Pazar, Nisan 30, 2017

Monthly Archives: Şubat 2016

by -
2074

Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı, birinci derece sit alanında izinsiz tarihi eser kazısı yapan iki ayrı olayın zanlısı toplam 7 kişiyi suçüstü yakaladı.

İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize (KOM) Suçlarla Mücadele ekipleri, tarihi eser kaçakçılığı ve kaçak kazının önlenmesi kapsamında, sorumluluk bölgesinde bulunan iki ayrı alanda izinsiz olarak kazı yapılacağı ihbarı aldı. Birinci derece sit alanında izinsiz tarihi eser kazısı yapılacağı ihbarlarını değerlendiren Jandarma KOM ekipleri, Kırşehir merkeze bağlı Göllü köyü ve merkeze bağlı Karıncalı köylerinde yaptıkları operasyonlarda kazı sırasında kaçmaya çalışan 7 zanlıyı gözaltına aldı.

Operasyon sonucu Roma dönemine ait lahit kapağı ve kazı çalışmalarında kullanılan 4 adet muhtelif kazı malzemesi ele geçirildiği öğrenildi.

Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, olayda ele geçirilen tarihi eserlerin Kırşehir Müze Müdürlüğüne teslim edildiği ve zanlıların haklarında yapılan işlemlerden sonra Kırşehir Adliyesi’ne sevk edildiği bildirildi.

25.02.2016 Cihan Haber Ajansı

by -
1454

Restore edildikten sonra ‘Sünger Bob’a benzetilen Şile Kalesi’nden sonra İstanbul’un Karadeniz kıyısındaki Cenevizlilerden kalma Riva Kalesi’nin restorasyonu için İstanbul Büyükşehir Belediyesi düğmeye bastı.

‘Riva Kalesi restorasyonu ve çevre düzenleme inşaatı’ yapım işi 17 Mart’ta açık ihaleye çıkarılıyor. Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içinde yer teslimi yapılarak işe başlanacak, kalenin restorasyon çalışması 400 günde tamamlanacak.

Sadece yerli firmaların katılabileceği ihalede, ekonomik açıdan en avantajlı teklif değerlendirilecek.

Karadeniz’den Riva Deresi’ne girişi kontrol etmek amacıyla Cenevizliler tarafından kurulduğu tahmin edilen Riva Kalesi’nin biri yıkık iki burcu bulunuyor.

24.02.2016 Hürriyet

by -
1845

Osmangazi Belediyesi, Hisar bölgesinde başlattığı arkeopark çalışmalarıyla Bursa’nın tarihini yeniden canlandırıyor.

Binlerce yıl çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Bursa’nın tarihi, Osmangazi Belediyesi’nin 2011 yılından bu yana devam eden çalışmalarıyla gün yüzüne çıkıyor. Bursa’nın geleceğini değiştirecek, turizmine değer katacak çalışmalar yapılıyor.

“Hisar Arkeopark” adı altında başlayan çalışmalarda, 1. derecede sit alanı olarak kabul edilen bölgede 2 bin 200 yıllık Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerine ait kalıntılar büyük bir titizlikle yapılan kazılarla gün yüzüne çıkarılıyor. Bölgede devam eden kazılar ve incelemeler, Bursa’nın uzun zamandır saklı kalan tarihini aydınlatırken, tahmin edilenden daha eski zamanlara uzanan medeniyetlerin tarihine ışık tutulacak. Bölgede şu anda uzman bir ekip detaylı çizim yapılabilmesi için çekimler, ölçümler ve özel cihazlarla harita çalışmaları yapıyor. İleri ki dönemlerde yapılacak kazılarla daha eski izlere ulaşılması hedefleniyor.

Hisar Arkeopark’ın hizmete açılması ise bütün kazılar bittikten sonra mümkün olabilecek. Şu ana kadar çıkan eserler Bursa Arkeoloji Müzesi’nde muhafaza ediliyor. Arkeopark açıldıktan sonra taşınabilir evsafta olan eserlerin bir müze binası yapılarak burada teşhir edilmesi planlanıyor.

25.02.2016 bursa.com

    by -
    2222

    Suriye’nin Birleşmiş Milletler Dünya Mirası listesinde yer alan Palmira Antik Kenti’nin, IŞİD tahribatı sonrası ilk görüntüleri yayınlandı.

    İsveç’in Expressen Gazetesi, Birleşmiş Milletler Dünya Mirası Listesi’nde olan Suriye’nin 2 bin yıldır ayaktaki Palmira Antik Kenti’nin IŞİD tarafından tahrip edildikten sonraki halini gösteren, gizli kamera ile çekilmiş görüntülerini yayınladı.

    -tapinagi-tahribat-sonrasi-hali.

    Gizli çekilen görüntülerde kentin simgesi olan Zafer Takı’nın, Baalshamin Tapınağı’nın tahribat sonucu yok olduğu, 2000 yıllık Kule Mezarların dinamitle havaya uçurulması sonucu taş yığınına döndüğü açıkça görünüyor.

    Palmira Müze Müdürü Khalil Hariri Expressen Gazetesi’ne yaptığı açıklamada “IŞİD’li teröristler gömülü olduğu düşünülen iki ton altını aradılar. Aradıklarını bulamayınca da insanları katletmeye ve Palmira Antik Kenti´ni yok etmeye başladılar” dedi.

    24.02.2016 Sözcü

    by -
    1706

    Bir yol inşaatı sırasında keşfedilen 7 bin yıllık taş evler ve eserlerle birlikte Kudüs’teki yaşamın en eski izleri ortaya çıkarılmış oldu.

    İsrail Tarihi Eserler Kurumu, yol inşaatından önce kuzey Kudüs’te bir kurtarma kazısı gerçekleştirdi ve kalkolitik (Bakır Çağ) dönemde inşa edildiklerine inanılan iki taş ev keşfetti. 7 bin yıl öncesine dayanan bu dönemde insanlar, taştan yaptıkları araç gereçleri güçlendirmek için onlara bakır (Yunanca chalcos) eklemeye başlamışlardı.

    İsrail Tarihi Eserler Kurumu, Newsweek’e yaptığı açıklamada, evlerin günümüze dek oldukça iyi bir şekilde korunduğunu ve çeşitli tesisatlar kurulmuş zeminlere sahip olduklarını dolayısıyla da uzun süreliğine kullanıldıklarını belirtti. Bu evlerin yanı sıra, kurumun “dönemin tipik eşyaları” olarak tanımladığı çanak çömlek kalıntıları, çakmak taşından araçlar ve bazalttan yapılmış bir kase de keşfedildi.

    kuduste-7-bin-yil-oncesine-dayanan-yasam-izleri-bulundu-1

    İsrail Tarihi Eserler Kurumu, yeni arkeolojik buluntuların, M.Ö. 5000 yılı civarında Kudüs’te köklü bir yerleşik hayatın varlığını kanıtladığını belirtti. Daha önce de Kudüs’te kalkolitik döneme ait çömlek parçaları keşfedilmiş ancak şimdiye kadar herhangi bir yerleşim alanı keşfedilmemişti.

    Ronit Lupo: “Bu keşif, şehir ve civarı hakkındaki araştırmalarımıza çok büyük katkı sağlayacak.”
    İsrail Tarihi Eserler Kurumu adına kazı çalışması yapan ekibin başkanı Ronit Lupo, önceleri Kudüs’ün 5 bin yıllık bir geçmişi olduğu düşünülürken bu keşifle birlikte düşünülenden çok daha eskiye uzandığını söyledi.

    kuduste-7-bin-yil-oncesine-dayanan-yasam-izleri-bulundu-2

    “Gün yüzüne çıkarılan yapılar, Kudüs’ün standart mimarisine aykırı bir şekilde inşa edilmemiş” diyor Lupo. “Bu keşif, şehir ve civarı hakkındaki araştırmalarımıza çok büyük katkı sağlayacak.”

    “Hasat için kullanılan küçük orak benzeri bıçaklar, bina yapmak için kullanılan keskiler ve baltalar, delgi ve tığ gibi taştan yapılmış araç gereçler sayesinde bu yerleşim bölgesindeki halkın geçim kaynağını anlayabiliyoruz” diye ekliyor Lupo. “Akik taşından (değerli bir taş) yapılma bir boncuk ise mücevher imalatını ya da ithalatını gösteriyor.” Lupo, kurumun bir sonraki amacının, 7 bin yıl önce o topraklarda yaşamış insanların “beslenme alışkanlıklarını” öğrenmek için bölgede bulunan koyun ve keçi kemiklerini incelemek olduğunu belirtiyor son olarak.

    23.02.2016 gaiadergi.com

    by -
    1977

    Aydın’ın Germencik ilçesi Tekin köyü yakınlarında bulunan ve 30 yıldır kazı çalışmaları devam eden Magnesia Antik Kenti, bu yıl da su altında kaldı. Tabanın yüksek olması dolayısıyla biriken yağmur suları altında kalan, M.Ö. 3. yüzyıla ait antik kent, adeta bir göl görünümünü aldı. Sadece görevlilerin bulunduğu Magnesia, aynı manzarayı önceki senelerde de yaşamıştı. Bu durumun sona ereceği belirtilse de hemen hemen her yıl aynı akıbete uğruyor.

    Magnesai, tarihte önemli olaylara sahne olduğu için olaylar şehri olarak anılıyor. En çok M.Ö. 3. yüzyıla ait Artemis ve Zeus tapınaklarıyla biliniyor. Bunlar, portikolarla çevrili kutsal alanın ortasında yer alıyor ve doğusundaki kutsal kapıyla agoraya bağlanıyor. Artemis’in, Anadolu’nun en büyük dördüncü tapınağı olduğu belirtiliyor. Magnesia’da kazıların ne zaman sona ereceği ve su basmasının ne zaman önleneceği ise bilinmiyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, yıllar önce Aydın Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na çözüm götüreceklerini açıklamış ancak bir sonuç alınamamıştı.

    23.02.2016 Evrensel

    by -
    828

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Turan Çakır, yaklaşık 1 aydır duran Saathane Meydanı arkeolojik kazı çalışmalarının, mahkeme sürecinden sonra devam edeceğini söyledi.

    İlkadım İlçesi Kazım Paşa Caddesi üzerinde bulanan Saathane Meydanı’nda Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Samsun Müze Müdürlüğü’nün arkeolojik kazı çalışmaları yaklaşık 1 aydır durdu. Çevrede bulunan dükkan sahiplerinin açtığı davalar yüzünden kazı çalışmalarının durduğunu belirten Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Turan Çakır, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Çalışmaların devam etmesi için gerekli yazıların ve mahkeme kararlarının beklendiğini vurgulayan Turan Çakır, “Saathane Meydanı’ndaki çalışmalarımızla alakalı olarak, bizi mahkemeye veren dükkan sahipleri vardı. Mahkeme süreçleri şu anda devam ediyor. Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun da bizden beklediği meclis kararları vardı. Geçtiğimiz mecliste bu kararları aldık. Çalışmaların tekrar devam etmesi için Koruma Kurulu’ndan gelecek yeni yazıyı bekliyoruz. Gerekli yazı geldiği zaman işlemler kaldığı yerden devam edecek. Taşhan restorasyon ihalesini Vakıflar Bölge Müdürlüğü yaptı. Bugün-yarın müteahhit firma restorasyon çalışmalarına başlayacak. Kale surların açılması işlemleri ise binalarla alakalı mahkeme sürecinin bitmesinin ardından devam edilecek. Saathane Meydanı’ndaki çalışmaların bu yılın sonunda tamamen biteceğini tahmin ediyorum. Kale kalıntılarının üstlerini camdan yapacağız. Bir bölümü de cam fanuslar içerisini alınıp üstlerinde gezilebilecek. Şu anda kale surları üzerinde doğal gaz, elektrik, telefon, internet kabloları bulunuyor. Onların tamamı proje kapsamında cam fanuslara alınırken kaldırılacak” dedi.

    23.02.2016 Hürriyet

    by -
    1183

    Konya’da bulunan Anadolu Selçuklu dönemine ait eserlerden bazılarında “taş kanseri” adı verilen, rutubete bağlı erimelerin meydana geldiği bildirildi.
     
    KTO Karatay Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Haşim Karpuz, Konya’nın şehir merkezinde bulunan Sırçalı ve Karatay medreseleri ile Sahip Ata Külliyesi’nin en fazla bilinen Selçuklu eserleri olduğuna dikkati çekerek, bu eserlerdeki taş süslemeler ve ayetlerde bozulmalar görüldüğünü kaydetti.

    Restorasyonu yakın zamanda yapılan eserlerde de rutubetlenmenin etkisinin görüldüğünü dile getiren Karpuz, şöyle konuştu: “Temelden gelen nem, yapılan drenajlarla ya da restorasyonlarla çözülemedi. Bu, Selçuklu eserlerinin en büyük sorunlarından birisidir. Çatıdan, kubbelerden gelen yağmurun temele sızması, yahut zemindeki suyun yükselmesi gibi sebeplerden, bu sorunla karşı karşıyayız. Zemindeki nemli tabaka ve su, yapının temellerine sızarak duvarlara zarar veriyor. Rutubetin duvar boyu yükselmesiyle taş süslemeler eriyor. Buna taş kanseri deniliyor. İnce Minareli Medrese’deki süslemelerde ve kenar bordürlerinde kanseri görebiliyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden birisi, zeminde betonlaşma ve asfalt. Toprak, suyu aşağıya doğru çekmiyor. Nefes alamayınca su yukarıya yükseliyor. Selçuklular döneminde bu böyle değildi. Su bir şekilde temellere zarar vermeden topraktan süzülüp gidiyordu.”

    23.02.2016 Sabah

      by -
      1599

      İngiltere’de 3 bin yıl öncesine ait bir Mısır tabutunun üzerinde parmak izi tespit edildi.

      Antik bir Mısırlıya ait olduğu belirtilen parmak izi Cambridge’deki Fitzwilliam Müzesi’ndeki rahip tabutunda keşfedildi. Parmak izinin günümüze kadar ulaşmasının sebebinin ise tabuta sürülen cila olduğu belirtildi. Parmak izi radyoloji taraması sırasında fark edildi. Üzerinde 3 bin yıllık parmak izi bulunan tabut, bu hafta Nil’in Ölümü adlı sergide ziyaretçilerle buluşacak.

      23.02.2016 Zaman

      by -
      2271

      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Zeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı’nda kurduğu asfalt öğütme tesisi, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından 17. yüzyılda yaptırılan camiyi moloz yığınlarının ortasında bıraktı.

      Çalışmalar kapsamında kamyonlarla getirilen asfalt molozları işlemden geçirildikten sonra boş meydanda depolanmaya başlandı. Zaman içerisinde tesisin alanı yetmeyince caminin çevresine bırakılan molozlar, 400 yıllık caminin yollarını kapattı. Camiye sadece denize bakan bölümünden küçük araçların girmesi için yol bırakılırken, etrafına yer yer 3 metreyi bulan asfalt molozları döküldü. Kazlıçeşme tarafından bakıldığında caminin sadece minaresi görünüyor. Camide öğle ve ikindi namazları kılınırken, cuma günleri Fatih Camii’nde yer kalmaması nedeniyle vatandaşlar molozların üzerinden camiye ulaşmak zorunda kalıyor. Kazlıçeşme Meydanı’ndaki iki caminin restorasyonu 2011 yılında başladı. Meydan içerisinde bulunan ve 17’nci yüzyılda yapılan cami, 4 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından  2015’in Ramazan ayında yeniden ibadete açıldı.

      Cami önce cemaatini kaybetti
      İstanbul’la ilgili araştırmalar yapan tarihçi yazar Ramazan Bedük, 90’lı yıllarda sanayi tesislerinin kaldırılıp bölgenin mitingler için geniş bir meydan olarak düzenlenmesinin ardından caminin cemaatini kaybettiğini söyledi. Bedük özetle şunları kaydetti: “Osmanlı döneminde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin bir cemaati vardı. Cemaatin ağırlıklı kısmını kasaplar oluşturduğu için cami, yüzlerce yıl ‘Kasaplar Camii’ olarak bilindi. Çünkü Kazlıçeşme, hayvan kesiminin yapıldığı, dericilik ve tabaklama tesislerinin bulunduğu bir sanayi bölgesiydi ve bu sanayi bölgesinin de esas esnaf grubunu kasaplar oluşturuyordu. Kasaplar Camii’nin bir cemaati yok artık.”

      23.02.2016 Zaman