsal yapı olarak tescilli Hagios Aberkios Kilisesi’nin restorasyon projesinin hazırlanmasına yönelik olarak Bursa Müzesi Müdürlüğü’nce başlatılan kazı çalışmaları tamamlandı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kilisenin restorasyon projeleri hazırlanmaya başlanmış olup kısa sürede restorasyon çalışmalarının tamamlanması planlanıyor. Restorasyon çalışmalarından sonra yapının kültürel amaçlı olarak kullanılması ve yöre turizminin canlandırılması hedefleniyor.

28.11.2015 kulturvarliklari.gov.tr

by -
1689

Uluslararası bilim adamlarından oluşan bir ekip, Avrupa’da yaklaşık 8 bin 500 yıl önce gerçekleşen avcı toplayıcılıktan çiftçiliğe geçiş sürecinde ve sonrasında değişen genleri tespit etti.

Avrupa, Sibirya ve Türkiye’deki insan kalıntılarından elde edilen 230 DNA örneği, Avrupa’nın ilk çiftçilerinin Anadolu’dan gelip buraya uyum sağladığını kanıtladı. Uyum sağlama sürecinde, yetişkinlikte laktoz sindirilebilme yetisi, boy, yağ asidi metabolizması, D vitamini seviyeleri, açık ten pigmentleri, mavi göz rengi gibi değişimler geçirdikleri tespit edildi. Aynı zamanda tarımsal beslenmeye geçiş için önemli olabilecek glütene duyarlılık ve bağışıklık sistemi ile bağlantılı farklılıklar da tespit edildi. Adelaide Üniversitesi’nden Wolfgang Haak, Neolitik Dönem’de toplu yaşam tarzı ve hayvanların evcilleştirilmesiyle büyük bir nüfus artışı olduğunu belirtti. Harvard Tıp Fakültesi’nden Iain Mathieson ise, evcilleştirilmiş hayvanların da insanlarla eş değerli bir evrim sürecine sahip olup olmadıklarını incelemenin ilginç olabileceğini ekledi.

23.11.2015 Aktüel Arkeoloji

by -
1788

Samsun’un Kavak ilçesinde bulunan Emirli Tümülüsü’nde kurtarma kazısı başlatıldı.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Emirli Mahallesi’nde kaçak kazıyla tahrip edilen Emirli Tümüsülü’nü kurtarma kazısının 2 hafta sürmesi planlanıyor. Kazıyı, Samsun Müze Müdürlüğünden arkeolog Emine Yılmaz’ın sorumluluğunda oluşturulan 8 kişilik ekip yürütüyor.

Samsun Büyükşehir ve Kavak Belediyelerinin desteğiyle yapılan kurtarma kazısında Helenistik döneme ait tümülüsün çevresinde Roma dönemine ait yerleşkelere de rastlandı.

Yetkililer, tümülüsün yaklaşık 6 metrelik toprağın altında bulunduğunu ve orta büyüklükte bir mezar olarak değerlendirildiğini belirtti. Çalışmaların üç odadan oluştuğu sanılan mezarın giriş kısmında yürütüldüğünü ifade eden yetkililer, çalışmaların tamamlanmasının ardından tümülüs ile Emirli Mahallesi’nde yapımı devam eden Yaşar Doğu Müzesi’nin kültür ve turizm destinasyon alanı olarak ilan edilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

17.11.2015 haberler.com

by -
1882

Adana’nın Kozan ilçesine bağlı Dilekkaya Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve Türkiye’nin en önemli antik kenti olan Anavarza Antik Kenti’nde 2 bin yıl önce yapılmış double yol gün yüzüne çıkarıldı.

Kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fatih Gülşen, kazı ekibinde çalışanların yöre halkından tercih edildiğini ve tamamının Kozanlılardan oluştuğunu söyledi. Devam eden çalışmalarda çok önemli verilere ulaştıklarını belirten Gülşen, kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Anavarza Antik Kenti’nin sadece Kozan’a değil ülke turizmine önemli ölçüde katkı sağlayacağını ifade etti.

anavarza-antik-kentinde-2-bin-yil-once-yapilmis-double-yol-bulundu-1

Yrd. Doç. Dr. Gülşen şu ifadelere yer verdi: “Roma İmparatorluğu Dönemi’ne ait 2 bin yıllık anıtsal giriş kapısı olan zafer takının, yapılan çalışmalar sırasında üzerinden düşmüş olan tüm blokları çizim ve belgeleme çalışmalarından sonra tekrar yerine konulacak. Bugüne kadar ne Efes’te ne Bergama’da ne de Roma İmparatorluğunun merkezi olan İtalya’da böylesine görkemli ve anıtsal bir kent kapısına rastlanmadı. 10 metre yüksekliğindeki Anavarza Kapısı bu özelliği ile dünyadaki en anıtsal ve görkemli zafer takıdır. Bu kapıdan girdikten sonra 34 metre genişliğinde ve ilk belirlemelere göre 2 bin 700 metre uzunluğundaki dünyanın ilk duble yolu ortaya çıkartıldı. Antik dönemde böyle bir caddenin başka bir örneği bulunmuyor. Ayrıca bu yolların kenarlarında her 2.15 metrede bir olmak üzere toplam iki bin 500 civarında sütun bulunuyor. Temizlik çalışmaları sırasında bu caddeyi diklemesine kesen iki ayrı sütunlu cadde daha ortaya çıkarıldı. Caddelerin tamamında yaklaşık 5 bin civarında sütun bulunuyor. Bugün Ortadoğu ve Avrupa’daki en büyük antik kentlerde bile birkaç yüz sütun bulunurken ve bu bir zenginlik sayılırken, Anavarza’da 5 bin civarında sütun olduğunu görüyoruz. Buradan bir kez daha anlıyoruz ki Anavarza zannedilenden çok daha büyük ve zengin bir antik kent. Anavarza Kozan başta olmak üzere Adana’nın ve tüm Türkiye’nin geçmişi değil geleceği olacaktır. Anavarza’yı kazmak ve ortaya çıkarmak yeterli değil onu el birliği ile korumamız gerekiyor.”

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Çukurova Üniversitesi, Adana Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Adana Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nün katkı ve çalışmaları kapsamında, anıtsal giriş kapısı, sütunlu ve duble antik cadde, kiliseler, hamamlar, stadyum, amfitiyatro, tiyatro, sur ve savunma sistemleri, su yolları, meclis binası, belediye binası, anıtsal mezarlar ve tapınaklar olmak üzere bir çok alanda kazı, araştırma ve değerlendirme çalışmaları devam ettiği bildirildi.

27.11.2015 haberler.com

by -
1641

Bizans imparatorları ve Osmanlı padişahlarının, çeşitli vesilelerle başkentleri İstanbul’u süslemek için yerleştirdikleri ve halk tarafından “tılsımlı” olduğuna inanılan dikilitaşlar, günümüzde de yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında geliyor. 

AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgiye göre, özelikle Bizanslılar, İstanbul’un dört bir yanını Roma ve Mısır’dan getirilen dikilitaşlarla donattı. 

İstanbul’un en yaşlı anıtı sayılan ve halk arasında “Dikili­taş” diye bilinen I. Theodosius Sütunu, Sultanahmet Meydanı’nda görenleri etkilemeye devam ediyor. MÖ 1500’lü yıllarda ön Asya seferinde başarılı olan Firavun 3. Tutmosis tarafından yaptırılan ve Mısır’daki Karnak Tapınağı’na yerleştirilen sütun, Bizans İmparatoru I. Theodosius tarafından 390’da İstanbul’a getirtildi. İmparator, taşın bugünkü adı Sultanahmet olan Hipodrom Meydanı’na yerleştirildiğini göremeden öldü. Dikilitaş, yaklaşık 32 günlük bir uğraş sonunda bugünkü yerine konuldu. İki farklı parçadan oluşan taşın tepesindeki hiyeroglif 3. Tutmosis’in zafer metinleri olmasına rağmen Bizanslılar tarafından sihirli yazıtlar olarak addedildi ve halk abideden medet umdu. Sütunun yerleştirildiği kaide, taşın dikiliş hikayesini ve İmparator Teodisus’un hayatından çeşitli kesitleri içeriyor. Kaidede hem Grekçe hem de Latince olarak sütunun dikiliş hikayesi anlatılıyor.

dogu-romalilar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-1

Yılanlı Sütun
Sultanahmet Meydanı’nda Dikilitaş’ın hemen yanında toprağın içine gömülü gibi duran Burmalı ya da Yılanlı Sütun adıyla anılan dikilitaşın anavatanı da Roma. Burmalı sütun, MÖ 500 sonların­da Yunanlıların, ülkelerini istila eden Persler’e karşı kazandıkları zaferin anısı ola­rak, ele geçen silahların eritilmesiy­le yapılarak, şükran ifadesi olarak Apollon Tapınağı’na armağan edildi. Başkentini süslemek isteyen I. Konstantin, sütunu 324’te İstanbul’a getirtti.

Günümüze 29 boğumu ulaşan sütunun, şehri böceklere ve sürüngenlere karşı korumak için büyülü güçlere sahip olduğuna inanılırdı. Sütuna ait yılan kafalarından ikisi kayıpken, biri İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergileniyor.

dogu-romalil-ar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-2

Dünyanın Ortası “Milyon Taşı”
İstanbul’da Bizans döneminden kalma renklerden biri de Sultanahmet’te, Yenibatan Sarnıcı’nın hemen yanındaki Milyon Taşı.

I. Konstantin zamanında yerleştirildiği düşünülen sütun, tüm Antik Roma yollarının başlangıç noktası ve dünya üzerindeki tüm şehirlerin, Konstantinopolis’e olan mesafesinin hesaplanması için kullanılan sıfır noktası kabul edildi. “Her yol Roma’ya çıkar” sözüne kaynak olduğu düşünülen sütuna, Bizanslılar büyük anlamlar ve efsaneler yükledi. Bizans halkının inandığı bir efsaneye göre, Milyon Taşı’ndan ileri hiçbir düşman askeri geçemez, geçmeye çalışırsa gökten inen bir melek tarafından ikiye bölünürdü. Bu yüzden İstanbul’un fethi sırasında halkın Ayasofya’ya sığındığı, Fatih ve ordusunun Milyon Taşı’ndan geçerken ortadan ikiye ayrılmasını beklediği anlatılır.

Yapıldığı dönemde dört sütun tarafından taşınan bir kubbe görünümünde olan Milyon Taşı, zamanla yavaş yavaş parçalandı ve bugünkü tek bir sütundan ibaret olan hale geldi. 

dogu-romalilar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-3

Yanık sütun “Çemberlitaş”
İstanbul’da bir semte adını veren dikilitaşlardan biri de Çemberlitaş.

Beyazıt’tan Sultanahmet’e doğru inerken, tarihi caddenin sol kısmında yer alan sütun, anavatanı Frig­ya’dan alınarak, Roma’daki Apollon Tapınağı önüne dikildi. I. Konstantin İstanbul’u yeni baştan imar ederken bu sütunu Roma’dan getirtti ve 330’da şimdiki yerine dikerek, üzerine heykelini koydurttu. Konstan­tin’in heykeli, bir süre sonra tahta geçen Julianus tarafından indirildi ve yerine kendi heykelini koydurttu. Fakat Juli­anus’un heykeli de burada pek faz­la kalamadı. Roma tahtına geçen I. Theodosius bu heykeli kendisininki ile değiştirdi. Theodosius’un heykeli de doğaya yenik düştü; onu bir yıl­dırım devirdi.

Sütun, Osmanlı döneminde, 1672’de çıkan yangında zarar gördü ve batı literatürüne “Yanık Sütun” olarak geçti. II. Mustafa döneminde tamir için etrafı demir çemberlerle desteklenen sütun halk arasında “Çemberlitaş” olarak anılmaya başlandı.

dogu-romalilar-istanbulun-dort-bir-yanini-dikilitaslarla-donatmis-4

Kıztaşı
Halk arasında “Kıztaşı” diye bili­nen “Marcianus Sütunu”, Fatih Saraçhane’deki bir meydanın orta­sında yer alıyor. Üzerinde Tanrıça Nike heykeli taşıyan bu anıtı, kentin valisi Tatianus, İmparator Marcianus (450-457) onuruna diktirdi. 

Yaklaşık 1560 yıllık sütunla ilgili anlatılan efsanelerden biri şöyle: “Ayasofya Kilisesi yapılırken, tılsım gücü çok kuvvetli olan bir kız, sırtına yüklediği koca bir sütunla inşaat alanına doğru gidiyormuş. Bu sırada aniden karşısına bir cin çıkmış ve kıza nereye gittiğini sormuş. Kız ‘Ayasofya diye bir kilise yapıldığını duydum. Çorbada benim de tuzum bulunsun diye bu sütunu oraya götürüyorum’ demiş. Cin ‘Sen geç kalmışsın, kilise çoktan bitti. Sen o taşı aldığın yere bırak’ diye karşılık vermiş. Kız üzülerek taşı aldığı yere dikine bırakmış. Ancak içine de bir kuşku düşmüş. Kendi gözüyle kiliseyi görmek için yola düşmüş genç kız. Ayasofya’ya varınca bir de ne görsün. İnşaat bitmek şöyle dursun, daha yarılanmamış bile. O zaman genç kız cinin kendisini kandırdığını anlamış ve taşı geri almak için hemen geri dönmüş. Ne var ki, dikili duran taşı yerinden kıpırdatamamış. Çünkü genç kız, cinin sözüne uyup taşı bıraktığı için tılsımlı gücünü kaybetmiş. İşte o gündür, bugündür bu sütun Kıztaşı olarak anılır olmuş.”

27.11.2015 Anadolu Ajansı Haber: Semra Orkan

by -
967

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İZSU kanalizasyon çalışmaları Eski Foça’da sit alanındaki tarihi mezarları yok etti. İzmir 2 Numaralı Koruma Kurulu 2011 yılında reddettiği projeyi 2014 yılında kabul edince binlerce yıllık mezarlar kanalizasyon kazılarına kurban gitti. Bilirkişi ise kalıntıların üzerinin jeotekstil bir membranla örtülmesini önererek katliama göz yumdu.

Eski Foça’nın altında İon döneminin en önemli şehirlerinden Phokai antik kenti yer alıyor. Kalesi ve çevreye olan etkisi ile UNESCO Geçici Miras Listesi’ne girmeyi başaran bu eski tarihi şehir son yıllarda kanalizasyon projesi ile sık sık gündeme geliyor. 2011 yılında projenin yüzde 85’i tamamlanıp, arkeolojik sit alanında kalan kısmı uygulamaya geçecekti. Sit alanında hayata geçirilmek istenen proje İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu tarafından reddedildi. Gerekçe olarak da projenin antik kente büyük zarar vereceği, projenin sit alanları dışında herhangi bir yerde yapılmış çalışmadan farklı olmadığı, projenin primitif (ilkel) olduğu belirtildi.

focada-kanalizasyon-calismalari-tarihi-mezarlara-zarar-verdi

DAVA AÇILDI
Antik kentin en önemli nekrapol (mezarlık) alanı üzerinden geçmesi planlan kanalizasyon projesi unutuldu sanılırken 2014 yılında yeniden gündeme geldi.  İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu daha önce reddettiği projeyi değişiklik yapılmamasına rağmen bu kez kabul etti. Proje başladı ve binlerce yıllık mezarlar ortaya çıktı.  İzmir Şehir Plancıları Odası kurul kararına dava açtı. İzmir 3. İdare Mahkemesi bilirkişi tayin etti. Doç. Dr. Mine Tanaç Zeren (Mimar), Doç. Dr. Salih Yılmaz (Mühendis) ve Yrd. Doç. Dr. Zafer Derin (Arkeolog) oluşan bilirkişi 10 Kasım 2015 tarihli raporunu mahkemeye sundu.

BİLİRKİŞİ ‘ÜSTÜ ÖRTÜLSÜN’ DEDİ
Raporun sonuç bölümünde; ‘’Müze müdürlüğü ve kazı başkanlığı denetiminde halen yürütülmekte olan kanalizasyon kazılarında ortaya çıkarılan buluntuların öncelikle gerekli belgeleme çalışmaları yapıldıktan sonra jeotekstil membranlarla üzerlerine sıvı geçirgenliği az bir dolgu kapatarak koruma altına alınması gereklidir. Bunun devamında tespit edilen buluntuların plan üzerine işlenerek kazı başkanlığı ve müze müdürlüğü tarafından üretilecek raporlar doğrultusunda gerekli durumlarda uygulama projesinin güzegah yönteminin revize edilmesi yoluna gidilerek gerekliliği kanaatine varılmıştır.’’

focada-kanalizasyon-calismalari-tarihi-mezarlara-zarar-verdi-2

UZMANLAR DOĞRU BULMUYOR
Projenin devam etmesini isteyen bilirkişi raporuna mahkemenin itibar etmeyeceği düşünülüyor. Çünkü uzmanlara göre raporda membran örtüyle kalıntıların örtülmesini istemek eserlerin yok olmasına neden olur. Şehir Plancıları odasının mahkemeye yaptığı bilirkişi itirazında da bu konuya değinilerek, bilirkişinin hukuka aykırı davrandığından söz ediliyor. İtiraz da şöyle deniliyor; ‘’Eserler kırılarak kanalizasyon borularının geçirilmesi olanak dışıdır. Projenin uygulanması olamayacağından, bilirkişi eserlerin üzerinin membran malzemesiyle örtülmelerini önermeleri son derece yanlıştır. Membran su geçirmeyen bir izolasyon örtüsüdür. Bu malzemeyle eski eserlerin örtülmesi durumunda eserlerin hava alma durumu olamayacak eserler,ve duvarlar un ufak olup dağılacaktır. Bilirkişilerin bu durumu çok iyi bilmeleri gerekirdi. Tüm restoratör ve arkeologlar bunu bilir.’’

Foça Arkeoloji Kazı Başkanı Prof. Dr. Ömer Özyiğit yargı süreci devam ettiği için konuşmasının uygun olmayacağını söyledi.

28.11.2015 Radikal Haber: Ömer Erbil

by -
3184

Bursa’da Söylemiş Höyük’te izinsiz kazı yapan 5 kişi jandarma ekipleri tarafından suç üstü olarak yakalandı.

Olay, Yenişehir İlçesi Söylemiş Mahallesi’nde meydana geldi. Höyük üzerinde izinsiz kazı yapmak için Söylemiş Höyüğüne giden A.B.K. (49), gecenin geç saatlerinde kazıya başladı. Konuyla ilgili istihbarat alan Bursa İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Yenişehir İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince operasyon yapıldı. İş makinesi ile izinsiz kazı yaptığı tespit edilen A.B.K. (49) isimli şahıs ile kazı yapıldığı esnada çevre gözetlemesi yapan İ.Ö. (39), Z.M (32), S.D.(40) ve A.Ç. (29) isimli şahıslar suçüstü gözaltına alındı.

Ele geçirilen 1 adet iş makinesi Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla muhafaza altına alındı. Şüpheliler sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak Yenişehir Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

bursada-soylemis-hoyukte-kacak-kazi-yapanlar-yakalandi-1

Söylemiş Höyük
Bursa’nın Yenişehir İlçesi’nin yaklaşık 4 km güneyinde, Söylemiş Köyü’nün 4 km kuzeyinde, Kocasu’yun doğu yakasında yer almaktadır. Ovanın ortasında yayvan bir höyük şeklindedir ve üzerinde nirengi bulunmaktadır. Üzeri tamamen ekili olan höyüğün kuzeydoğu kesimi teraslanarak düzlenmiştir. Üzerinde 2×2 m boyutlarında bir kaçak kazı çukuru bulunmaktadır.

bursada-soylemis-hoyukte-kacak-kazi-yapanlar-yakalandi-2

26.11.2015 bursa.com Fotoğraflar: tayproject.org

 

by -
577

Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan bitkisel ve hayvansal ürünler taşıyan tırlardan alınan dezenfeksiyon ücretinin, tarihi yapıların restorasyonu ve eksikliklerinin giderilmesi için harcandığı bildirildi.

Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan yurda giriş yapan tırlar, giriş işlemlerini tamamlamalarının ardından dezenfeksiyon ünitesine giriyor. Tır sürücüleri bu uygulama için 65 lira ödüyor.

Bulgaristan ise uzun süredir “altın göl” diye tabir edilen sistemle Türkiye’den giriş yapan küçük araçlar için 3 avro, tırlar için ise 20 avro dezenfeksiyon ücreti alıyor.

Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dezenfeksiyon sisteminin mütekabiliyet esasıyla yürütüldüğünü, komşu ülkenin dezenfeksiyon ücreti almayı bırakması sonrası Türkiye’nin de bu sistemden vazgeçeceğini söyledi.

Bulgaristan’ın dezenfeksiyon sistemine uzun zamandır devam ettiğini ifade eden Şahin, “Şubat ayından bu yana sadece hayvansal üretim yapan tırlara uygulanıyordu, ancak daha sonra yaklaşık 1 ay önce bitkisel ürün taşıyan tırlara da uygulanmaya başlandı” dedi

Dezenfeksiyondan elde edilen gelirlerin tamamının tarihi ve kültürel yapıların ihtiyaçları için kullanıldığını anlatan Vali Şahin, şunları kaydetti: “Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan giriş yapan bitkisel ve hayvansal ürün taşıyan tırlardan alınan 65 liralık dezenfeksiyon ücreti kültürel ve tarihi binaların restorasyonu için harcanıyor. Bir kuruşuna bile dokunulmadan yadigar eserler için kullanılıyor. Bu bir anlamda valiliğin bu kalem harcamaları için bir kaynak oldu. Geçen bir vesileyle hesapladım, valilik olarak 12 milyon 600 bin lira tarihi eserlerin onarımına harcamışız.”

25.11.2015 haberler.com

by -
2175

Elazığ’da jandarma ekipleri, Suriye’den çalındığı iddia edilen “Çölün Gelini” heykeli ile Roma Kralı Tiberius’a ait “kadehi” satmaya çalışan 3 kişiyi yakaladı.

Edinilen bilgiye göre, Elazığ İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili çalışma yaptı. Yapılan çalışmada Harput’ta Balakgazi Parkı içerisinde tarihi heykel ve şarap kadehini satmaya çalışan şüpheliler İ.L. (39), İ.A. (22) ve V.Y.’yi (37) operasyonla yakaladı. Yakalanan şüpheliler gözaltına alınırken, tarihi eserlere de el konuldu.

palmiradan-kacirilan-eserler-elazigda-bulundu-1
Ele geçirilen tarihi eserlerin Suriye’nin Palmira Müzesi’nden çalınan “Çölün Gelini” heykeli ile Roma Kralı Tiberius’a ait olan zifaf gecesi “kadehi” olduğunun değerlendirildiği öğrenildi. Ele geçirilen tarihi eserler müze müdürlüğüne teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

24.11.2015 Milliyet

by -
1631

Denizli’de polis, tarihi eser kaçakçılığına yönelik gerçekleştirdiği operasyonda, Anadolu Selçuklu dönemine ait aslan betimli 1480 tarihi sikke ele geçirdi.

Tarihi eser kaçakçılığı ihbarı üzerine geçen pazartesi günü harekete geçen polis, Denizli’de yaşayan iki kişinin evlerine operasyon düzenledi. Aramada, 1480 tarihi sikke ele geçirildi. Aslan betimli bronz sikkelerin Anadolu Selçuklu dönemine ait olduğu, 1240-1260 yıllarında basıldığı ve kültür varlığı orijinal eser olduğu tespit edildi. Sikkeler Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi. Gözaltına alınan iki kişi, sevk edildiği adliyede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

25.11.2015 Hürriyet