Salı, Ocak 24, 2017

Yearly Archives: 2017

by -
248

Aydın’da yer alan Tralleis Antik Kenti’ne ait tarihi eserlerin saklandığı depo kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce soyuldu.

aydindaki-tralles-antik-kentinin-deposu-soyuldu-1Edinilen bilgiye göre; Yıllardır kazıları devam eden ve çıkan birçok tarihi eserin saklandığı Tralleis Antik Kenti’nin kilitli, çevresi tel örgülerle çevrili ve aynı zamanda elektronik güvenlik sisteminin de mevcut olduğu belirtilen depoya tarih kaçakçıları ya da hırsızlar girdi. Tel örgüleri kesip merdivenle deponun çatısına yakın pencerelerinin demir parmaklıklarını keserek içeri girdiği öğrenilen kişiler tarihi eserleri çalıp kaçtılar. Kaçarken çaldıkları bazı eserleri de düşürdüğü öğrenilen tarihi eser kaçakçısı ya da hırsızların yakalanması için Aydın Polis bölgede operasyon yaptı.

İlk önce Antik kent ve çevresinden gelen tüm yolları tutan polis ekipleri bölgeden gelen tüm araç ve kişileri didik didik aradı. Bir yandan da deponun bulunduğu 2 bin 350 yıllık Tralleis Antik Kenti’ne gelen polis ekipleri el fenerleri ile zifiri karanlıkta kaçakçıları aradılar. Kaçakçılar henüz yakalanamazken polisin arama ve olay yeri inceleme çalışmalarının devam ettiği belirtildi.

aydindaki-tralles-antik-kentinin-deposu-soyuldu

Tralleis Antik Kenti
Aydın’ın Kemer Mahallesi yakınlarında bulunan Tralleis antik kenti Argoslular ve Tralleis’liler tarafından kurulduğu biliniyor. Menderes Havzasının verimli toprakları üzerine kurulmuş olan bu kent M.Ö.334’te İskender tarafından alınmasından sonra Helenistik Krallıklar arasında sık sık el değiştirdiği için pek çok medeniyete ait kıymetli eserlerin bulunduğu antik kentler arasında yer alıyor. Roma dönemine ait bir hamam, tiyatro, agora, ve stadyumun bulunduğu Tralleis Antik Kenti ilk çağda ürettiği deriler ve kırmızı renkli çanak çömlek, Apollonios ve Tauriskos isimli iki büyük yontu ustasını ve Ayasofya’ın mimarlarından Anthemios’u da yetiştiren kent olarak da biliniyor.

24.01.2017 Milliyet

by -
59

Antalya’nın Kemer ilçesindeki Selçuklu dönemine ait 786 yıllık Av Köşkü’nün horasan harcı ile yapılmış duvarları, onarım ihalesini kazanan firma tarafından tahrip edildi.

kemerdeki-selcuklu-av-kosku-duvarlarini-restorasyon-firmasi-tahrip-etti

Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Cemil Karabayram, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kemer ilçesindeki Selçuklu Av Köşkü’nün restorasyon ihalesini alan firmanın gerekli şartlara uymadığı gerekçesiyle çalışmalarının durdurulduğunu hatırlattı.

Av köşkünden alınan harç örneklerinden, yapıda 1925-1930 yıllarında bir uygulama yapıldığını tespit ettiklerini belirten Karabayram, Cumhuriyet döneminde av köşkünde bazı onarımların yapıldığını belirlediklerini ifade etti.

Karabayram, av köşkü ile ilgili bilim heyeti kurulduğunu anlatarak, şöyle konuştu: “Restorasyon çalışmalarına devam edilecek. Bilim heyeti kuruldu. Heyetin görüşleri doğrultusunda projeler tekrar çizilecek. Bölgenin deprem bölgesi olması nedeniyle yapıldığı tarihi içeren daha sağlam ve kalıcı restorasyon ve harç yöntemleriyle turizme kazandırılacak. Bu kapsamda yapının yağmura ve iklimsel koşullara terk edilmemesi için Antalya Valisi Münir Karaloğlu başkanlığında ve Valiliğin sağlamış olduğu ödeneklerle köşk, gelecek nesillere aktarılacak. Köşk, bölgeye ve turizme kazandırılması için sergi amaçlı toplantılar ve çeşitli faaliyetlerin yürütüleceği sosyal bir merkez haline getirilecek. Yapılan çalışmalar tekrar gözden geçirildi. Tescilli taşınmaz kültür varlıkları kapsamında gerekli tedbirler alınacak.”

Anadolu’da bilinen 3 av köşkünden biri olan yapının 1230-1248 yılları arasında inşa edildiği tahmin ediliyor.

23.01.2017 haberler.com, Hürriyet Akdeniz Fotoğraf: Arşiv

by -
176

Mısır’daki Keops Piramidi’ne izinsiz tırmanış yaptığı için gözaltına alınan Türk vatandaşı Fatih Kömürcü, çektiği fotoğraf ve videoları silmek şartıyla serbest bırakıldı.

misirda-keops-piramidine-tirmanan-turk-serbest-birakildi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencisi Fatih Kömürcü, daha önce Alman ve Rus turistlerin piramitlere tırmandığını bildiğini, piramitlerin ihtişamını görünce kendisini tutamadığı ve birden içindeki hislere kapılarak 7 dakika gibi kısa bir sürede kendini Keops’un zirvesinde bulduğunu söyledi.

Zirvede çok muhteşem bir manzara olduğunu dile getiren Kömürcü, “Tırmanmak beklediğimden de kolaydı. Ancak iniş çok daha zor oldu. Beni epey uğraştırdı. Tırmanma esnasında görevli polislerin geri dönmem için beni Arapça ve İngilizce olarak uyardığını hatırlıyorum. Ancak ben artık başka bir dünyadaydım ve onları duyacak psikolojide değildim, kendimi iyice kaptırmıştım. Orada bulunan yabancı turistlerin de beni alkışladıklarını hatırlıyorum” dedi.

Aşağı indikten sonra karakola götürüldüğünü ve polislerin kendisine iyi davrandığını anlatan Kömürcü, “Fotoğrafları ve görüntüleri silmek şartıyla beni serbest bırakacaklarını söylediler ama kabul etmedim. Bu nedenle gözaltına aldılar. Bir gece nezarette kaldıktan sonra daha fazla dayanamayacağımı anladım ve zirvede çektiğim bütün görselleri silmeyi kabul ettim. Savcılıkta, çektiğim fotoğraflar ve videolar silinirken gözyaşlarımı tutamadım ağladım. İnternetten indirdiğim bir program sayesinde bazı fotoğrafları kurtarmayı başardım, ancak videoları henüz kurtaramadım” diye konuştu.

Nezarette bir gece tutulan Kömürcü, 6 Ekim şehri savcılığı tarafından sorgulandı. Türkiye Büyükelçiliğinden yetkililerin yakından takip ettiği ve büyükelçilik avukatının da hazır bulunduğu sorgulama sonucu Kömürcü, serbest bırakıldı.

20.01.2017 haberler.com

by -
112

Marmaris’te Bozburun açıklarında, 2 bin 700 yıllık Kıbrıslı bir tanrıçaya ait olduğu belirlenen heykel bulundu. Pişmiş topraktan yapılan büyük boyutlarda olduğu tespit edilen tanrıça heykeli, bir tabak batığında yapılan araştırmalar sırasında gün yüzüne çıktı.

marmariste-2-bin-700-yillik-tanrica-heykeli-bulundu

Marmaris’e bağlı Bozburun Mahallesi açıklarında geçen kasım ayında tespit edilen 2 bin 700 yıllık Tabak batığında, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü tarafından yapılan sualtı araştırmaları çalışmasında, 43 metre derinlikte, 2 bin 700 yıllık ve arkaik döneme ait olduğu saptanan 60 santimetre uzunluğunda heykel bulundu. Enstitüye bağlı Ege Bölgesi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (EBAMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Harun Özdaş başkanlığındaki kazının, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan izin ve Kalkınma Bakanlığı desteğiyle yürütüldüğü belirtildi. Sadece belden aşağısı bulunan seramik heykelin ortaya çıktığı yerde ayrıca seramik tabaklar ve amforalar da gün ışığına kavuştu.

Yaklaşık 300 metrekarelik bir alana yayılan eserlerin Akdeniz’de çok önemli bir tarihe ışık tutacağını belirten Doç. Dr. Harun Özdaş, şöyle dedi: “Ülkemiz kıyılarında ilk defa bu boyutlarda pişmiş toprak bir heykel tespit ettik. Antik dönemlerde Akdeniz medeniyetlerinin aralarındaki en önemli iletişimi ve etkileşimi deniz yoluyla sağladığını günümüz araştırmalarınla artık anlayabiliyoruz. Bugüne kadar yapılan araştırmalara ek olarak, en sonteknolojik cihazlar ve yöntemlerle de yaptığımız çalışmalarda, medeniyetlerin arasında sadece ürün ve malların değil, akıl, düşünce ve felsefenin de deniz yoluyla taşınmış olması gibi bir sonuca ulaşıyoruz. Akdeniz medeniyetleri çağlar boyu denizde iz bırakarak ilerlemiştir. Bizlerde bu izlerden yola çıkarak ülkemiz kıyılarındaki tarihsel süreçte ortaya çıkan ve yok olan medeniyetleri incelemekteyiz”

marmariste-2-bin-700-yillik-tanrica-heykeli-bulundu-1

Heykelin üst kısmı aranıyor
Bozburun açıklarında 43 metrede tespit edilen batıkta yapılan detaylı araştırmalar sonunda yüzeye yakın kum yığını altında farklı bir seramik bulduklarını belirten Doç. Dr. Özdaş, şunları anlattı: “Etrafını temizlediğimizde önce heykelin ayak parmakları görüldü. Çok heyecanlandık. Daha sonra ise heykelin sağlam belden aşağı bölümü ortaya çıktı. Belden aşağısı bulunan tanrıça heykelinin üzerinde elbisesi vardı. Pişmiş toprak heykelin iki parçadan oluştuğu ortaya çıktı. Bu tür heykeller birbirine geçmeli iki parça olarak yapıldığını biliyoruz. Bu nedenle, ikinci yani tanrıça heykelinin üst bölümünde aynı bölgede olduğunu tahmin ediyoruz. Bu eşsiz eser, uzun bir etek giymiş çıplak ayaklı bir kadına olasılıkla da bir tanrıçaya ait. Orijinal boyunun yaklaşık 120 santimetre olduğunu tahmin etmekteyiz. Gerek hava şartları, nedeniyle araştırmamızı kısa kesmek zorunda kaldığımızdan heykelin üst parçasını bulamadık. Fakat 2017 yılında bölgede kazı çalışmalarına başlamayı planlıyoruz. İlk verilere göre heykeli ve batığı MÖ. 7’inciyüzyıl sonuna tarihlemekteyiz. Büyük bir olasılıkla Kıbrıslı bir tanrıçaya ait.”

Eserin konservasyon çalışmalarının Bodrum sualtı Arkeoloji Müzesi laboratuvarında yapıldığını belirten Doç. Dr. Özdaş, “Heykeli bulduğumuz batığın ana yükünü ise tabaklar oluşturmakta. Geniş bir alana dağılmış olan batık alanından Kıbrıs kökenli amforalar bulunmakta. Gerek buluntular gerekse pişmiş toprak heykel geminin Kıbrıs kökenli olabileceğini göstermekte. Arkaik dönemde Akdeniz’den Ege’ye seyahat eden gemi kendi dönemi içinde Akdeniz Medeniyletleri ile Ege arasındaki ilişkiyi açıklayan önemli veriler sunmakta” dedi.

21.01.2017 Hürriyet

by -
169

Manisa’da 1953 yılında inşa edilen Seyitli Mahallesi Camisi, 2 bin 800 yıllık Aigai Antik Kenti’ndeki Athena Tapınağı’ndan sökülen taşlarla yapılmış.

manisada-2-bin-800-yillik-athena-tapinaginin-taslari-cami-yapiminda-kullanilmis

Manisa’nın Seyitli Mahallesi’nde 64 yıl önce yaptırılan camide kullanılan taşlarının 2 bin 800 yıllık tarihi geçmişe sahip Aigai Antik Kenti’ndeki Athena Tapınağı’na ait olduğu ortaya çıktı. 

Aigai Antik Kenti’ndeki bilgelik tanrıçası olarak bilinen Athena’nın tapınağındaki taşların sökülerek taşındığını fark eden kazı heyeti, antik kente yakın yerleşim yerlerini mercek altına aldı. Yapılan incelemelerde tapınak taşlarının antik kente 8 kilometre mesafedeki Manisa’nın Seyitli Mahallesi camisinin inşaatında kullanıldığı belirlendi.

manisada-2-bin-800-yillik-athena-tapinaginin-taslari-cami-yapiminda-kullanilmis-1

Seyitli Mahallesi’nde yaşayan Nazif Gürca da o dönemde mahallenin ileri gelenlerinin cami inşaatı için taşları Aigai Antik Kenti’nden getirdiğini doğruladı. Caminin yapımında kullanılan taşların neredeyse tamamının tapınak taşları olduğunu belirten Aigai Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sezgin ise hiçbir şekilde camiye müdahale edilmeyeceğini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Sezgin, “Seyitli Mahallesi Camisi 1953 yılında inşa edilmiş. Özellikle caminin önünde görülen yüksek sütunların Athena Tapınağı’ndaki sütunlar olduğunu biliyoruz. Cami yapılırken oradan getirilerek kullanılmış. Kutsal bir yapıdan alınan taşlar başka bir kutsal yapıya taşınmış” dedi.

21.01.2017 t24.com.tr

by -
580

Suriye devlet televizyonu, IŞİD’in AraIık 2016’da tekrar ele geçirdiği Palmira Antik Kenti’ndeki Roma tiyatrosu ile sütunları imha ettiğini duyurdu.

isid-palmira-antik-kentindeki-roma-tiyatrosunu-yok-etti

IŞİD ilk olarak 20 Mayıs 2015’te yoğun çatışmaların ardından tarihi Palmira antik kentinin kontrolünü sağladı. Eli kanlı terör örgütü, binlerce yıllık geçmişe sahip kentteki tarihi eserleri harabeye çevirdi. BM güvenlik güçlerinin koruması altında bölgeye giden UNESCO heyeti, Palmira’daki büyük heykellerin, büstlerin, mezarların ve anıtların büyük bir kısmının yıkılıp, parçalandığını açıkladı.

Antik kentin IŞİD’den kurtarılmasıyla Mayıs 2016’da antik tiyatroda bir konser verildi. Ancak Şam rejimi geçen yılın sonunda tüm gücünü Halep savaşına yöneltince, IŞİD geri döndü ve Palmira çevresini Aralık 2016’da yeniden ele geçirdi. Palmira, 2016’da topraklarının dörtte birini kaybeden IŞİD’in yeniden ele geçirdiği birkaç yerden birisi.

IŞİD Palmira’da neler yapmıştı?
*IŞİD antik kentten kaçırdığı bazı heykellerin parçalanma videolarını ve fotoğraflarını yayımladı.

*IŞİD, Palmira Antik Kenti’nde, iki adet 2 bin yıllık tapınak ile bir antik kemer ve kule mezarları yok etti. 

*IŞİD ayrıca hayatını Palmira’ya adayan Arkeolog Halid el-Esad’ı, tarihi eserlerin nerede saklandığını söylemediği için başını keserek idam etmişti.

20.01.2017 Milliyet

by -
78

Mersin’in Erdemli ilçesinde ceylan derisi üzerine işlenmiş, İbranice el yazmaları bulunan bin 800 yıllık kitabı satmaya çalışan bir kişi yakalandı.

mersinde-bin-800-yillik-el-yazmasi-deri-kitap-ele-gecirildi

Mersin İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri, tarihi eser bir kitabın satılacağı ihbarını aldı. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, takibe aldıkları F.Y’yi Kargıpınarı Mahallesi’nde ceylan derisi üzerinde İbranice el yazması bulunan, 7 yapraklı kitabı satmaya çalışırken gözaltına aldı.

Uzman ekipler tarafından yapılan incelemede el yazması kitabın bin 800 yıl önceki dönemlere ait olduğu söyledi. Zanlı, sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi.

16.01.2017 CNN TURK

by -
197

Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki Aigai Antik Kenti’nde 2004’ten itibaren bulunan lahit parçaları birleştirilerek restore edildi. 2 bin 200 yıllık lahitin bir okul müdürüne ait olduğu ortaya çıktı.

manisada-egitimciye-ait-2-bin-200-yillik-lahit-bulundu

Aiol halkı tarafından Batı Anadolu’da kurulan 12 kentten biri olan, 2 bin 800 yıllık geçmişe sahip, Manisa’nın Yunusemre İlçesindeki Aigai Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmalarında yeni lahit parçaları bulundu. Bu parçalar, 2004 yılından bu yana bulunan diğer parçalarla birleştirildi. Yüzde 80’i tamamlanan mezarın üç kez onurlandırılmış bir okul müdürüne (Gymnasiarkhos) ait olduğu anlaşıldı. Mezarın üzerindeki yazıların antik kentin tarihini gün ışığına çıkardığı belirtildi. 2004 yılından bu yana parçaları birleştirilen mezarın yaklaşık 2 bin 200 yıllık olduğu tespit edildi.

Kalan eksik parçaların da bulunmasının ardından mezarın sergileneceğini belirten Aigai Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sezgin, bulunan mezarın, arkeoloji tarihinde bugüne kadar bir okul müdürüne ait bulunmuş başka bir mezar örneği olmaması nedeniyle, önemli olduğuna dikkati çekti.

Bulunan lahitle ilgili bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Sezgin, “Mezarın üzerindeki kalıntılar bize bir şey anlatıyor. Mezarın üzerinde üç tane çelenk var ve bu çelenklerin hepsinin ayrı ayrı anlamı var. Çelenkler bu mezarın içerisinde bulunan kişinin üç defa onurlandırıldığını gösteriyor. Çelenklerin içerisinde ise onurlandıran kişilerin isimleri yazıyor. Çelengin biri ‘Neoi’ yani gençler tarafından onurlandırıldığını, diğeri ise ‘Aiollida’ yani halk tarafından onurlandırıldığını bize gösteriyor. Bu da bizim için önemli. Mezarın üzerindeki üçüncü çelenk ise yontulmuş. Bu nedenle üçüncü onurlandırmanın kimin tarafından yapıldığı tespit edilemedi. Ayrıca lahitin üzerinde parşomen, papirus ruloları ve yazı takımlarının olması bu mezarın içerisindeki kişinin bir öğretmen ve eğitmen olduğunu gösteriyor. Antik çağlarda kentlerde Neoi Gymnasion’un denilen gençlerin gittiği okullar var. Buradan da anladığımız kadarıyla bu mezarın içerisinde yatan aslında Neoi Gymnasion’un baş hocası. Antik çağda da buna ‘gymnasiarkhos’ deniliyor. Gymnasiarkhosluk önemli bir görev. Bir yandan kamu kaynakları ile okullar çalıştırılıyor ama kamunun yetmediği yerde ise gymnasiarkhoslar kendi servetlerinden para koyarak, okul ile ilgili gerekli yatırımları gerçekleştiriyorlar. Zaten onurlandırılmasının nedeni de bu olsa gerek” dedi.

manisada-egitimciye-ait-2-bin-200-yillik-lahit-bulundu-1

Lahitin örneği yok
Lahiti dil açısından da incelediklerini belirten Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sezgin, şöyle devam etti:”2004 yılında biz kazıya başladığımızda bu lahit parçalanmış olarak etraftaydı. Biz yıllar içerisinde bu lahitin parçalarını bularak üzerine yapıştırdık. Halen çalışmalar devam ediyor. Dil açısından anlattıklarını inceliyoruz, hem de lahite ait olan parçaları bularak tamamlamaya çalışıyoruz. Lahitin üzerindeki ifadeler bir okul müdürüne ait yazılar olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar bir okul müdürüne ait bulunmuş lahit örneği yok. Arkeoloji açısından çok önemli bir buluntu bu. Bu da önemli sonuçlar doğuracak diye düşünüyoruz. Mezarlık alanında 2015 yılından bu yana uluslararası bir çalışma yürütmekteyiz. Bu çalışma kapsamında Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Fransa’nın başkenti Paris’ten bir grup arkeolog ile birlikte proje yürütüyoruz. Proje kapsamında mezarlıktaki bütün kültür varlıklarını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda bu mezar ile ilgili bütün buluntuları bir araya getirip önümüzdeki günlerde sergilemeyi düşünüyoruz. Manisalılar’ın yanı sıra yakın çevredeki herkesi eşi benzeri görülmemiş bu mezarı görmeye davet ediyoruz.”

19.01.2017 Doğan Haber Ajansı

by -
239

Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği, yaklaşık 60 yıl önce Türkiye’den İngiltere’ye getirilen, 4 bin 500 yıllık testinin Türkiye’ye iade edildiğini duyurdu.

15994684_1201762286567134_6441521281909401116_o

Tarihi eserin Türkiye’ye iadesiyle ilgili Londra Kültür, Turizm ve Tanıtma Müşavirliğinden yapılan açıklamada, söz konusu kültür mirasının “Erken Bronz Çağına tarihlendirilmekte olup, Yortan Kültürü adı verilen stil özelliklerine sahip, pişmiş topraktan, 26,5 santimetre yüksekliğinde bir sürahi/testi” olduğu kaydedildi.

Açıklamada, 1960’lı yıllarda Efes Antik Kenti’ni ziyaret eden İngiltere vatandaşı Thelma Bishop’un hediyelik eşya olarak satın aldığı ve daha sonra İngiltere’deki bir müzayede evi vasıtasıyla testinin kültür varlığı olarak tespit edilmesinin ardından Bishop’un testiyi Türkiye’ye iade etmeye karar verdiği bildirildi.

4-bin-500-yillik-yortan-kabi-turkiyeye-iade-edildi-1

Testiyi ait olduğu topraklara iade eden şahsa ve müzayede evi yetkilisine Müzekart hediye edildiğini belirtilen açıklamada, “Yortan Kabının iadesi, Türkiye’nin ve Türkiye gibi kaynak ülkelerin topraklarından çıkarılan kültür varlıkları için sürdürdükleri uluslararası hak ve hukuk mücadelesinin müzayede firmaları ve diğer ülkelerin kamuoyu tarafından fark edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada ayrıca Adam Partridge Müzayedeciliğin sahibi Adam Partridge’ın, “Bu nadir eserin ait olduğu Türkiye topraklarına dönmesinden dolayı çok mutluyum. Böyle bir durumla karşılaşan her müzayede evi maalesef bu yolu seçmiyor. Birleşik Krallık’taki benzer durumlar için örnek teşkil etmişizdir diye umuyorum.” ifadelerine yer verildi.

19.01.2016 basin.kulturturizm.gov.tr

by -
51

Ordu’nun Kumru ilçesinde eski bir köy evinde 4 bin yıllık olduğu tahmin edilen mızrak ucu bulundu. Tesadüfen bulunan eser Müzeler Müdürlüğüne teslim edildi.

orduda-4-bin-yillik-mizrak-ucu-bulundu

Kumru ilçesinde eski köy evinde onarım ve restorasyon yapmak isteyen Resul Güdek, toprak altında bronz bir tarihi eser buldu. Resul Güdek, bulduğu tarihi eseri Ordu Müzeler Müdürlüğüne getirdi. Müzeler Müdürlüğünde görevli arkeologlar, bulunan tarihi eserin 30 cm uzunluğunda bronz bir mızrak ucu olduğunu ve milattan önce 2 bin yıllık olduğunu belirledi.

Arkeologlar, Ordu’nun 2 bin – 2 bin 500 yıl öncesinde Pers İmparatorluğu’nun Amasya merkezli eyalete ev sahipliği yaptığını, özellikle Kurul Kalesi’nde yapılan arkeolojik kazılarda seramik, sikke, ok ucu, küpler ve bronz Apollon Heykeli bulunduğunu, son olarak ana tanrıca Kibele Heykeli’nin ortaya çıkarıldığını hatırlattılar.

17.01.2016 CNN TURK