İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’nde son derece iyi korunmuş  bin 900 yıllık tuğla tonoz yapısı ortaya çıkarıldı.

izmirdeki-metropolis-antik-kentinde-bin-900-yillik-tugla-tonoz-yapisi-bulundu

Torbalı İlçesi’ndeki Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasında yer alan Metropolis Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, iyi derecede korunmuş tuğla tonoz yapı ortaya çıkarıldı. Hamam-palaestra kompleksine ait olan bu yapının 1900 yıllık olduğu bildirildi.

Geçtiğimiz yıl ören yeri statüsü kazanan Metropolis’te, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Aybek başkanlığında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi’nden akademisyenlerin de katıldığı 25 kişilik bilimsel bir heyet ile yürütülen çalışmalarda ortaya çıkartılan Roma Hamamı- Palaestra Kompleksi’nin 5 bin metrekarelik bir alana yayılmış olduğu kaydedildi. Hamamın caldarium (sıcak su banyosunun yapıldığı yer) bölümünde yer alan havuzlara sıcak su servisinin gerçekleştirildiği yer olduğu tahmin eden yapının, inşa tekniği açısından Efes’teki Vedius Gymnasiumu ile birbirine benzemesi, her iki yapının da aynı usta ekibi tarafından inşa edildiğinin göstergesi sayılabileceği belirtildi.

izmirdeki-metropolis-antik-kentinde-bin-900-yillik-tugla-tonoz-yapisi-bulundu-1

Metropolis Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Serdar Aybek, konuya ilgili şu bilgileri verdi: “2013 yılı kazı sezonunun sonlarında başlanan servis koridoru çalışmaları büyük oranda tamamlanmıştır. Metropolis’deki tuğla tonozlu bu yapının çok benzer ve daha büyük ölçekli bir örneğini Efes Antik Kenti’nde görmekteyiz. İnşa tekniği ve iki kent arasındaki mesafenin kısa olmasının yanı sıra, her iki yapının da Antoninus Pius Hanedanlığı Dönemi’nde inşa edilmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, aynı mimar veya usta ekibinin her iki yapıda da çalışmış olduğunu düşünebiliriz. Bu benzerliği hem yapının işçiliğinde, hem de çok geniş bir alana yayılmış olan, geometrik desenli mozaiklerin işçiliğinde görebilmek mümkündür. Ancak bu savımızı destekleyebilecek herhangi bir epigrafik buluntuya henüz rastlayabilmiş değiliz. Dünyanın en iyi korunmuş tuğla tonozlu servis koridorlarından biri olan bu mekanın tamamen ayakta olması, arkeoloji bilimi adına büyük bir nimettir. Tonozun teras bölümü dahi tamamen korunmuştur ve geçtiğimiz yıllarda bu terastaki sıva üzerinde tespit edilen, keçi veya oğlak tarzı bir hayvan ile bir delikanlıya ait olduğu düşünülen 2000 yıllık ayak izleri sözlü ve yazılı basında ciddi bir gündem oluşturmuştu” dedi.

Doç. Dr., Aybek, aynı zamanda hamam kazıları ile ilgi olarak, şunları söyledi: “M.S. 2. yüzyılda, Roma imparatorlarından Antoninus Pius zamanında, hamam genişletilmiştir. Genişletme esnasında eklenen ve değiştirilen yeni bölümler sadece yıkanma ile ilgili değil, yeme-içme faaliyetlerinin de gerçekleştirildiği büyük salonlardır. Halk burada yıkanma ihtiyaçlarının yanında bütün günü geçirebilecek aktivitelerde bulunabiliyordu. Bir bakıma bu hamam yapılarını, halk için birer sosyalleşme alanı, cazibe merkezi gibi düşünmek gerekir.”

Önceki yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarda hamamın caldarium (sıcaklık bölümü), tepidarium (ılıklık bölümü), frigidarium (soğukluk bölümü), ziyafet mekanları, mermer ve mozaikli salonları, palaestra (spor alanı) ve mozaikli portikoları ortaya çıkarılmıştı.

22.08.2016 Doğan Haber Ajansı