Salı, Ocak 24, 2017

Monthly Archives: Mart 2016

by -
2993

Kütahya’da define arayanların açtığı çukurda, Roma Dönemi’ne ait olduğu düşünülen 2 bin yıllık anıt mezar odası bulundu.

Kütahya’da Alipaşa Mahallesi Botatbey Sokak’ta ön tarafı boş arsa olan baraka şeklindeki ev içerisinden define aramak için 2 metre genişliğinde 3 metre uzunluğunda tünel kazıldı. Çıkan toprağı kulübe içerisinde saklayan şüphelilerin kazdığı tünelde yer yer çökmeler oluştu.

kutahyada-definecilerin-actigi-cukurdan-roma-anit-mezari-cikti

Kütahya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri kazı yapıldığı bilgisini aldıktan sonra bahse konu adresi gözetim altına aldı. Ekipler baraka evde oturan Muzaffer Kınteş (67), oğlu Muhammet Kınteş (25) ile arkadaşları Mehmet Ali Günay (49) ve Okan Açıkgöz’ü (39) gözaltına aldı, olaya karışan 2 kişiyi de yakalamak için çalışma başlattı. Gözaltına altına 4 şüpheli Emniyet Müdürlüğü’nde ifadeleri alındıktan serbest bırakıldı.

Müze müdürlüğü ekipleri de kazı yapılan bölgede araştırma yaptı. Boş arsada iş makineleriyle yapılan çalışmalarda Roma döneminde bir idareciye ait olduğu sanılan 2 bin yıllık anıt mezar odası ortaya çıkarıldı. Müze Müdürlüğü yetkilileri tarihi mezarla ilgili arkeolojik kazı çalışmalarına başlanıldığı belirtti.

31.03.2016 Hürriyet

by -
1378

Denizli’nin Buldan ilçesindeki Tripolis Antik Kenti’nde 2 bin yıllık Roma dönemi pazar yeri gün yüzüne çıkarıldı.

Buldan ilçesindeki Tripolis Antik Kenti’nde devam eden kazılarda Roma dönemine ait 2 bin yıllık pazar yerinin gün yüzüne çıkarılması, kentin milattan sonra önemli bir ticaret merkezi olduğunu ortaya koydu.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Tripolis Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bahadır Duman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Helenistik Dönem’de Frigya, Karya ve Lidya bölgelerinin kesişim noktasında, Lidya sınırları içerisinde yer alan Tripolis Antik Kenti’nde 2016 yılının kazı çalışmalarına 40 kişilik bir ekiple başladıklarını söyledi.

Tripolis’te 2 bin 500 metrekare büyüklüğündeki pazar yerinin doğusundaki üstü kapalı sütunlu galeri yakınlarında ve Sütunlu Cadde üzerinde kazı ve restorasyonla antik kenti gün yüzüne çıkarma çalışmalarının sürdüğünü bildiren Duman, ağırlıklı olarak geçen yıl kazısı biten Hieropolis Caddesi’nde restorasyon çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.

Doç. Dr. Duman, geçen hafta başladıkları çalışmalar sırasında üçüncü bir pazar yeri tespit ettiklerini ve o bölgede kazıları hızlandırdıklarını vurgulayarak, “Tripolis’te yeni bir pazar yerinin bulunması tabii kentin özellikle Roma dönemi içinde milattan sonra 2’nci yüzyılda önemli bir ticaret merkezi olduğunu bir kez daha gösterdi. Daha önce bulduğumuz iki pazar yerinden biraz daha kuzeyde ve yaklaşık 300 metrekareyi kaplayan oldukça büyük bir pazar yeri. Bu sezon çalışmalarımız ağırlıklı olarak bu pazar yerinde olacak.” diye konuştu.

Tripolis’in hem kuzey batıdan Anadolu’nun içlerine giden antik yolun üzerinde hem de Smyrna ve Efes gibi batıda yer alan metropollerden gelen yolların güzergahında bulunduğuna işaret eden Duman, kentin bu yüzden uzun yıllar ticaretin önemini koruyan bir kent olduğuna dikkati çekti.

Tekstil ve tahıl ticareti
Duman, yeni bulunan pazar yeriyle kentin, bölgenin tekstil ve tahıl ticareti konusunda önemli bir konumda olduğunun kanıtladığını bildirdi.

Bölgenin Anadolu’da ticareti kontrol eden merkezler arasında yer aldığını ifade eden Duman, sütunlu caddede bulunan dükkanlarda gerçekleştirilen kazı çalışmalarında, çok sayıda meyve çekirdeği kalıntısı tespit ettiklerini dile getirdi.

Duman, “Bunların arasında kayısı, üzüm çekirdekleri, ceviz kalıntıları da vardı. Tabii ki bunların bir kısmını fosilleşmiş olarak ele geçirdik. Bunların yanında da bu ürünlerin ticaretinin ya da taşınmasının sağlandığı amfora dediğimiz taşıma kapları bulduk. Bu bulgularla Denizli’de ticaretin en az 2 bin yıllık bir geçmişi olduğunu ortaya çıkardık.” dedi.

Denizli’nin tekstil, mermer ve traverteniyle ön planda olduğuna işaret eden Duman, kent sınırları içinde yer alan Tripolis, Laodikya ve Hierapolis antik kentlerinde gerçekleştirilen kazılarda 2 bin yıl önce de aynı sektörlerde kentin bir merkez konumunda olduğunun ortaya konduğunu sözlerine ekledi.

31.03.2016 haberler.com

by -
893

Botanik biliminin babası kabul edilen Tournefort’un öğrencisi olan İngiliz Konsolos William Sherard’ın 310 yıl önce İzmir’deki evinin önünde 37 dönümlük arazide kurduğu botanik bahçesi, kaderine terk edildi.

Gaziemir Belediyesi ile Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezinin izini buldukları dünyanın en eski dördüncü botanik bahçesi, hayat bulmak için uzanacak bir el bekliyor. 1700’lü yılların yadigarı olan ve zamana karşı direnen botanik bahçesinde 12 bin çeşit bitki türü bulunuyor.

İngiliz Konsolos Buttigieg de İlgileniyor
Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol, bahçede birbirinden farklı bitki çeşitlerine rastlandığını belirterek, “İngiliz Başkonsolosu Sherard 310 yıl önce dünya çapında bir botanik bahçesi yapmış . Türkiye’ye has olmayan bitkiler var. Üniversiteden gelen uzmanlar Türkiye’ye has olmayan bitkiler buldu ve tohumları hala duruyor. İngiltere’nin İzmir Konsolosu Anthony Willy Buttigieg’i de ziyaret etti ve bu konuyla ilgileniyor. Maddi anlamda destekte bulunabileceklerini söyledi. İngiltere Kraliyet ailesinin de buna destek olacağını düşünüyorum” dedi.

“Belediye olarak bu işin altından kalkamayız”
Botanik bahçesinin hayata geçmesi ile hem Türkiye hem de İzmir turizmi için büyük fırsat oluşturulacağını belirten Şenol, şöyle konuştu: “Burası bizim belediye olarak tek başına açacağımız bir yer değil. Şu an orası 180 dönüm, belediye olarak alanı biraz genişlettik. Türkiye’nin önemli bir botanik bahçesi olsun istiyoruz. Ama sadece Gaziemir Belediyesi olarak bu işin altından kalkma şansımız yok. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, İzmir Ticaret Odası ile Ege Bölgesi Sanayi Odası gibi kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin, hatta TAV’ın destek olması gerekiyor. Bizi belediye olarak aşıyor, bünyemizi aşıyor. Belki de dünyanın ender botanik bahçelerinden birine sahip olacağız. Çok önemli, herkesin destek olmasını bekliyorum.”

“Fuar kadar önemli, Türkiye’nin projesi olmalı”
Şenol, botanik bahçesinin İzmir fuarı kadar önemli olduğunu vurguladı. Botanik bahçesinin yeniden hayata geçirilmesinin sadece İzmir’in değil Türkiye’nin projesi olması gerektiğini ifade eden Şenol, “310 yıl önce yapılan, dünyanın dördüncü botanik bahçesine Türkiye sahip. Bunu tekrar hayata geçirmek Türkiye’nin reklamı açısından da çok önemli bir olay. İzmir fuarı nasıl Türkiye’nin en büyük fuarıysa, bence botanik bahçesi de fuar kadar önemli bir yatırım olacak.”

12 bin çeşit bitki
Gaziemir’de 310 yıl önce İngiliz Konsolos William Sherard tarafından kurulan ve 12 bin bitki koleksiyonu yapılan botanik bahçesinin izi geçen yıllarda bulundu. Botanik biliminin babası kabul edilen Tournefort’un öğrencisi olan Sherard’ın evinin önündeki 37 dönümlük arazide kurduğu botanik bahçesinin yeri, Garden History isimli kitap ve bir krokinin yardımıyla belirlendi. Halen zeytin ve çam ağaçları bulunan botanik bahçesi üzerinde yapılaşma olmamasının büyük şans olduğu dile getiriliyor. Botanik bahçeleri, canlı bitkilerin bilimsel araştırmalar, koruma, sergileme eğitim amacıyla dökümantasyonlu koleksiyon halinde bulunduruldukları kurumlar olarak tanımlanıyor.

27.03.2016 haberler.com

by -
680

Denizli’nin merkezinde Kayalık Caddesi’nde yer alan tarihi sütun, esnaf tarafından oturak olarak kullanılıyor.

Merkez ilçesi, Kayalık Caddesi’nde üzerinde yer alan ve uzun süredir oturak olarak kullanılan tarihi sütun tepkilere neden oluyor. Denizli çevresinde bulunan antik kentlerden geldiği düşünülen tarihi sütunun koruma altına alınması için vatadaşlar çağrıda bulunuyor.

arkeolojihaber.net Fotoğraf: Mehmet Mercan

 

by -
1992

UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’ne aday gösterilen ve dünyanın en önemli arkeolojik kazı alanlarından biri olarak kabul edilen Göbekli Tepe, klasik müzik festivaline hazırlanıyor.

Göbekli Tepe’nin tüm dünyanın tanıdığı tarihi ve turistik bir alana dönüştürülmesini sağlamak amacıyla hayata geçirilecek festival, Piu Entertainment tarafından kasım ayında düzenlenecek. İstanbul ve Şanlıurfa’da eş zamanlı gerçekleşecek Göbekli Tepe Klasik Müzik Festivali dünyaca ünlü sanatçıları ve orkestraları ağırlamayı planlıyor. Henüz isim açıklamaktan kaçınan organizasyon, festivalin kesin programını temmuz ayında duyuracak.

Göbekli Tepe Klasik Müzik Festival’inden elden edilen gelir Göbekli Tepe’nin tanıtımı için harcanacak.

29.03.2016 CNN TURK

by -
2124

Afyonkarahisar’da bir çiftçi, arazisini sürdüğü sırada traktörüyle bin 600 yıllık lahit buldu.

Afyonkarahisar’ın Çobanlar ilçesi Kocaöz beldesinde bir vatandaşın kendine ait arazisini sürdüğü esnada traktörün pulluğuna bin 600 yıllık lahit takıldı.

Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığın’dan yapılan açıklamada, Çobanlar İlçesi Kocaöz Beldesinde V.D. isimli şahısın arazisini traktörü ile sürdüğü esnada traktörün pulluğuna taş takıldı. Yapılan inceleme sonucu taşın altında, Geç Roma Dönemi’ne ait yaklaşık bin 600 yıllık olan bir lahit bulunduğu belirtildi.

Afyonkarahisar Müze Müdürlüğü tarafından tescil edilen ve tarihi eser niteliği taşıyan lahitin koruma altına alındığı kaydedildi.

25.03.2016 haberler.com

by -
1456

Muğla’nın Datça ilçesindeki 2 bin 500 yıllık Knidos Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, antik su kaynağı ortaya çıkarıldı.

Muğla İli, Knidos Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı izin ve destekleri ile yürütülen kazılar kapsamında, antik kentin su kaynağı ile ilgili olduğu değerlendirilen yeni bir yapı gün yüzüne çıkarıldı. Knidos Küçük Tiyatrosu’na bitişik olarak konumlandırılan ve kutsal kaynak, sarnıç ve çeşmesiyle tonozlu yapılardan oluşan yapı kompleksinin, 25 metrelik bir geçitle kutsal su kaynağına bağlandığı anlaşıldı.

Kutsal kaynak olarak düşünülen alana giden geçit boyunca küçük kesme taşlarla örülü yan duvarlar ve geçit boyunca ilerlendiğinde görülen sarkıtların dikkat çektiği yapının sonunda mağara tavanına kadar yükseltilmiş 2 sütun ve bu sütunların arkasında kaynak suyunun sızdığı küçük bir haznenin varlığı tespit edildi.

15.03.2016 Yeni Asır

by -
1104

Edirne’nin Keşan İlçesi Altıntaş Köyü içerisinde bulunan ve yıkılmak istenilen köprü, yapılan incelemelerin ardından Bizans dönemine ait çıktı.

Altıntaş köyü’nde köy içersinde ulaşımın sağlandığı eski köprünün güvenli olmadığı gerekçesiyle, muhtarlık tarafından yazılan dilekçe doğrultusunda köprüyü yıkmak üzere köye gelen DSİ yetkilileri, köprünün Bizans döneminden kaldığını tespit etti. Altıntaş Köyü Muhtarı Ali Aktaş yaptığı açıklamada,  köy içersinde bulunan ve bakımsızlık nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan tehlike yaratan eski köprünün yıkılıp, yerine yenisinin yapılması için DSİ’ye yazı yazdığını söyledi. Daha sonra gelen DSİ yetkililerinin yaptığı incelemenin ardından köyden ayrıldığını belirten Aktaş, kendisine yapılan geri dönüşte ise köprünün yıkılmasının imkansız olduğunu, köprünün tarihi eser olduğu yönünde bilgi geldiğini ifade etti.

24.03.2016 Gündem Saros

by -
1049

Ordu’nun Fatsa İlçesinde bulunan ve Helenistik döneme ait olan Cıngırt Mağarası’nda bilimsel çalışmalar yeniden başlayacak.

Ordu Kültür ve Turizm İl Müdürü Uğur Toparlak, Fatsa ilçesinde bulunan Cıngırt Mağarası’nda, arkeolojik kazı çalışmaları yeniden başlayacağını söyledi. Toparlak, daha önce mağarada yapılan kazı çalışmalarında Helenistik ve Pontus Krallığı dönemine tarihlenen 2 bin 150 yıl öncesine ait kalıntılar çıktığını sözlerine ekledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılacak olan kazı için onay istediklerini ifade eden Toparlak, “Fatsa’da bulunan Cıngırt Kaya mağarasında kazı çalışmalarına devam edebilmek için bakanlıktan onay bekliyoruz. Bu yıl için kaynak sıkıntımız yok ve çalışmalar uzun olacak. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın talimatı doğrultusunda kazı çalışmaları için bizlere 100 bin liralık kaynak aktarıldı. Kültür ve Turizm Müdürlüğü çalışmayı onaylar onaylamaz en geç Haziran ayında kazı çalışmalarına devam edeceğiz” dedi. Kazı çalışmalarının geniş bir alanda sürdüğünü ifade eden Toparlak, “Öncelikle bölgenin temizliği yapılacak ve arkeolojik kazı çalışmalarına devam edilecek. Kazı çalışmaları bittikten sonra ise restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılacak. Biz burada 5 yıldır kazı çalışmamızı sürdürüyoruz. Kazı çalışmalarının ne zaman biteceğini söylemek için erken. Kazı yapılan alan geniş bir alanı kapsıyor. Ayrıca hazine arazisi olduğu için kazabildiğimiz kadar kazacağız. Kazı çalışmaları 10 yıl ile 20 yıl arasında sürecek” diye konuştu.

26.03.2016 haberler.com

by -
1534

Elazığ’ın Ağın ilçesinde Keban Baraj Gölü altında kalan Hastek Kalesi’nde Kral Aeimaries’in ölen eşi için yazdığı yazıt yer alıyor.

Kaynaklarda hakkında pek fazla bilgi bulunmayan Hastek Kalesi, kimi araştırmacılara göre, milattan sonra 1. yüzyılda yapılmış Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırındaki bir karakolu. Bazı kaynaklara göre ise 1018’de yöre halkı tarafından Türk akınlarından ya da Bizans saldırılarından korunmak amacıyla kullanılan sığınaklar olduğu tahmin ediliyor.

Kale sınırları içerisinde bir kaya üzerine Kral Aeimaries’in, hayatını kaybeden eşi için yazdığı hüzünlü satırlar ise kalenin öyküsüne farklı bir anlam katıyor.

İlçeye bağlı Yenipayam köyü sınırları içinde bulunan ve sadece kayıklarla ulaşılabilen kale, Keban Baraj Gölü’ne dik inen kayalıkların alttan itibaren kat kat oyulmasıyla yapılmış ve birbirine gizli geçitlerle bağlantılı 3 kattan oluşuyor. Her katta geniş kullanımlı bir salonu ve bir depoyu andıran odalar ile bunları birbirine bağlayan dar galeriler, yer yer havalandırma, ışık alma ya da düşmana karşı savunma yeri olarak kullanılan mazgal delikleri yer alıyor.

AA muhabirine konuşan Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Müdürü Bülent Demir, Hastek Kalesi ile ilgili ilk araştırmayı 118 yıl önce Berlinli eskiçağ tarihçisi Haunt’un yaptığını söyledi. Haunt’un bu araştırmasının sonuçlarını bir kitabında yazdığını, ancak bu bilgilerin bugüne kadar toplumla pek paylaşılmadığını ifade eden Demir, “Hastek Kalesi kaya yerleşim alanı ve nekropolu Roma dönemi özelliklerini yansıtmaktadır. Halk arasında kaya sığınakları olarak bilinse de Roma’nın doğu sınırlarında bulunan sınır karakollarından biri olduğu bilim adamları tarafından tespit edilmiş ve söylenmiştir.” ifadelerini kullandı.

elazig-hastek-kalesinde-kralin-olen-esi-icin-yazdigi-yazit-yer-aliyor-1

Hüzünlü yazıt
Sıra dışı mimarisi ile görenlerini hayrete düşüren Hastek Kalesi ile ilgili bugüne kadar ortaya konulan en önemli ayrıntının Haunt tarafından kale içerisinde bulunan bir kaya bloku üzerine kazılmış yazıt olduğunu aktaran Demir, yazıtın Latince olduğunu ve 11 satırdan oluştuğunu dile getirdi. Yazıtı tercüme eden Haunt’un, dönemin yerel kralının, ölen eşine duyduğu sevgiyi Hastek Kalesi’nde ortaya çıkardığını vurgulayan Demir, “Bir prenses ya da kontese dair yazılmış olan bu vezinli yazıtta, prenses ya da kontesin muhtemelen orta Anadolu’dan Hastek bölgesine getirilmiş bir gelin olduğu düşünülmektedir.” dedi.

Yazıtın Haunt’a göre çevirisi şu şekilde:
“Burada vaktiyle evlenerek memleketime getirdiğim iyi duygular taşıyan Athenais yatıyor. Bu mezarın önünden gelip geçenlerden onu bir gül ile ya da başka bir çiçekle onurlandırana tüm göksel güçler bağışlayıcı olsun. Fakat eğer bir başkası mezara zarar vermek amacıyla gelirse tüm yer altı tanrıları ona kötülük yapsın. Bunları yazan babasıyla aynı adı taşıyan Aeimaries’tir ve kısa bir hayat sürmüş olan eşini severdi. Onun babası da benimle aynı adı taşımaktaydı ve annesi Antonia da Lucius’un kızıydı.”

26.03.2016 Anadolu Ajansı