İstanbul’un en eski tarihi eserlerinden sayılan Galata Surları, aradan geçen 713 yıllık sürede restore edilemezken, ayakta kalan birkaç parçası da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

İstanbul’da kaderine terk edilen binlerce tarihi eserden biri de Bizans döneminden kalma Galata Surları. 1303 yılında inşa edilen ancak 1863’den itibaren yıkımına başlanan Galata Surları’nın çok az bir bölümü bugüne kadar ayakta kalabildi. Haliç Metro Köprüsü’nden, Azapkapı, Şişhane istikametine doğru uzanan bölgede bulunan kalıntıların durumu, ‘Böylesi ancak Türkiye’de olur’ dedirtecek türden. İstanbul’un en eski tarihi eserlerinden sayılan eser, aradan geçen 713 yıllık sürede restore edilemezken, ayakta kalan birkaç parçası da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar ise özellikle Karaköy’deki çarpık yapılaşmanın kurbanı olan tarihi surların bir an önce restore edilerek korunmaya alınması gerektiğini belirtiyorlar.

Yapının Azapkapı’dan Haliç Metro Köprüsü’ne uzanan kısmındaki görüntü yaşanan duyarsızlığı anlatmaya yeterken, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim görevlisi Aykut Köksal, tarihi mirasa duyarsız kalındığını belirterek, “Galata Surları’nın çevre düzenlenmesi yapılarak restorasyona alınması gerekir. Maalesef bu surlar Türkiye’deki yetkili kurumların restorasyon programlarında öncelik taşımıyor. Bizans döneminden kalma surlar dünyanın neresinde olursa olsun önem taşır. Maalesef bizdeki durum farklı” diyor.

‘Sahip çıkan yok’
Fransız Araştırmaları Anadolu Enstitüsü’nden arkeolog Aksel Tibet de, ortaya çıkan manzarayı ‘tarihe saygısızlık’ olarak yorumluyor: “Galata Surları, İstanbul Belediyesi’nin kurulduğu ilk zamandan itibaren yıllar içerisinde çarpık yapılaşmanın kurbanı oldu. Surlardan geriye çok az bir şey kaldığından önemi çok büyük. Ceneviz surları olarak da bilinen surların İstanbul’un belediyecilik tarihinde önemi var. İstanbul’un ilk modern belediye teşkilatı, ‘Altıncı Daire’ adı altında Beyoğlu’nda kuruldu. Altıncı Daire’nin yaptığı ilk iş yol yapmak için Galata surlarını yerle bir etmek oldu. Galata Surları’ndan geriye sadece birkaç kalıntısı kaldı. Onlar da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yöneticiler, ‘turizm’ nutukları atıyor ancak tarihi yarımada ve Galata bölgesindeki eserlerimize sahip çıkan yok.”

‘Tarihi mirasa hoyratlık
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Serkan Sunay ise şunları söyledi: “Surlar, İstanbul’un tarihi miras açısından büyük önem taşıyor. Galata semt itibarıyla Bizans ve Osmanlı devrinde ticaretin kalbinin attığı bir semtti. Bölgede sadece Bizans ve sonrasında Osmanlılar değil, İtalya’da ticaretle uğraşan şehir devletlerinin temsilcileri de ikamet ediyordu. Yıllar içerisinde surlar tahrip olurken, sahip çıkan olmadı. Yurtdışında Roma kalıntılarını inceledim. Bizdeki eserlerin yanında esamesi bile okunmaz ancak daha fazla değer verildiğine şahit oldum. Ülke olarak elimizdeki tarihi eserlerin kıymetini bilmediğimiz gibi hoyratlık yapıyoruz.

Marmaray kazıları sırasında da buna benzer durumlar yaşamıştık. Sahip çıkıldığında turizm patlaması yaşaması muhtemelen bir kentin mirasına yeteri kadar sahip çıkılmıyor. Tarihi eserleri sadece Sultanahmet, Topkapı Sarayı ve Ayasofya’dan ibaret sayan bir zihniyet oluşmuş durumda.”

25.03.2016 Milliyet