Perşembe, Nisan 27, 2017

Monthly Archives: Temmuz 2016

    by -
    271

    Güney Kıbrıs’ın Larnaka şehrindeki kanalizasyon çalışmaları sırasında Herkül’ün 12 görevini anlatan Roma dönemine ait bir mozaik bulundu.

    guney-kibrista-herkulu-betimleyen-roma-mozaigi-bulundu

    AFP’nin haberine göre Güney Kıbrıs’ın Larnaka şehrinde, eski çağlarda bir Roma kenti olan Kition’da kanalizasyon çalışması yapan işçiler tarafından Herkül’ün 12 görevinin betimlendiği bir Roma mozaiği bulundu.

    18.8 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindeki mozaiği müzeye taşıyıp özel bir odada sergilemek istediklerini belirten Ulaştırma Bakanı Marios Demetriades, mozaiği korumanın en iyi yönteminin bu olduğunu ilave etti.

    Mitolojiye göre tanrıça Hera tarafından çıldırtılan Herkül, karısı ve üç çocuğunu öldürmüş, suçlarından arınmak için Miken kralının hizmetine girmiştir. Kralın Herkül’e yaptırdığı 12 işe ‘Herkül’ün 12 işi veya görevi’ denir.

    15.07.2016 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu

    by -
    431

    Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde yer alan “Maydos Kilisetepe Höyüğü”nde 2016 yılı kazı çalışmalarına başlandı.

    Bu yılki kazı çalışmaları ile ilgili açıklamalarda bulunan Kazı Heyeti Başkanı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Göksel Sazcı, “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle gerçekleştirilen kazıda bu yıl yaklaşık 20 kişilik ekip görev yapacak. Ödenek azlığından dolayı bu yıl kazı çalışmalarında B planını uygulayacağız. Bu sene ödeneğimiz biraz kısıtlı olduğu için iki farklı seçeneğimiz vardı. Beklediğimiz ödenek geldiği takdirde ya planladığımız şekilde kazılara devam edecektik fakat beklediğimizin çok altında bir ödenek geldiği için B planını bu sene işleme koymak zorunda kaldık. B planımız: kazı olarak çözemediğimiz anlayamadığımız bir takım yerler vardı. Oraların çözümüne yönelik sondajlar gerçekleştireceğiz. Fakat bu sene ağırlıklı olarak malzeme çalışacağız. Ve bu yılın sonunda da çalıştığımız, değerlendirdiğimiz malzemeleri 2010 yılından itibaren yaptığımız çalışmaları kapsayan bir yayın hazırlığı içerisinde olacağız. Bu çalışmaları bir kitapta derlemeyi düşünüyoruz. Bu yıl ki kazı çalışmalarımız bu şekilde olacak” dedi.

    “Çanakkale’deki Kazılar İçin Ortak Bir Havuz Oluşturulmalı”
    Çanakkale’de kazısı yapılan arkeolojik alanlar için ortak bir havuz oluşturulması gerektiğini de söyleyen Doç. Dr. Göksel Sazcı, “Çanakkale’deki kazıların bazıları sponsorlu, bazıları sadece Bakanlık desteği ile yapılıyor. Bu tabi ki “Sponsoru olan kazılarda daha güzel buluntular çıkıyor, Bakanlık destekli olan kazılarda daha az güzel buluntular çıkıyor” demek değildir. Bu düşünce kesinlikle doğru değil. Yani her kazıda eşit derecede güzel buluntular çıkabiliyor. Bu kazıların her biri de Çanakkale Bölgesi’ndeki kültür mozaiğinin oluşturulmasına bir katkı da bulunuyor. Dolaysı ile Çanakkale’de bulunan bütün kazılar buranın kültürünü ve tarihini aydınlatması bakımından önem arz ediyor. Bu yüzden kişisel, bölgesel, yöresel sponsorluklar değil de kazılar için bir havuz oluşturulması gerekir. Bağış yapacak sponsorlar bu havuza bağışlarını yaparsa bölgedeki diğer kazıların büyüklüğüne, kapasitesine göre eşit miktarda dağıtılabilir” dedi.

    “Kazı Alanı Okul Gibi”
    Bu sene yapılacak kazı çalışmalarında ekibin çoğunluğunu Yüksek Lisans öğrencilerinin oluşturduğunu söyleyen Sazcı; “Maydos Kilisetepe Höyüğü Kazısı konum olarak Çanakkale’ye en yakın olan kazı. Yani Çanakkale’nin içerisinde diyebiliriz. Burası aynı zamanda bir okul. Biz bu okulda öğrencilerimizi yetiştiriyoruz. Bu sene kazıya katılan öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğunu Yüksek Lisans öğrencileri oluşturuyor. Öğrencilerin akademik kariyerleri için de burası bir basamak sayılıyor. Öğrenciler burada hem kendi kendilerini geliştiriyorlar hem yaptıkları çalışmalarla Yüksek Lisans öğrencilerimiz bölge tarihine katkıda bulunuyorlar. Hem de kendi akademik hayatları için zemin oluşturuyorlar. Burası açık uygulama okulu olması açısından da son derece önemli” dedi.

    Kazı çalışmalarının yaklaşık 2 ay sürmesi planlanıyor.

    17.07.2016 canakkaletravel.com

    by -
    617

    Antalya’nın Finike İlçesi’nde yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık kaya mezarının duvarına bir sondaj firması boya ile yazı yazarak ilan verdi. Sprey boyayla yazılan ilan yüzünden tarihi yapı zarar gördü.

    antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi

    Finike İlçesi’nin, Turunçova ve Sahilkent Beldeleri sınırlarında yer alan Limyra Antik Kenti’nde bulunan kaya mezarının duvarına sprey boya ile yazı yazıldı. 2 bin yıllık kaya mezarının duvarında bir sondaj firmasına ait ilanı gören duyarlı vatandaşlar eserin bu hale gelmesine tepki gösterdi.

    Tarihi eserlerin duvarlarını yazı tahtasına çevirmenin çok geride kalmış, ilkel bir yöntem olduğunu dile getiren vatandaşlar, her gün binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği tarihi eserlere saygılı olmaya davet etti.

    antalyada-2-bin-yillik-kaya-mezarina-boya-ile-yazi-yazildi-1

    Limyra Antik Kenti
    Finike’ye 9 km uzaklıkta olan Limyra Antik Kenti, 1216 metre yükseklikteki bir tepenin eteğinde kurulmuş olup yol üzerindedir. Limyra, Likya’nın en eski şehirlerinden birisidir ve eski adı da Zemuri’dir. Bu şehrin varlığı M.Ö. V. yüzyıldan beri bilinmektedir.

    Lykialı Perikles, Perslere karşı Lykia Birliği’ni kurmak için Limyra’yı başkent olarak kullanmış, Lykia’nın sönmeyen özgürlük meşalesinin ateşini bu kentte yakmıştır.

    arkeolojihaber.net Fotoğraf: Ercan Çiftci

    by -
    231

    İstanbul’un Silivri ilçesinde yürütülen yer altı çalışmalarında mezar taşı bulundu.

    Silivri’nin Fatih Mahallesi’nde İSKİ’nin yürüttüğü atık su yer altı çalışmaları sırasında üzerinde kadın, erkek ve at figürlerinin yer aldığı mezar taşı bulundu.

    silivride-alt-yapi-calismalarinda-mezar-tasi-bulundu

    Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, üzerinde kadın, erkek ve at figürlerinin yer aldığı, deforme olmadan bugüne ulaşan mezar taşının, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğüne teslim edileceğini bildirdi.

    İlçenin hem tarım hem de tarihi sit alanı olarak ilan edilmesi gerektiğini söyleyen Başkan Işıklar, “Bölgemizin zenginliklerini korumalı, bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. Zengin bir tarihi mirasa ve geniş tarım topraklarına sahibiz. Bölgemiz tarım ve tarihi sit alanı olarak korunmalı. Geçtiğimiz aylarda da bir kazı çalışması sırasında 5 bin yıllık bir savaşçı mezarı bulunmuştu. Bu gelişmeler ilçemizi dünyaya duyurmak konusunda, tarih turizmi açısından çok güzel bir fırsatlar.” diye konuştu.

    23.07.2016 Memleket

    by -
    992

    Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde Baltalıin ve İnkaya Mağaralarının duvarlarında keşfedilen 8 bin yıllık resimler Neolitik Çağ’a ait sahneleriyle ilk çiftçi toplulukların inançlarına ilişkin ipuçları barındırıyor.

    Balıkesir Dursunbey ilçesindeki iki mağarada bulunan resimler arkeoloji dünyasında son yılların en önemli keşifleri arasında yerini aldı. Delice Köyü’nde birbirine yaklaşık beş kilometre uzaklıkta yer alan Baltalıin ve İnkaya mağaralarındaki resimler büyük olasılıkla Son Neolitik Çağ’a tarihleniyor.

    Baltalıin Mağarası, doğu duvarına yapılmış 7,60 x 4,50 metre boyutlarında bir geyik avı sahnesine sahip. Sahne Paleolitik ve Neolitik çağlarda sıkça karşımıza çıkan av resimlerinden farklı olarak avcıların kurduğu tuzak ve hayvanların bu tuzağa doğru sürülmesini konu edinmiş.

    İnkaya Mağarası ise girişinin kuzey ve güneydoğu dış kenarlarında yer alan iki duvar resmine sahip. Definecilerin patlattığı dinamit mağaranın zemininden büyük bir bloğun kopmasına ve özellikle kuzey duvarında yer alan resmin büyük bölümünün hasar görmesine sebep olmuş. Bu tahribata rağmen girişinin iki kenarındaki resimler içerik bakımından Neolitik Çağ inançlarıyla ilgili bilgilerimize önemli katkılar sağlayacak. Girişin solunda yer alan pano 1,43 x 0,87 metre boyutlarında. Sahnenin önemli bölümünü dans eden dört kişi oluşturuyor. İkisi kadın ikisi erkek oldukları anlaşılan grubun sağ başında üzerine bir post giymiş gibi görünen figür, diğerlerinden farklı görünüme sahip. Bu grubun sol tarafında yer alan bölümde, anne karnında bir ceninin oluşumu, gelişimi ve doğum aşamaları stilize bir ifade tarzıyla betimleniyor.

    Girişin sağ tarafında bulunan ve yine büyük ölçüde tahrip edilmiş panoysa 6,55 x 2,47 metre boyutlarında. Üzülerek belirtmek gerekir ki çok önemli olduğu anlaşılan bu resmin ancak günümüze ulaşabilen parçalarını değerlendirebiliyoruz. Panonun iyi korunan birkaç bölümünden birini ana sahne oluşturuyor. Sahnede, güneybatı panosunda da yer alan, olasılıkla post giymiş figür resmin en başında konumlanmış. Bu figürün karşısında yüksek yerde duran insan betimi ve hemen arkasında bir yılan figürünün durduğu görülüyor. Ölüm anının betimlemesi olarak değerlendirdiğimiz sahnede yılan, ölümü temsil eden hayvan olarak karşımıza çıkıyor. Kollarını ileri uzatan post giymiş insan resmi, ölüm anında insan ruhunun ölüler ülkesine gitmesinde aracılık görevini yerine getiren Şaman tasviri. Tahrip olan bölümler içinde konusunu saptayabildiğimiz diğer sahnedeyse neolitik çağ merkezlerinden Çatalhöyük duvar resimleri arasında örneklerini gördüğümüz, başları bulunmayan insan vücutlarının akbabalar tarafından etsizleştirilmesi konu ediniyor.

    Bu mağarada doğum / yaşam ve ölümü konu edinen iki panonun bulunması ve her iki sahnede de konuların önemli parçası konumunda Şaman betimlemelerinin yer alması, resimlerin Anadolu Neolitik Çağ inanç sisteminin aydınlatılmasında özgün konuma sahip olduğunu gösteriyor.

    İnkaya ve Baltalıin mağaralarını birlikte değerlendirdiğimizde karşımıza farklı iki fonksiyona sahip uygulamanın varlığı çıkıyor. Baltalıin Mağarası’nın av sahnesi avcılık dolayısıyla beslenme, İnkaya Mağarası’nınsa inançlarla ilgili olarak kullanılmak üzere planlandığı ve bu amaçlara yönelik resimlerin yapıldığı anlaşılıyor.

    Başsız insanların akbabalar tarafından etsizleştirilmesini konu alan resim, Neolitik çağdan bildiğimiz kafatası kültü, inanç sisteminin resme yansımış biçimlerinden birini oluşturuyor. Batı Anadolu’da şimdiye kadar örneği bilinmeyen kült merkezi özelliğiyle bu iki mağara Anadolu arkeolojisinde önümüzdeki dönemlerde kendisinden oldukça söz ettirecek gibi görünüyor.

    28.07.2016 Magma Fotoğraf/Yazı: Yrd. Doç. Dr. Derya Yalçıklı (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü)

    by -
    286

    Balıkesir’in Erdek ilçesinde bulunan Kyzikos Antik Kenti’nde 2016 yılı kazı çalışmaları başladı.

    Erdek ilçesi Düzler Mevkii’nde 2 bin 500 yıllık tarihi geçmişi olan Kyzikos Antik Kenti’nde bu yılın kazı çalışmaları başladı. Kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları, Müzeler Genel Müdürlüğü, Erdek Kaymakamlığı ve Erdek Belediyesi’nin katkılarıyla yürütülüyor. 

    Bu yılki hedeflerinde, Hardianus Tapınağı’nın bazı bölümlerini gün ışığına çıkarmak olduğunu ifade eden kazı başkanı Doç. Dr. Nurettin Koçhan, “Tapınağın 116 metre olan en uzun kenarı 2010 yılında ortaya çıkarılmıştı. İlk etapta çevresini açmaya, yapısal kalıntıları ortaya çıkartmaya çalışıyoruz. Şu anda tapınağın batı arka kısmında kazı çalışmaları devam ediyor. Böylece tapınağın yan kuzey kısmını açmış olacağız. Amacımız, tapınağın gerçek ölçülerini ve üst yapısına ait kalıntıları tespit edebilmek ve tapınağın nasıl bir yapıya sahip olduğunu üstü kazılmadan ortaya koyabilmek. Bunu bugüne kadar buluntular sayesinde kısmen öğrendik. Tapınak zaman içinde büyük tahribata uğramış. Mermer eserler kireç kuyularında bile yakılmış. Ondan sonra tapınağın etrafında küp şeklinde kuru tahıl depolarını yerleştirmişler. Sonra bu bölge Hristiyanlık dönemine ve orta çağa kadar mezarlık olarak kullanılmış. Orta Çağa ait bazı yapılar eklenmiş. Bunların hangi amaçla kullanıldığını ortaya koymaya çalışıyoruz. Bugüne kadar 3 odayı ortaya çıkarmamıza rağmen zeminde veya içinde kullanım amacına ait hiçbir şey bulamadık. Bunların devamının Kuzey yönünde çıkabileceğini umuyoruz. Biz daha ziyade yapıları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz” dedi.

    11 yılda çıkarılan eserler
    Kyzikos Antik Kenti’nde 11 yıldır devam eden kazı çalışmalarında, mermer aslan başlı su olukları, tapınağa ait 105×85 santim ebadında tam boyutta mermer çatı kiremidi, 2 metre 25 santim çapında sütün tamburları, Pithos denilen topraktan küp şeklinde erzak deposu, Kyzikos paraları, kral başı, içinde 10 kişinin hediyeleriyle birlikte gömülü lahit mezar, mezar hakkında bilgi veren yazılı taş, 1 metre 90 santim çapı, 2.5 metre yüksekliği ve 20 tona yakın ağırlığıyla Roma dönemine ait çıkarılan en büyük sütün başı, kireç elde etmek için tarihi eserlerin yakıldığı 2 kireç kuyusu ortaya çıkartıldı.

    24.07.2016 Yeni Şafak

    by -
    570

    Bursa’nın İznik ilçesinde yer alan 2 bin yıllık Roma tiyatrosu ortaya çıkartılıyor.

    Bursa’nın değerlerini geleceğe taşırken tarihi ve kültürel miras yatırımlarını ilçelere de taşıyan Büyükşehir Belediyesi, Romalıların sahne anlamında Marmara Bölgesi’ndeki tek eseri olan ve İznik’te bulunan 2 bin yıllık amfi tiyatroyu ayağa kaldırmak için de çalışmalarına hız verdi.

    “Kazı çalışmaları hız kazandı”
    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Büyükşehir Belediyesi’nin kentteki tarihin, tüm kültür ve medeniyetin izlerinin öne çıkarıldığını ifade ederek, “İznik’te 2 bin yıllık Roma döneminin amfi tiyatrosunda kazı çalışmaları devam ediyor. Tarih boyunca büyük tahribatlara uğrayan Roma tiyatrosu, harabe hale gelmişti. Uzun yıllardır gündeme gelen tiyatrodaki kazı çalışmaları Büyükşehir Belediyesi ile hız kazandı. Bütünşehir uygulamasının ardından başlatılan çalışmalara 1 yılı aşkın süredir devam ediyoruz” dedi.

    iznikte-2-bin-yillik-roma-tiyatrosu-ortaya-cikiyor

    2 bin yıldan sonra etkinlik yapılacak
    Daha önce, senede 1,5 – 2 ay olan çalışmaların artık sürekli olarak yapıldığını belirten Başkan Altepe, “Şu anda da İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nin değerli hocalarının katkılarıyla amfi tiyatronun özgün kimliğiyle ilk günkü orijinal haline dönüştürülmesi için çalışılıyor. Kazılarda orijinal zeminin bulunması ve dökülen yıkıntı taşların kaldırılmasına devam ediliyor. Tiyatroda ilk günkü haliyle restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmaları yapılacak ve yapı, 2000 yıl sonra orijinal işleviyle hizmet verecek” diye konuştu.

    “İznik’e değer katacak”
    Başkan Altepe, tiyatronun özellikli bir yapı olduğunu anlatarak, “Parmakla sayılacak kadar az örneği olan bir tiyatro projesi bu ve yalnızca Side’de benzer proje var. Burası orijinal haliyle İznik bölgesine de değer katacak. Tüm medeniyetlere ait izler taşıyan ve herkesin ilgisini çeken çalışmalar, İznik’e değer katacak. Çünkü 2 bin yıllık bu tiyatroda etkinlikler yapılabilecek. Bursa ve İznik’in zenginliklerini kısa zamanda ortaya çıkarmak için yoğun bir çalışma var” şeklinde konuştu.

    Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Aygün Ekin Meriç de tiyatronun restorasyonu ve kazısının tamamlanmasına çalıştıklarını belirterek, öncelikle tiyatroda orkestranın zeminini bulacaklarını, girişte görülmesi gereken tiyatro yapısını ortaya çıkaracaklarını ve ardından da restorasyonların yapılabileceğini kaydetti.

    21.07.2016 Bursa Büyükşehir Belediyesi

    by -
    234

    Şeyh-ül Müverrihin (Tarihçilerin Şeyhi) Prof. Dr. Halil İnalcık, tedavi gördüğü Ankara Güven Hastanesi’nde dün yaşamını yitirdi.

    Hocaların hocası Osmanlı tarihçisi olan Halil İnalcık, Ankara’daki Güven Hastanesi’nde çoklu organ yetmezliği nedeniyle uzun süredir tedavi görüyordu. Hastane yetkilileri, 100 yaşında olan İnalcık’ın 19:30’da yaşamını yitirdiğini açıkladı.

    Cenazesi, Perşembe günü İstanbul’daki aile mezarlığına defnedilecek.

    Halil İnalcık kimdir?
    Eylül 1916’da İstanbul’da doğdu. Kırım göçmenidir. Çocukluğu savaş yıllarında geçti.
    İlk tahsilini Ankara Gazi Mektebi’nde yaptı. Orta öğretimine bir yıl Sivas Muallim Mektebi’nde devam etti. Orta tahsilini 1931’de Ankara’da Gazi Muallim Mektebi’nde tamamladı.

    Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin ilk öğrencilerindendi. Yakınçağ Bölümü’nde, doktorasını da tamamladıktan sonra, 1942-1972 yılları arasında öğretim üyeliği yaptı, Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü’ne Osmanlı tarihi dersleri verdi. 1993’te Bilkent Üniversitesi’ne geçti. Bir çok Osmanlı tarihçisinin hocalığını yaptı.

    Uluslararası yayınevlerinden çok sayıda kitap yayımladı. Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından dünyada sosyal bilimler alanında sayılı 2000 bilim adamı arasında gösterildi.

    Halil İnalcık’ın kitapları
    *The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, London, 1974.

    *Studies in Ottoman social and economic history, London, 1985.
    *The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Bloomington, 1993.
    *Süleyman the second and his time, Istanbul, 1993.
    *An Economic and Social History of the Ottoman Empire (Donald Quataert ile birlikte), Cambridge, 1994.
    *From empire to republic: essays on Ottoman and Turkish social history, Istanbul, 1995.
    *Sources and studies on the Ottoman Black Sea, Cambridge, 1995.
    *History of Humanity (editor, Peter Burke ile birlikte), 1999.
    *Ottoman Civilization (Gunsel Renda ile birlikte), Ankara, 2003.
    *Essays in Ottoman History, Eren Yayıncılık.
    *Makaleler 1: Doğu Batı, Doğu Batı Yayınları, 2005.
    *Fatih devri üzerinde tetkikler ve vesikalar, Ankara, 1954.
    *Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, Eren Yayıncılık, 2000.
    *Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 1 /1300-1600, Eren Yayıncılık, Prof. Dr. Donald Quataert ile, 2001.
    *Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 2 / 1600-1914, Eren Yayıncılık, 2004.
    *Osmanlı İmparatorluğu – Toplum ve Ekonomi, Eren Yayıncılık.
    *Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Yapı Kredi Yayınları, 2003.
    *Tanzimat ve Bulgar Meselesi, Eren Yayıncılık.
    *ABD Tarihi, Allan Nevins/Henry Steele Commager (çeviri) Doğu Batı Yayınları, 2005.
    *Şair ve Patron, Doğu Batı Yayınları, 2003.
    *Balkanlar (Prof. Dr. Erol Manisalı ile).
    *Atatürk ve Demokratik Türkiye, Kırmızı Yayınınları, 1.Baskı: Temmuz 2007 – 2.Baskı: Aralık 2007.
    *Devlet-i Aliyye, 2009.
    *Kuruluş – Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak Tanzimat, Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu (Mehmet Seyitdanlıoğlu ile birlikte) İş Bankası Kültür Yayınları, 2011.
    *Osmanlılar, Timaş Yayınları, 2010.
    *OSMANLILAR, Fütühat ve Avrupa İle İlişkiler Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab – Nedimler Şairler Mutripler, İş Bankası Kültür Yayınları, 2011.
    *Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı Osmanlılar, 2010.
    *Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, Timaş Yayınları, 2011.
    *Rönesans Avrupası Türkiye’nin Batı Medeniyetiyle Özdeşleşme Süreci, İş Bankası Kültür Yayınları, 2011.
    *Osmanlı ve Modern Türkiye, Timaş Yayınları, 2013.
    *Devlet-i ‘Aliyye: Tagayyür ve Fesad, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II, İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.
    *Tarihe Düşürülen Notlar I ve II, Timaş Yayınları, 2015.
    *Akademik Ders Notları, Timaş Yayınları, 2016.

    25.07.2016 Haber Türk

    by -
    403

    Kenya’daki Turkana Gölü’nde keşfedilen ayak izleri, Homo Erectus’un modern insanlara benzer bir şekilde yürüdüğünü ortaya çıkartıyor.

    2009 yılında Kenya’daki Turkana Gölü’nün doğu kıyı şeridinde bulunan 1.5 milyon yıllık Homo Erectus ayak izini analiz eden bilim insanları, atalarının da tıpkı modern insanlar gibi yürümüş olabileceklerini iddia etti.

    Daha önceki bulgular da Homo Erectus’un modern insanla doğru orantıda vücut yapısına ve iki ayak üzerinde yürüyüp koşabilmelerine olanak sağlayan uzun bacaklara sahip olduklarını işaret ediyordu.

    George Washington Üniversitesi ile Max Planck Evrim ve Antropoloji Enstitüsü’nden görevli Kevin Hatala’nın liderliğindeki araştırma ekibi, en iyi düzeyde korunmuş sekiz ayak izini modern insan ayak iziyle karşılaştırarak birbirlerine yakın ve benzer ayak anatomisine sahip olduklarını belirtti.

    Vücut kütle tahminlerinden izlerin bir grup yetişkin erkeğe ait olduğu anlaşılmakla birlikte Homo Erectus’un yürüyüş şekliyle ilgili hala kanıt eksiklikleri bulunmakta.

    14.07.2016 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu

    by -
    280

    Ilısu Barajı suları altında kalacak Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesindeki 554 yıllık Zeynel Bey Türbesi yeni yerine taşınma için gün sayıyor.

    Hasankeyf kazılarından sorumlu Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam, yapımı üstlenen firmanın yeraltı sondaj çalışmalarını tamamladığı türbeyi süresinde taşıyacağını ifade etti. Hasankeyf’te taşınacak ilk eser olan Zeynel Bey Türbesi’nin taşıma işini üstlenen ER-BU firma yetkililerinin, tarihi yapının altyapı sondaj çalışmasını sürdürdüğünü kaydeden Uluçam; “250 Günde taşınacak olan 1100 ton ağırlığındaki türbe zarar görmeyecek bir şekilde yeni yerleşim birimine yakın bir mesafeye götürülecek. Türbenin geciş yol güzergahları hazırlanıyor. Türbenin ardından taşınacak ikinci eser konumundaki El-Rızk camisinin de bir bölümü yeni yerleşim birimine taşınacak. Ayrıca kaledeki eski mezarlık ve ziyaretlerdeki sandukaların da taşınma işlemleri yakında başlayacak” diye konuştu.

    Güvenlik nedeniyle höyüklerde kazı yok
    Güvenlik gerekçesiyle bu yıl höyüklerde kazı çalışmaların yapılmayacağına işaret eden Prof. Dr. Uluçam, sözlerini şöyle sürdürdü; “Dicle vadisindeki höyüklerde de bu yıl güvenlik nedeniyle kazıların büyük bölümü askıya alınmış durumda. Bu nedenle biz de daha önce gün yüzüne çıkardığımız eserler üzerinde çalışmayı kazı evinde sürdüreceğiz. Japonya’dan gelecek Arkeolog heyetle kazı evinde çalışacağız. Hava sıcaklarını göz önünde bulundurup bu yıl kazı evinde çalışmayı planlıyoruz”

    Zeynel Bey Türbesi
    Zeynel Bey Türbesi 1462-1482 yıllarında Hasankeyf’te hüküm süren Akkoyunlular’dan kalan tek eser.

    Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu olan Zeynel Bey’in, Osmanlı İmparatorluğu’nun kazandığı 1473 yılındaki Otlukbeli Savaşı’nda hayatını kaybettiği biliniyor.

    14.07.2016 Batman Çağdaş