Yunanistan’da Akropolis Restorasyon Servisi’nde görevli mimar Vassiliki Eleftheriou, “Bu proje arkeoloji tarihinin en zor yenileme çalışması hatta Akropolis’i sıfırdan inşa etmek belki daha kolay olurdu” dedi.

Atina Akropolis’teki anıtlar yapıldıkları tarihten itibaren binlerce yıldır sadece sıra dışı özellikleri ve güzellikleriyle değil aynı zamanda dine bağlılık, sivil ve milli kimliğin en etkili sembolü oldu.

Oregon Üniversitesi’nden Sanat Tarihçisi Jeffrey Hurwit, ‘Atina ve Attika’da onlarca tapınak olmasına rağmen Atinalıların kendilerinin ve zenginliklerinin merkezi olarak gördükleri yer burası. Akropolis’te başta bilgelik tanrıçası Athena ile diğer bir çok tanrı ve tanrıçayla birlikte Atinalıların ve kahramanlarının heykelleri ve anıtları var. Amaç burayı en büyük Yunan şehri, Atinalıları da en mükemmel Yunanlı olarak göstermek’ dedi.

Akropolis bugün İlissos vadisinin 150 metre üstünde, kuzeyden güneye 110, doğudan batıya 250 metre genişliğinde yaklaşık 7.5 dönüm alanı kaplıyor. Bölge vaktiyle inşaat yapılabilmesi için 7 metre kalınlığında yapay dolgularla kademelendirilmiş. Akropolis’te M.Ö. 5.yy’dan kalma o dönemin heybetli yapılarından dört ana bina bulunuyor. M.Ö. 480 yılı civarında Persliler tarafından Propylaia’na, Athena Nike Tapınağı’na, Erekhtheion’a ve Parthenon’a zarar verilmiş. Bin yılın üzerinde olmalarına ve onlarca savaş, düzensiz ve izinsiz kazılar, depremler, restorasyon çalışmaları, asit yağmurları, kentleşme, nüfus ve sayısız ziyaretçiye rağmen bu görkemli binaların kalıntıları halen dimdik ayakta.

1975 yılında Yunan Hükümeti çok yönlü ve büyük çapta bir onarma çalışması başlattı. Akropolis’i çeviren duvarlar ile mermerleri ve daha küçük ebattaki Arrephorion’u restore ettiler. Anıtların gelecek yıllara taşınabilmesi ve korunması için başlatılan bu proje, yenileme çalışmasıyla birlikte orjinaline en yakın şekilde tekrar yapılmasına dönüştü. Bu olağanüstü görevi üstlenen Akropolis Anıtlarını Koruma Komitesi tekniği 19. yüzyıl başlarına dayanan Anastylosis yöntemiyle (orijinal malzeme ile yeniden yapma) çalışmalarına başladı.

Mümkün olduğunca orjinal malzemeden yararlandıklarını ancak ellerinde sınırlı sayıda olduğunu anlatan görevli mimar Eleftheriou, daha önceden restore edilen bölümlerde ise eski taşların yanlış yerlere konulup zarar gördüğünü söyledi.

Akropolis en çok zarar ise mühendis Nikolaos Balanos tarafından 1898- 1940 arası yapılan restorasyon çalışmalarında gördü. O dönemin şartlarına uygun olan çelik destek ve demir tutucuyla yapılanı Portland çimento harcı, bir süre sonra bozulmaya ve küflenmeye başlayarak  gerçek taşlara zarar verdi.

Takip eden yarım yüzyılda çalışmalara her biri alanında uzman yüzlerce arkeolog, mimar, mermer ve duvar işçisi, makina, kimya ve inşaat mühendislerinden oluşan ekiplerle devam edildi. Bugüne kadar Athena Nike Tapınağı ve Erekhtheion’nın tamamı ile Propylaia ve Partheon’un büyük bir bölümünün restorasyonu bitti.

Jeffrey Hurwit, bu çalışma sayesinde MÖ 5.yy’a dair çok sayıda bilgi edindiklerini söylerken, Eleftheriou ise Akropolis’i inşa eden dönemin mimar ve mühendisleri ile hemen hemen benzer zorluklar yaşadıklarını ifade etti.

07.10.2015 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu