Salı, Ocak 24, 2017

Monthly Archives: Eylül 2016

by -
257

Bodrum’da yaklaşık bin 800 yıllık kilise binası, etrafındaki 4 villa ile beraber sahibi tarafından 4 milyon Türk lirasına satışa çıkarıldı.

Bodrum’da arazisi içeresindeki 4 villa ve 1800 yıllık tarihi geçmişe sahip Rum kilisesini, toplam 4 milyon liraya satıya çıkartıldı. İşadamı Fırat Özbaşar, bahçesini kafeterya ve restoran haline getirip, kültür turizmine kazandırmak için restorasyon izinlerini aldığı kilise ve etrafındaki villalarını, maddi sıkıntıları nedeniyle satmak istediğini söyledi.

Müteahhit Fırat Özbaşar, Bitez Mahallesi’ndeki 4 bin metrekarelik araziye 10 yıl önce kat karşılığı 8 villa yaptı. Özbaşar, yapılan anlaşma gereği, 1967 metrekarelik alanda kalan 4 villa ile yine bu arazinin içinde kalan tarihi Rum kilisesini aldı. Özbaşar, kat karşılığı kendisine geçen arazideki M.S. 2 ile 3’üncü yüzyıllara denk gelen Geç Roma – Erken Bizans Dönemi’ne ait 8 Mayıs 1986 tarihinde Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu tarafından tescillenmiş kilisenin restorasyonu, korunması ve ziyarete açılması için kendisine ait şirkete bilimsel bir proje hazırlattı.

O dönemde Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Tok tarafından verilen raporda, kilisenin kültür, arkeoloji ve sanat tarihi açısından en önemli ve özgün kalıntılarından biri olduğunu belirtip, “Yapı ile birlikte bina içerisinde özellikle zemindeki mozaikler günümüzün en önemli ve ender bulunan türlerindendir. Bu nedenle Rum kilisesini eski görüntüsüne kavuşturmak ve turizme kazandırmak mümkündür. Günümüzde tam bir mezbeleliğe dönüşmüş yapının, terkedilmişlik ve bakımsızlığa bağlı olarak ömrünün çok uzun olduğu söylenemez. Yapının onarılarak turizme kazandırılmasında büyük yarar vardır” dedi.

Restore edip, kültür turizmine kazandırmayı hedeflediği mandalina ve zeytin ağaçları arasında, yanında dev su kuyusu, su sarnıcı, su kanalları, bir ibadet odası, iki küçük yaşam odası bulunan 8 metre yüksekliğindeki kilisenin bahçesini de restoran ve kaferya olarak kullanmayı planlayan işadamı Özbaşar, restorasyon ile sanat ve kültür amaçlı kullanılması için gerekli tüm izinleri de aldı. Ancak Özbaşar, günümüze kadar korunarak gelmiş olan Mısır’dan getirilen mozaik taşlarla 4 yunus ve 1 kılıç balığı ile dönemin dini özelliklerini simgeleyen ‘Gamalı Haç’ motifli mozaikleriyle dikkati çeken kiliseyi ve çevresindeki 4 villasını, maddi gücünün düşündüklerini yapmaya yetmemesi üzerine toplam 4 milyon liraya satışa çıkardı.

Tarihi kilisenin kesinlikle kültür turizmine kazandırılması gerektiğini belirten Özbaşar, “Burayı aldığımızda harebe şeklindeydi. Temizledik ayağa kaldırdık. Kiliseyi ayakta tutabilmek için yaklaşık 100 bin dolar (yaklaşık 300 bin lira) masraf yaptık” dedi.

Arsayı satılığa çıkaran Gayreminkul Danışmanı Mustafa Gündoğ da “Aslında bu kilise ve villara paha biçilemez. Ancak yapılan yatırım, dairelerin fiyatları ortada. Gönlümüz kilisenin daha fazla atıl vaziyette kalmasına razı olmadı” dedi.

30.09.2016 Cumhuriyet

by -
150

Bursa’nın Mudanya ilçesindeki bir inşaat alanında yapılan kurtarma kazısında Myrleia Antik Kenti’ne ait 2 bin yıllık iki mozaik bulundu. Üzerinde çiçek işlemeleri bulunan mozaikler Bursa Müzesi tarafından korumaya alındı.

Mudanya’nın Ömer Bey Mahallesi’ne bağlı 1448 ada 8’inci ve 22’nci parsellerde müze denetiminde sondaj kazısı yapıldı. 22’nci parselde Myrleia Antik Kenti’ne ait eserlere rastlanınca müze denetiminde kurtarma kazısı başlatıldı. Yaklaşık bin metre karelik alan üzerinde yapılan kazıda künk, kanal, seramik fırın, arşitrav, mozaik, temel, taban, duvar, apsisli yapı ve cadde kalıntılarına rastlandı. Çalışmalar sırasında M.S. 1. yüzyıl ait evlerinin tabanında süsleme olarak kullanılan çiçek desenli iki mozaik bulundu. Mozaiklerden birinin zaman içerisinde tahribata uğradığı tespit edilirken, diğerinin sağlam olduğu ortaya çıktı. Mozaikler Bursa Müze Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı.

Myrleia Antik Kenti’ni korumak için gerekli girişimlerde bulunduklarını söyleyen Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, “Bir vatandaşımızın arazisinde ortaya çıkan antik kent vatandaşımızın hassasiyeti sayesinde koruma altına alındı. Antik kentin topluma kazandırılması için girişimlerimiz devam ediyor. Myrleia Antik Kenti’ni bir an önce topluma kazandırmamız lazım. Kış şartlarında bölgede yaşanacak bir toprak kayması antik kente zarar verebilir. Bu yüzden acil önlem alınmalı” dedi.

bursada-insaat-calismasinda-2-bin-yillik-mozaik-bulundu-1

Myrleia Antik Kenti’nin Üzerine AVM Yapıldı
Uludağ Üniversitesi, 2010 yılında Bursa’nın Mudanya ilçesinde yaptığı yüzey çalışması sırasında yoğun seramik parçalarına rastlayınca Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na başvurarak bölgenin 1’inci derece arkeolojik sit alanı ilan edilmesini önermiş, ancak koruma kurulu bölgeyi 3’üncü derece arkeolojik sit alanı ilan etmişti. Myrleia Antik Kenti’nin liman kısmının bulunduğu bölgenin 3. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmesiyle 2012 yılında Tesco Kipa Kitle Pazarlama Şirketi bölgede alışveriş merkezi inşaatına başlamış, inşaat sırasında antik kentin bir kısmı ortaya çıkmıştı. Ancak bütün itirazlara rağmen koruma kurulu o dönemde antik kent duvarlarının AVM’nin bodrum katında cam çerçeve içinde sergilenmesine karar vermişti. Bunun üzerine AVM,Myrleia Antik Kenti’nin bir bölümünün üzerine inşa edilmişti.

29.09.2016 Hürriyet

by -
162

Van Kalesi’nin kuzeyindeki höyükte yapılan arkeolojik kazılarda çıkan 2 bin 800 yıllık Urartu kapları, günümüzde Anadolu’da süt ürünleri üretilen köylerdeki kaplarla büyük benzerlik taşıyor.

urartularin-sut-kaplari-anadolu-koylerindeki-kaplarla-buyuk-benzerlik-gosteriyor

İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yürütülen Van Kalesi’nin kuzeyindeki höyük kazılarında bulunan çanak çömlekler, Urartu döneminde süt ve süt ürünleri üretiminin yaygın olduğunu gösteriyor.

Konu hakkında bilgi veren Konyar, “Devam eden çalışmalarda özellikle depo mekanlarında yumurta biçiminde kaplar çok yoğun olarak ortaya çıkıyor. Aslında bugün yine havanların yoğun olduğu köylerde ve Anadolu’nun diğer köylerinde peynir üretiminde gördüğümüz kap tiplerinin neredeyse birebir aynısını burada görüyoruz. Burada bulduğumuz küplerin altları genellikle tekli ve ikili deliklerin olduğu görünüyor. Özellikle üstte taşla sıkıştırılmış ürünün suyunun zamanında çıkmasını sağlıyor. Burada tabii ki Urartu’da hayvancılıkla ilgili, hayvancılıkla ilişkisine inmek gerekiyor. Bizce bunların tümünü peynir üretiminde ve benzer ürünlerde kullanılmış çanak-çömlek. Oldukça yoğun olarak kullanılıyor ve yoğun bir şekilde hayvancılık faaliyetleri gösteriyor. Özellikle süt ürünlerinde mutlaka etkin ve daha gelişmiş bir atölyeleri olmalıydı. Bu kazdığımız alanında çok sayıda bu bahsettiğim tipte çanak-çömlek ortaya çıktı ve biz bu alanlarda özellikle peynirin yanında tabii süt ürünlerinde işlenmiş olabileceğini düşünüyoruz” dedi.

Doç. Dr. Erkan Konyar, “Daha önce de söylediğim gibi bunların içlerinde yapılacak kimyasal analizlerle içlerinde üretilmiş ürünlerin niteliklerini saptayabileceğiz. Ama dediğim gibi en azından Van’da da peynir, otlu peynir için bir şey söyleyemem tabii ki peynir üretimi ta Urartu’ya kadar uzandığını ve daha erken dönemlere kadar gittiğini söyleyebiliriz. Bu buluntular da en azından bize bunu gösteren somut alanlardan bazıları” şeklinde konuştu.

27.09.2016 Milliyet

by -
288

Çanakkale’nin Biga İlçesi’ne bağlı Kemer Köyü yakınlarında, su borusundaki patlağı onarmak için kepçeyle yapılan kazı sırasında üç lahit ortaya çıktı. Lahitlerin bulunduğu alanda Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından kurtarma kazısı başlatıldı.

canakkalede-alt-yapi-calismalari-sirasinda-3-lahit-bulundu-1

Kemer Köyü’ne su akışını sağlayan içme suyu borusu patlayınca onarım çalışması başlatıldı. Parion Antik Kenti yakınındaki boru patlağında kepçeyle onarım çalışması yapılırken, 3 lahite rastlandı. Durum hemen Jandarma ile arkeoloji Müzesi Müdürlüğü yetkililerine bildirildi. Jandarma ve Kemer Köyü Muhtarı sabaha kadar lahitlerin başında nöbet tuttu. Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü ise olay yerine gelerek, kurtarma kazısı başlattı. Yapılan çalışma sonucunda lahitler toprak altından gün yüzüne çıkarıldı. Kepçenin, su borusunu tamir için yaptığı ilk müdahale sırasında lahitlerden ikisinin kapağı kırıldığı belirlendi.

canakkalede-alt-yapi-calismalari-sirasinda-3-lahit-bulundu-2

Köylüler çalışmaları izledi
Akşam saatlerinde lahitlerin kapaklarının açılmasını bekleyen köylülere, kazı ekibi kapağın yarın açılacağını söyledi. Köylüler lahitlerin açılmasını isterken birinde altın olduğunu ileri sürüldü. Kemer Köyü sakinlerinden 72 yaşındaki Ali Koç, “Niye açtırtmıyorlar şimdi bu mezarları? Basın burada, herkes burada. Ne varsa dühnya görsün, niye saklıyorlar. Kepçe operatörü ve muhtar lahitler bulunduğunda ilk anda içinde altın gerdanlık görmüş” dedi.

canakkalede-alt-yapi-calismalari-sirasinda-3-lahit-bulundu

Kemer Köyü Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Mustafa Çiftçi ise yakındaki bir demir çelik fabrikasının daha önce burnadan çıkan lahitleri denize attığını ileri sürerek, “Şu anda denizde araştırma yapılsın” dedi.

27.09.2016 Hürriyet

 

by -
183

Balıkesir’in Edremit ilçesinde 16 yıldır kazı çalışmalarının devam eden Antandros Antik Kenti’nde gıda, kozmetik ve seramik ürünleri satılan dükkanlar gün yüzüne çıkarıldı.

Altınoluk Kırsal Mahallesi’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Üniversitesi tarafından Edremit Belediyesinin desteğiyle 16 yıldır aralıksız devam eden Antandros Antik Kenti kazı çalışmalarında sezon sonuna yaklaşılırken kente bitişik 8 dükkana ulaşıldı.

Antandros Kazı Başkan Vekili uzman arkeolog Rabia Aktaş, yaptığı açıklamada, “Bu seneki yamaç ev Roma villasına ilişkin çalışmalar, daha çok yamaç evin giriş kapısını bulabilmek, mekanın sınırlarını belirleyebilmek adınaydı. Güneyinde yaptığımız çalışmalarda yapıya ait 8 dükkana denk geldik. Bu dükkanların da ikisinin üzeri şu an açılmış durumda. Bunlarda tama yakın sağlamlıkta kaplar ele geçti. Bu dükkanların daha çok kozmetik, seramik ürünlerinin satışı için kullanıldığı anlaşılıyor. Özel bir yapı. Bu da kamu yapısı değil, kişiye özel dükkanlar. Bu seneki çalışmalar bayramdan sonra Edremit Belediyesinin desteğiyle devam ediyor. Ekibimiz biraz küçüldü, öğrencilerimiz okuluna geri döndü. Şimdilik 10 kişilik bir ekiple devam ediyoruz. Hem dükkanların açığa çıkarılabilmesi hem de dükkanların açıldığı bir ara sokak bulabilmek için çalışmalarımız devam ediyor. Büyük ihtimalle kasıma kadar buradayız” dedi.

“O dönemde de kadınlar kozmatike meraklıymış”
Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Gülçin Cömert de antik kentle ilgili kamulaştırma çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Kazı çalışmalarımızda her yıl farklı buluntularla karşılaşıyoruz. Bu yıl bizi sevindiren farklı bir gelişme oldu. Yaklaşık bin 200 metrekare büyüklüğündeki Roma villasının hemen alt kısmında dükkanların izlerine rastladık. Bunlar o dönemin kozmetik, gıda ve seramik ürünlerinin satıldığı dükkanlar. Demek ki o dönemde de kadınlar bu tür şeylere meraklıymış. Heyecanla diğer buluntuları bekliyoruz.” diye konuştu.

Kamulaştırma sorunu nedeniyle kazı alanının genişletilemediğini aktaran Cömert, “Bölgenin kalkınması turizm ve zeytinde ise bunun uluslararası boyutu, Antandros’tan geçiyor.” şeklinde konuştu.

Mozaikleriyle ünlü, Kaletaşı tepesinin batı yamaçlarında yer alan antik şehirdeki arkeolojik buluntular milattan önce 7-8. yüzyıla kadar uzanıyor. Kazılar sırasında Roma dönemine ait mozaiklerle bezenmiş bir villaya, kanalizasyon ağına ve pek çok lahite rastlanan antik kentin adının, Troia savaşı sırasında da geçtiği biliniyor.

27.09.2016 Anadolu Ajansı

by -
169

Bartın’ın Amasra ilçesinde bir inşaat alanında karşılaşılan antik kalıntılar üzerine başlatılan kurtarma kazılarında Bizans dönemine ait 800 yıllık 50 iskelet bulundu.

Amasra’nın Boztepe mahallesinde iki yıl önce başlatılacak inşaat çalışmaları için sondaj açılmıştı. Açılan sondajda tarihi kalıntılara rastlanmıştı ve ardından bölgede kurtarma kazıları başlatılmıştı. Başlatılan kurtarma kazılarında Bizans dönemine ait 800 yıllık tarihi kalıntılar bulunmuştu. Amasra Müze Müdürlüğü’nün denetiminde geçen Nisan ayında yapılan ve yaklaşık 1 ay süren kurtarma kazısında ‘Şapel’ olduğu düşünülen taş yapı ile yapının çevresinde 50 insan iskeleti bulundu.

Amasra Müze Müdürü Baran Aydın, yapılan görüşmelerden sonra iskeletlerin özel bir yöntemle kutulara konulup incelenmek üzere 1 ay önce Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Antropoloji Bölüm Başkanlığı’na gönderildiğini söyledi. İskeletlerin 800 yıllık ve Bizans dönemine ait olduğunu düşündüklerini söyleyen Aydın, şöyle konuştu: “Şu anda iskeletlerin incelenmesi sürüyor. İncelemelerin tamamlanmasının ardından yaş grupları, hastalıkları, ölüm sebepleri ile genetik ilişkileri gibi konular açığa çıkacaktır. Sonuçların gelmesinden sonra neler yapılacağı konusunda bakanlık ve ilgili kurumlarla gerekli görüşmeleri yapacağız. Görüşmeler doğrultusunda tarihi yapı ve iskeletlerle ilgili gerekli çalışmalar devam edecektir. Şu anda kazı alanını da koruma altına aldık.”

27.09.2016 Milliyet

by -
881

Kayseri’deki Kültepe Höyüğü’nde bulunan kil tabletler, Anadolu kadınının 4 bin yıl önce yönetim ve ticarette aktif olduğunu gösteriyor.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi, Kültepe Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgede 1948’de başlatılan sistemli kazılarda, bugüne kadar 23 bin 500 çivi yazılı kil tabletin gün ışığına çıkarıldığını söyledi.

Bu büyük ve özel koleksiyonun 2014’te UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındığına işaret eden Kulakoğlu, “Bu tabletlerin en önemli özellikleri, ticari, ekonomik içerikli olması.” dedi.

Bunun yanında o dönemde para eden her şeyin kayıt altına alındığını anlatan Kulakoğlu, “Bu nedenle günlük hayata, sosyal hayata ilişkin de veriler elde etmek mümkün. Örnek olarak bugün de halen bildiğimiz birçok olay tabletlerde kaydedilmiş. Evlenme, boşanma, evlat edinme, mahkeme kararları gibi birçok sosyal hayata ilişkin verileri bu tabletlerden okumak mümkün.” ifadelerini kullandı.

kultepe-tabletlerine-gore-kadinlar-4-bin-yil-once-ticarette-soz-sahibiydi

“Kraliçe yönetimde eşit”
Kil tabletlerden, 4 bin yıl önce Anadolu’da kadınların da ticaretle uğraştığının belirlendiğini vurgulayan Kulakoğlu, şunları kaydetti: “Ticaret yapan Anadolulu insanların içinde kadınların da yer alması çok önemli. Erkekler tabii ki ticaret yapıyor, Asur’dan gelen tüccarlar ticaret yapıyor ama onların dışında bir de kadınlar var. Bu kadınlar iyi ticaret yapabilen kadınlar. Hatta birinin, burada alacağını tahsil edemediği için bin kilometre mesafedeki Asur şehrine kadar gidip hakkını aradığını, mahkemeye çıktığını biliyoruz. Yani 4 bin yıl önce Anadolu kadınının, hakkını aramak için Asur’a gittiğini bu tabletlerden öğreniyoruz. Kadın, toplum içinde de etkin ve söz sahibi. Hatta kraliçeler ticarette, devlet antlaşmalarında etkin. Bir antlaşmayı onaylamak için kralın mührü yetmiyor, kraliçenin de mührü gerekiyor. Yani kraliçe de toplumda, yönetimde eşit.”

Hitit kralı 3. Hattuşili’nin eşi Puduhepa hakkında da bilgi veren Kulakoğlu, “Puduhepa, Kültepe’den 500 yıl sonra yaşamış. Puduhepa’dan 500 yıl önce Anadolu kralının eşi, yönetimde söz sahibiymiş. Yani Puduhepa’dan 500 yıl önce Anadolu kadını yönetimde, ticarette, toplumda söz sahibiymiş.” şöyle konuştu.

18.09.2016 Anadolu Ajansı

    by -
    614

    Norveç Trondheim’da terkedilmiş bir kuyuda bulunan iskelet Antik Norveç tarihinden kalma yüzyıllardır anlatılan büyük yenilgi ve yıkım destanının kanıtı oldu. 

    1197 yılında Baglers olarak bilinen Norveçli bir aristokrat grup Viking kralı Sverre tarafından muhafaza edilen kaleyi kuşatmış ancak bu hikayenin gerçekliliği bugüne kadar hep bir soru işareti olarak kalmıştı. Yüzyılladır süregelen efsaneye göre Viking kralı Sverre’nin en iyi adamlarından biri öldürülerek cesedi kuyuya atılmıştı.

    Norveç Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü’nde görevli arkeolog Anna Petersén Viking Kralı ve onun baş düşmanıyla olan savaşın hikayesinin oldukça kapsamlı ve pek çok yer ismi ile kişiyi içerdiği için kuyudaki cesedin efsanenin gerçekliliğini ispatlar nitelikte  olduğunu, bunun da Norveç tarihinde sıra dışı ve yegane bir keşif olduğunu belirtti.

    15.08.2016 archaeology.org Çeviri: Ayşen Yolcu

    by -
    186

    Urartu Kralı II. Sardur tarafından Van’ın Gürpınar ilçesinde inşa edilen Çavuştepe Kalesi’nde bulunan 2 bin 800 yıl öncesine ait kanalizasyon sistemi gün yüzüne çıkarıldı.

    Van’ın Gürpınar ilçesinde Çavuştepe Mahallesi’nde inşa edilen, üzüm bağları, surları, su sarnıçları, tapınakları ve saray yapılarıyla bugünlere kadar ulaşan kalede bu yılki kazı çalışmaları sona erdi. Çalışmalarda 2004 yılında kalede tespit edilen 2 bin 800 yıl öncesine ait kanalizasyon sistemi gün yüzüne çıkarıldı. Kalenin batı kısmındaki yapıların altında ortaya çıkarılan ve yüzey kısmı ince taşlarla kaplı kanalın bir metre genişliğinde ve 30 metre uzunluğunda olduğu belirlendi.

    vanda-urartular-ait-2-bin-800-yillik-kanalizasyon-sistemi-bulundu-1

    “Mühendislik harikasıyla karşılaştık”
    Kazı ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rafet Çavuşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çavuştepe Kalesi’nin yol güzergahında olması dolayısıyla tarihi öneminin de büyük olduğunu söyledi. Kaledeki kazı çalışmalarını Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle sürdürdüklerini anlatan Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “Urartular, neyi nereye yapacaklarını çok iyi düşünmüşler. Her şeyi projeye göre yapmışlar. Şehrin planını önce adeta çizmişler. Burada önemli olan, şehir kurulmadan önce altyapı sisteminin hazırlanmış olmasıdır. 2 bin 800 yıl önce Urartular bu şehri kurarken şehir plancısı planı hazırlıyor, altyapıya göre sırasıyla inşaatlar yapılıyor. Bu, bizim için çok önemlidir. Burada muazzam derecede bir mühendislik harikasıyla karşılaştık.” Kanalizasyon sisteminin taşlardan yapıldığını ifade eden Çavuşoğlu, sistemin içinde bir oluğun yer aldığını kaydetti.

    vanda-urartular-ait-2-bin-800-yillik-kanalizasyon-sistemi-bulundu-2

    “Çok iyi bir sistem kurmuşlar”
    Oluk sayesinde suyun kanala akıtıldığını belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti: “Bu eser, bize medeniyeti tarif ediyor. Eski çağlardaki medeniyetin ne kadar üst yerlere geldiğini gösteriyor. Saray kısmında bir de tuvalet yer alıyor. Tuvalet, kanalizasyon sistemiyle surların dışına akıtılmış. Bu, Urartular’ın çok medeni bir toplum olduklarını bize gösteriyor. Günümüzde bir yere ev inşa ederken okulu, hastanesi, cami ve altyapısıyla muazzam bir sistem oluşturuluyor. Bunun aynısını 2 bin 800 yıl önce Urartular yapmış. O zamanın imkanlarıyla çok iyi bir sistem kurmuşlar. Bu da bizleri çok şaşırttı.”

    Çavuşoğlu, kale üzerinde kurulan şehrin uzunluğunun yaklaşık bir kilometre olduğu bilgisini paylaştı.

    24.09.2016 Anadolu Ajansı

    by -
    329

    Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan 2 bin yıllık çeşmeden yeniden su akıtılacak.

    Kibyra Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özüdoğru, gazetecilere yaptığı açıklamada, kazı çalışmalarını 2006’dan bu yana sürdürdüklerini söyledi.

    Bu yıl ilk kez agoranın üçüncü terasında kazı çalışmalarına başladıklarını belirten Özüdoğru, “Burada yuvarlak yapılı bir çeşme ortaya çıktı. Bu Kibyra için önemli, çünkü henüz ortaya çıkardığımız anıtsal bir çeşmemiz yoktu. Çeşmeyle, kentin su ihtiyacının nasıl karşılandığı, agorada mimari görsellik ve estetiğin nasıl yansıtıldığı bilgilerine ulaştık. Özellikle agoranın üçüncü terası, sosyal ve kültürel anlamda kentin kalbi sayılabilecek bir merkez. Çeşme için bu meydanın en görkemli anıtı diyebiliriz.” dedi. Özüdoğru, sütunlarla taşınan konik çatıya sahip çeşmenin, mimari özellikleriyle Kibyra için ünik bir yapı oluşturduğunu vurguladı.

    Bu yıl çeşme yapısının kazı çalışmalarını tamamladıklarını anlatan Özüdoğru, şöyle devam etti: “Umuyorum önümüzdeki yıl restorasyon projesi hazırlanacak. 2018 itibarıyla, antik dönemde kentin su ihtiyacını karşılayan ve günümüzde faal olarak kullanılan Böğrüdelik Yaylası’ndaki suyun, agorada ortaya çıkarılan bu yeni çeşme yapısından akıtılması planlanıyor. Bu yolla, özellikle turizm amaçlı kente gelen ziyaretçilerin, çeşmenin hem mimarisi hem işlevini tam olarak algılaması sağlanacak.” Roma döneminde, milattan sonra 23 yılında Kibyra’da meydana gelen büyük deprem sonrası kentin yeniden planlanıp kurulduğuna işaret eden Özüdoğru, çeşmenin depremden sonra yapıldığını sözlerine ekledi.

    burdurdaki-kibyra-antik-kentinde-2-bin-yillik-cesme-bulundu-1

    “Fıskiye dediğimiz fonksiyonu icra ediyor”
    Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz da Kibyra’da bu yılki kazı çalışmalarının bir hafta sonra biteceğini söyledi. Korkmaz, “Bu yıl birkaç noktada süren kazı çalışmalarında, ilk defa ortaya çıkan bir çeşmemiz var. Çeşme, buradaki nüfus hareketine bağlı olarak değişik dönemlerde büyümüş.” diye konuştu.

    Çeşmenin, kentin su ihtiyacını karşılamasının yanında bir fonksiyonu daha bulunduğunu anlatan Korkmaz, “Şehrin merkezi bir noktasında sosyal mekan olması anlamında, bugün fıskiye dediğimiz fonksiyonu icra ediyor. İnsanların gelip burada zaman geçirdikleri bir bölge. Agora bölgesi.” dedi.

    22.09.2016 Haber Türk