Geçtiğimiz Eylül ayında, 4 bin yıllık Sümer destanı “Gılgamış”ın bilinmeyen bölümlerini içeren bir tablet bulundu.

Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentindeki Süleymaniye Müzesi yetkilileri, 2011’de bir kaçakçıdan bir dizi tablet ele geçirmiş, uzun süren incelemeler sonucunda, tabletlerden birindeki çivi yazılarının pek çoklarınca “dünyanın en eski öyküsü” olarak nitelenen “Gılgamış” destanının bugüne kadar bilinmeyen dizelerini içerdiği anlaşılmıştı.

Tabletteki çivi yazılarının çeviri çalışması, Londra’daki Doğu ve Afrika İncelemeleri Okulu’nun (SOAS) Yakındoğu ve Ortadoğu Dilleri ve Kültürleri Bölümü profesörlerinden Faruk el-Ravi ile aynı okulun dekan yardımcısı Andrew George tarafından yapılmıştı.

İşte el-Ravi ile George’un İngilizceye aktardıkları metnin bir bölümünün Türkçedeki yaklaşık çevirisi;

Bu bölümde, bir sedir ormanındaki tahtalı güvercinler, üveyikler, cırcırböcekleri, leylekler, çil kuşları ve maymunlar, tanrıların buyruğuyla ormana bekçilik eden Humbaba’nın huzurunda adeta bir konser veriyorlar. 

Bir kuş şakımaya başladı ormanın içinden:

[…] sesleniyorlardı birbirlerine, cıvıl cıvıldı ortalık,

[Yalnız bir(?)] cırcırböceği bastı cayırtıyı ağaçtan,

[…] türküye durmuşlardı, yeri göğü çınlatıyorlardı.

Bir tahtalı güvercin sızlanıyor, yanıt geliyordu bir üveyikten.

Leyleğin [çağrısıyla] düğün yerine döndü orman,

çil kuşunun [çığlığıyla] orman bayram etti.

[Maymun analar] çığırıyor, genç bir maymun basıyordu çığlığı:

tıpkı çalgıcılar ve davulculardan(?) [bir çalgı takımı gibi(?)],

her gün çalıp söylüyorlardı Humbaba’nın huzurunda.

28.12.2015 kulturservisi.com