Cumartesi, Mart 25, 2017

Monthly Archives: Mayıs 2016

by -
2745

Aydın’da antik çağda Latmos adıyla bilinen Beşparmak Dağları’nda inceleme yapan  Milet Arkeoloji Müzesi uzmanları kayıtlarda olmayan yeni buldukları bir kaya resmi üzerinde inceleme yaptı.

Aydın ile Muğla il sınırları içinde bulunan, M.Ö. 6 bin yıl öncesine dayanan, kaya resimleri ve yerleşim kalıntılarının olduğu Beşparmak Dağları’nda (Latmos), Milet Arkeoloji Müzesi uzmanları tarafından tescil çalışmaları kapsamında incelemelerde bulunuldu.

Türkiye’de, UNESCO’nun Kültürel ve Doğal varlıklardan oluşan Dünya Mirasları Listesine girebilecek en önemli yerlerden birinin Beşparmak Dağları (Latmos) olduğunu belirten Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, antik dönemde Latmos olarak bilinen Beşparmak Dağları’nın doğa ve tarih açısından bölgenin en hassas yerlerinden biri olduğunu söyledi. Binlerce yıldır devam eden Latmos kültürünün izlerini, Latmos’un büyülü coğrafyasında doğayla barışık yaşayan insanların yapılarında da görmenin mümkün olduğunu ifade eden EKODOSD Başkanı Sürücü, “1970’li yıllardan bu yana Latmos Dağı’nın vahşi coğrafyasında köylülerden, çobanlardan ve avcılardan almış olduğu bilgilerle tarih araştırması yapan ve aynı zamanda derneğimizin onursal üyesi olan Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü araştırmacılarından arkeolog Dr. Anneliese Peschlow’un dediği gibi ‘Latmos’un arkeolojik değerleri, dini ile doğanın birbiri ile uyumlu birleşiminden ortaya çıkmıştır. Doğa ve insan eliyle meydana gelen eserler burada kesinlikle birbirlerine ters düşmeyip, çarpıcı bir uyum ortaya koymaktadır” dedi.

‘Kayıtlarda Olmayan Bir Kaya Resmi İncelendi’
Milet Arkeoloji Müzesi uzmanlarıyla yapılan tescil çalışmasında, kayıtlarda olmayan yeni buldukları bir kaya resminin gerekli incelemeleri yapılarak, kayıt altına alındığını kaydeden Sürücü, şöyle konuştu: “Latmos’un engebeli kayalıkları arasında yer alan pek çok kaya mezarının kayıtları tutuldu. Arazi şartları zor olsa da, uzmanların bıkıp usanmadan duyarlılıkla yürüttüğü çalışmalar sayesinde tespit edilen her eserin kaydı yapıldı. Latmos’ta görülen en büyük antik dönem zeytinyağı işliğine ait doğal ezme taşı ve diğer bulgular kayıt altına alındı.”

Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, dağ doruğundan, eteklerine kadar insanlık miraslarıyla dolu olan Latmos’un tescil çalışmalarına devam edileceğini sözlerine ekleyerek, UNESCO’nun Dünya Doğal ve Kültürel Miras Listesi’ne girebilecek özelliklere sahip bu benzersiz alanın korunması için çaba gösteren kurumlara teşekkür etti.

30.05.2016 haberler.com

by -
2031

Antalya’nın Akseki İlçesi’nde Dedegöl Enerji firmasının HES projesi alanındaki yol çalışmalarında, tahrip edilmiş tarihi mezarlar tespit edildi. Firma hakkında tarihi eseri bildirmeme ve tahrip etmekten suç duyurusunda bulunuldu.

Akseki’nin Sinanhoca Mahallesi’nde bulunan Manavgat Çayı üzerinde Dedegöl Enerji Yatırım A.Ş. firması tarafından planlanan baraj ve HES projesi için verilen ‘ÇED Olumlu’ raporunun iptali için Antalya 2’nci İdare Mahkemesi’ne dava açıldı.

antalyada-hes-calismalari-sirasinda-tarihi-mezarlar-yok-edildi-1

Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ise köylüler ve avukatlarının başvurusu üzerine, bölgede arkeolojik eserler bulunduğu ve 1’inci Derecede Arkeolojik SİT alanı olarak tescil edilmesi ve yapılacak çalışmaların da bu alandan mümkün olduğunca uzaklaştırılması yönünde karar verdi. Mahkeme süreci devam ederken firma bölgede inşaata başladı. HES ve baraj projeleri için yol yapım çalışmalarına başlanılan alanda köylüler tarafından tahrip edilmiş tarihi mezar kalıntıları tespit edildi. Tarihi mezar kalıntılarına ait fotoğraflarla birlikte firma aleyhine köylüler tarafından Akseki Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.

Firma hakkında Side Müze Müdürlüğü’ne de ayrıca şikayet edilen firmanın inşaatının durdurulması ve bölgede yol çalışmaları sırasında tahrip edilen ve sonradan yok edildiği ileri sürülen mezar kalıntılarına yönelik çalışma yapılması talep edildi. Müze Müdürlüğü de bir ekip kurarak inceleme başlattı. Firma hakkında şikayette bulunanlar arasında İbradı Belediye Başkanı Serkan Küçükkuru da bulunuyor.

antalyada-hes-calismalari-sirasinda-tarihi-mezarlar-yok-edildi-2

Köylülerin avukatı Münip Ermiş, Dedegöl Enerji Yatırım A.Ş. firması personeli ve yetkilileri hakkında Akseki Cumhuriyet Savcılığı’na sundukları dilekçede, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat varlıkları Koruma Kanununun 65’inci ve 67’nci maddelerine muhalefet edildiğini savundu. Kültür ve tabiat varlıklarının bulunması halinde bildiriminin zorunlu olduğunu belirten Münip Ermiş, burada ortaya çıkan tarihi mezarların bildirilmediğini, ayrıca bu mezarların tahrip edilerek yeni bir suç daha işlendiğini öne sürdü.

30.05.2016 haberler.com

by -
2779

Yunanistan’ın kuzeyinde bulunan Stagira Antik Kenti’nde 1996 yılında ortaya çıkarılan mezarın ünlü filozof Aristoteles’e ait olduğu iddia edildi.

Geçtiğimiz Nisan ayında Yunan medya organlarınca yapılan açıklamada bir zamanlar Makedonya Krallığı sınırları içerisinde bulunan 2 bin 400 yıllık Stagira Antik Kenti’nde 1996 yılında ortaya çıkarılan mezarın ünlü Antik Yunan filozofu Aristoteles’e ait olabileceği bildirildi.

Arkeolog Kostas Sismanidis, Ekathimerini Gazetesi’ne mezarın Aristo’ya ait olup olmadığına emin olmadıkları için 20 yıl boyunca kesin bir açıklama yapamadıklarını söyledi. Sismanidis, “Ancak çevresinde detaylı inceleme ve çalışma yapıldıktan sonra emin olabilidik” dedi.

antik-yunan-filozofu-aristotelesin-mezarinin-bulundugu-iddia-edildi-1

İçinde Aristo’nun heykeli de bulunan 10 metre yüksekliğinde seramik kaplı tavanı olan mozeleye taş duvarlarla çevrili bir yoldan gidiliyor.  Ölümünden sonra halk tarafında ziyaret edildiğine inanılan mezarın etrafında Büyük İskender dönemine ait elliye yakın sikke ve çeşitli çömlekler bulundu.

Mozele, Bizans İmparatorluğu zamanında üzerine kule yapılmak için yıkılmıştı.

27.05.2016 mashable.france24.com Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
2912

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Mimar Sinan’ın Edirne’de yaptığı su yolunun bulunduğunu bildirdi.

Gürkan, Edirne Ticaret ve Sanayi Odasında düzenlenen Tarihi Kentler Birliği Edirne Seminerinde yaptığı sunumda, Edirne’yi tarihi bir miras olarak geleceğe taşımayı amaçladıklarını anlattı. Sadece Edirne kent merkezinde 341 anıt eserin bulunduğunu belirten Başkan Gürkan, “Bu olağanüstü büyük bir rakam. Yine 700 adet sivil mimarlık örneğimiz, 50 tescilli resmi yapımız var. Bunlar şehrimizin merkezinde, çekirdeğinde toplanmış durumda. 9 tarihi köprümüz mevcut. Bu küçücük merkezde bin 100 adet tescilli eserimiz var. Edirne, dünyada Floransa’dan sonra metrekare başına düşen tarihi eser bakımından ikinci kenttir” diye konuştu.

Selimiye Camisi ve Külliyesi Projesi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini anlatan Gürkan, şöyle konuştu:”Selimiye Meydanı’nda tamamen belediyemizin finansıyla, Edirne Arkeoloji Müzesinin başkanlığında bir yılda biten bir kurtarma kazısı yaptık ve ortaya Tarihi Yemiş Kapanı Hanının temelleri çıktı. Ama onlardan çok daha önemlisi Sinan’ın su yollarını bulduk orada ve hala çalışan muhteşem bir şadırvan yakaladık.”

edirnede-mimar-sinanin-yaptigi-su-yollari-bulundu

Projelerin kentteki tarihi doku korunarak uygulandığını vurgulayan Recep Gürkan, Edirne’nin Selimiye Camisi başta olmak üzere Eski ve Üç Şerefeli camilerle köprü, çarşıgibi tarihi yapılarıyla turistleri çekmeye devam ettiğini kaydetti.

Tarihi Yemiş Kapanı Hanı
III. Murad döneminde, 1590’lı yıllarda Türk-İslam mimarisinin şaheseri kabul edilen Selimiye Camisi Arastası’nın batı tarafında yaptırılan ve 100 odalı olduğu tahmin edilen hanın, zamanla harap hale geldiği ve üzerinin toprakla kapatılarak Selimiye Meydanı’na katıldığı belirtiliyor.

28.05.2016 Anadolu Ajansı

by -
2360

ABD’nin Florida Eyaleti’nde bir nehirden çıkarılan tarih öncesi döneme ait taş alet ve hayvan kemikleri, kıtada yaşamın sanılandan bin 500 yıl daha eski olduğunu ortaya çıkardı.

amerika-kitasinda-yasam-sanilandan-bin-500-yil-daha-eski-cikti-1

Florida’da Aucilla nehirden çıkarılan tarih öncesinden kalma taş aletler ve mastodon (file benzer nesli tükenmiş bir memeli) kemik kalıntılarından, avcı-toplayıcı insanların Amerika kıtasında şimdiye dek inanılan 13 bin yıl öncesinden daha erken var olduklarını gösteriyor.

Aucilla nehrinin yaklaşık 8 metre derinliğinde bulunan bir subatanında 1983-1997 yılları arasında yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan buluntuları inceleyen Florida Eyalet Üniversitesi’nde görevli antropolog Jessi Halligan ve ekibi, alanı 2012-2014 yıllarında tekrar araştırdı ve yüksek ihtimalle kesilerek doğranmış mastodon kemik tortuları ve çift taraflı ilk çağlara ait el yapımı bir bıçak ortaya çıkardı.

amerika-kitasinda-yasam-sanilandan-bin-500-yil-daha-eski-cikti

Radyokarbon testleri sonucunda yaklaşık 14 bin 450 yıllık oldukları belirlenen buluntular bugüne dek varsayılan tezi çürüttü.

Daha önceki görüş, ‘Clovis’ olarak adlandırılan insan topluluğunun, Kuzey Amerika’ya 13 bin yıl önce Kuzeydoğu Asya’dan Bering Boğazı’nı geçerek Kanada ile Kuzey Amerika’yı kaplayan iki dev buzul kütlesinin arasında bulunan bir çeşit koridor konumundaki buzulsuz bir alandan yürüyerek güneye indikleriydi. Ancak söz konusu koridor 14 bin  yıl öncesinde yoktu.

Tartışmaya katılan Kolarado Paleo Araştırma Enstitüsü’nden araştırmacılar ve Oregon Üniversitesi’nde görevli arkeologlar, Erken-Clovis insan topluluğunun Kuzeydoğu Asya’dan Pasifik Okyanusu kıyılarını botlarla geçerek Amerika kıtasına ulaşmış olabilecekleri görüşünde ancak Florida’nın Pasifik kıyısına uzaklığı gözönüne alınınca bu tez pek kabul edilebilir değil.

Konuyla ilgili araştırmalar halen devam ediyor.

13.05.2016 smithsonianmag.com Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
2848

Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belkıs Köyü’nde bulunan Aspendos Antik Kenti’nde bin 800 yıllık yazıt gün yüzüne çıktı.

Aspendos Antik Kenti Kazı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Veli Köse, “235 ila 270 yıllarıyla tarihlenen önemli bir yazıt bulduk.” dedi.

Köse, Trakya Üniversitesi’nde katıldığı 38. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu’nda antik kente ilişkin yaptığı sunumda, kazıları iki alanda devam ettirdiklerini söyledi. Kentteki iki katlı dükkanların olduğu alan ve bazilikada kazılar yapıldığını anlatan Köse, “Güneybatı köşesinde bir açma gerçekleştirmiştik. Burada çeşitli bulgularla karşılaştık. Bunun haricinde 235 ila 270 yıllarıyla tarihlenen önemli bir yazıt bulduk. Yazıtta heykel diktirilmesinden bahsediliyor. Bazilikada olduğu için bu yazıtın büyük ihtimalle ikinci bir kullanımı olmalı. Bazilikaya başlamamızın sebepleri mimarisi ve içini araştırmaktı. Kazılarda tabana yakın bir yerde ise Aspendos’un insan boyutunda hatta biraz daha büyük heykeli çıktı. Bu heykele şimdilik Apollon diyoruz ama başını bulduktan sonra daha kesin konuşacağız.” diye konuştu.

26.05.2016 Anadolu Ajansı

by -
8975

Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde yer alan Kavuşan Höyük’te yaklaşık 2500 yıl önce, kesilip yenilmiş 21 adet deniz kaplumbağasıyla gömülmüş bir kadına ve çocuğa ait mezar bulundu.

Batman Üniversitesi’nde görevli Gülriz Kozbe ve ekibi Kavuşan Höyük kazılarında M.Ö. VI. yüzyıldan kalma 21 adet deniz kaplumbağası ile birlikte gömülmüş bir kadın ve çocuk mezarı ortaya çıkardı.

Bölge yaşayanlarının günlük tükettikleri bir besin olmayan kaplumbağaların, cenaze töreni esnasında kabuklarının temizlenip, kesilerek yenildiği düşünülüyor. Fransa Ulusal Müzesi’nden Remi Berthon normalde hem deniz hem de kara kaplumbağası ile gömülü mezar sayısının çok az olduğunu, bundan da bulunan mezarın yüksek mevki sahibi birine ya da bir çeşit Şaman gibi dini değeri olan birine ait olabileceğini söyledi.

Araştırmacılar kabuklu sürüngünlerin ölümden sonraki hayatta bir yol gösterici veya ruh rehberi gibi sembolik rolleri olduklarını düşünüyor.

11.04.2016 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu

by -
2831

Sakarya’nın Geyve ilçesi Bozören köylüleri bugünlerde, köylerinde bulunan iki Bizans eserinin akıbetinin ne olacağını merakla bekliyor. Yaşanan tartışma ise “Böylesi ancak Türkiye’de olur” dedirtecek türden. Bozören’deki Bizans döneminden kalma eserlerin başına gelmeyen kalmadı.

Öyle ki; 10 yıl önce definecilerin çalmak istediği kalıntıları korumak isteyen köy muhtarı, tarihi eserin üzerine demir köşebent çaktırdı. Bölgeyi ziyaret eden bazı duyarlı vatandaşlar ise gördükleri manzarayı Sakarya Müzeler Müdürlüğü’ne bildirdi. Müze yetkilileri, söz konusu Bizans kalıntılarının korunması için girişimlere başlayarak Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nden gerekli izinleri aldılar. Konuştuğumuz müze yetkilileri, taşınmaz tarihi eserlerin korunması gerektiğini, yakında zamanda müzeye kaldırılacağı bilgisini verdiler.

Ancak bu durum Bozörenliler’in tepkisine neden oldu. 390 kişinin yaşadığı Bozören köyünün muhtarı Mehmet Ünalır, “Bizans eserleri bizim köyümüzün simgesi. Bu eserleri kimseye vermeyiz. Eserleri müzeden almaya gelen olursa köy halkı olarak direniriz. Biz bu eserlerin gitmesini istemiyoruz. Zorla gelip götürmeye kalkan olursa da ahali olarak toplanır tepkimizi dile getiririz. Kanunlara boynumuz kıldan ince ama köyümüze ait eserleri gelecek nesillere aktarmak istiyoruz” dedi.

Ölümsüzlük ve cennet anlamı
Bozören köyündeki Bizans eserlerini inceleyen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi. Doç. Dr. Serkan Sunay, “Taşın yüzeyindeki figürler özetle figürlerin özetle ölümsüzlük, cennet gibi kavramlara gönderme yapan sembolik anlamları var. Maalesef bu eserleri koruyamıyoruz. Bu eserin buradan taşınarak müzeye intikali ilk bakışta mümkün gözüküyor. En azından bu eserlerin müze bahçesine alınarak hem korunması hem de envantere geçerek yapılacak bilimsel araştırmalara konu olması amaçlanmalıdır” dedi.

‘Köyde kalması mümkün değil’
Prof. Dr. Afife Batur (Mimarlık tarihçisi): “Her iki kalıntı Bizans’ın erken dönemine ait olabilir. Söz konusu eserlerin mevcut koşullarda köyde kalması mümkün değil. Bir an önce korumaya alınması gerekiyor. Erken Bizans dönemine ait tarihi eserlerin çöp tenekesi yanında, üzerine demir plakalar çakılarak muhafazası Türkiye’ye yakışmayan bir görüntü.”

14.05.2016 Milliyet

by -
2611

İzmir’in Kiraz ilçesinde, bir inşaat için başlatılan temel çalışmasında bulunan mezarın, Bizans dönemine ait olduğu ortaya çıktı.

İzmir’in Kiraz İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi’nde yer alan Gümüşsuyu Caddesi ile Turan Sokak köşesinde bulunan arsada inşaat için geçen yıl temel atma çalışması başlatıldı. Ancak kazıda bir mezar ve insan kemikleri bulundu.

Mezar Bizans Dönemine Ait
Arsa sahibi Ödemiş Müze Müdürlüğü’ne bilgi verdi. Bulunan mezardan örnekler alınarak incelenmek üzere Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü’ne gönderildi. İnşaat çalışmasına da ara verildi. Yaklaşık 10 gün önce mezarın Bizans dönemine ait olduğu belirlendi. Bunun üzerine Müze Müdürlüğü yetkilileri, bölgede kazı çalışması başlattı.

12.05.2016 t24.com.tr

    by -
    2196

    Londra Wiltshire’da özel bir mülkte yapılan alt yapı çalışmaları sırasında Roma dönemine ait iyi korunmuş villa ortaya çıkarıldı.

    Elektrik kabloları için çukur kazan işçiler, İngiltere’de şuana dek bulunan en geniş villayı ortaya çıkardı. Çalışmaları esnasında önce kırmızı sonra beyaz ardından mavi renkli mozaik zemine ulaşan işçiler hemen yetkililere haber verdi.

    New York Times’ın haberine göre Salisbury Müzesi ve İngiltere Tarih Birimi’nden uzmanlar yürüttükleri kazılarda onlarca sikke, takı, çömlek, kuyu, ısıtma borularıyla birlikte istiridye ve salyangoz kabukları buldu. Kabuklu deniz ürünlerinin tuzlu su dolu fıçılarla deniz kıyısından getirildiğine inanılıyor.

    Üç katlı yapılmış villanın 25 odası var ve çevresinde ek binalarının olabileceği düşünülüyor.

    Arkeolog David Roberts bundan yaklaşık 1400 yıl önce çökmesinden sonra villaya hiç dokunulmamış olmasının çok önemli olduğunu vurguluyor.

    18.04.2016 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu