İzmir’in Bergama ilçesinde bulunan ve Pergamon Antik Kenti sınırları içerisinde yer alan Yığma Tepe Tümülüsü, Attalos hanedanının kayıp anıtlarından biri olabilir.

Bergama kazılarını yöneten Prof. Felix Pirson, en yeni teknolojiyle bu sorunun cevabını bulacaklarını söyledi. Tümülüs’ün boyutlarına bakarak M.Ö. 2. yy dolaylarında yapıldığını ifade eden Pirson, boyutlarının ötesinde mimarlık, mezar hizaları, büyük sunaktaki merdiven boşluğu ile beraber Athena Tapınağı’nın batı cephesini inceleyerek anıtın Attalos hükümdarlarına ait olduğu izlenimi edindiklerini belirtti. 158 metre çapında ve 31 metre uzunluğundaki Yığma Tepe Tümülüsü’nde ilk kazı çalışmaları 1878 yılında arkeolog Alexander Conze tarafından başlatıldı.

Bergama Parşömen Kullanımı ile Zenginleşti
Bergama’nın Helenistik Dönemi Kralları, M.Ö. 2 yüzyılda Küçük Asya’nın büyük bir bölümüne hükmetti. Attalos’un ihtişamlı başkenti krallığın zenginliğini ve gücünü simgelemek için abartılı bir estetikle inşa edilmişti.  Önceleri iki nehir arasındaki tepede bir kaleden ibaret olan şehir, kıskanç Ptolemaios yöneticilerinin Bergama’ya papirus ihracatını yasaklamasıyla beraber Bergamalıların parşömen olarak deriyi kullanmayı keşfetmeleriyle zenginleşti. İhracatın yasaklanmasının nedeni olarak Attalos krallarından II. Eumenes’in yaptırdığı kütüphanenin İskenderiye kütüphanesinden daha üstün olmasından çekinildiği rivayet edilir. Bizans dönemine kadar ayakta kalan şehirde arkeologlar o döneme ait mızrak başları, sikkeler ve seramik parçaları da buldu.

pergamondaki-en-buyuk-tumulus-attlos-3

Diğer bir göz alıcı mezar ise İlyas Tepesi’nde ortaya çıkarıldı. Adı bilinmeyen fakat önemli bir şahsiyete ait olduğu belli olan mezara 2 bin 200 yıllık kesme taşlardan yapılmış bir tünelden giriliyor. Kemerli odayı çift kanatlı taş kapı ve hayli karışık bronz bir kilit mekanizması koruyor. Ancak ne devasa taşlar ne de kilit sistemi mezarın soyulmasını engelleyememiş. Soygundan arta kalan lahitteki iskelet parçalarından ve hem Helenistik hem de Roma döneminde kullanıldığı bilinen vücut yağı şişesinden mezarın 60-75 yaşlarında M.Ö. 3. yy’ın ikinci yarısında yaşamış bir general veya hanedana yakın biri olduğu anlaşılıyor.

Bakırçay vadisi’nde ise mezar soyguncuları tarafından tahrip edilmemiş, höyük biçiminde, 30 metre çapında, M.Ö. 3. yy ortalarına ait, biri zengin mezar eşyalarıyla dolu iki ayrı lahit ortaya çıkarıldı. Mezar eşyaları Herakles ilmikli altın meşe yaprağından bir çelenk, Nike kolyesi, yine altından iki köpek başı, demir silahlar, Büyük İskender resimli madeni para ve inanışa göre ölünün yeraltı dünyasına gidebilmesi için kayıkçı Charon’a verilmek üzere sikke bulundu. Bu eşyalarla birlikte gömülen kişinin kimliği bilinmiyor ancak defin adetlerinden Makedonya ile bağlantılı olduğu anlaşılıyor.

pergamondaki-en-buyuk-tumulus-attlos-2

Hazinesinin bir çoğunun kaybolmasına ve yağmalanmasına rağmen Pergamon Antik Kenti, bugün hala en güzel Antik Yunan kentlerinin başında geliyor. Bergama hazinelerinin en meşhuru kuşkusuz Berlin’de Pergamon Müzesi’nde sergilenmekte olan Zeus Sunağı’dır. Sunakta bulunan ve II. Eumenes tarafından Galya zaferine ithafen tanrılar ile devler savaşını betimleyen mermer üzerine yapılan freskler, sanat tarihinin en önemli yapıtları arasında sayılmaktadır.

Bergama’da son günlerde yapılan kazılar ve buluntular başkentin Helenizm’den Bizans’a nasıl geliştiğini, genişlediği, Attalos Hanedanının hüküm gücünü göstermek için estetiği mimarlıkta nasıl kullandıklarını gözler önüne seriyor.

Felix Pirson’a göre kültürel politikalarıyla ünlü Attalos yöneticileri dostlarını ve düşmanlarını etkileme, onlara gerekli mesajı iletme konusunda sanat ve mimaride estetiğin gücünün farkına varmışlardı.

15.06.2016 haaretz.com Çeviri: Ayşen Yolcu