Salı, Mart 28, 2017

Monthly Archives: Mart 2017

by -
9

Mısır Eski Eserler Bakanı Halid El-Anani yaptığı açıklamada, Kahire’nin gecekondu bölgesinde bulunan sekiz metrelik heykelin I. Psamtik adlı firavuna ait olabileceği belirtildi.

misirda-bulunan-8-metrelik-heykel-i-psamtike-ait-olabilir

Mısır Tarihi Eserler Bakanı Halid El-Anani, Kahire’nin doğusundaki El-Matariyye Mahallesi’nin El-Hamis Pazarı bölgesinde geçen hafta bulunan tarihi eserle ilgili yaptığı basın açıklamasında, “Matariyye’deki kazılar yıllarca sürdü ve en önemlisi büyük heykelin iki parçası olan birtakım buluşlarla sonuçlandı. Söz konusu iki parça geçen hafta bulundu.” dedi.

misirda-bulunan-8-metrelik-heykel-i-psamtike-ait-olabilir-1

Heykelin II. Ramses’e ait olmasına ihtimal vermediğini belirten Anani, “Taç ve göz şekilleri incelendikten sonra heykelin sırtında 4 hiyeroglif işarete rastlanıldı. Bu da ‘güçlü kalkanın sahibi’ anlamına gelen firavunların birinin lakabı olan kuş, kobra yılanı ve yarım daire resimlerden ibarettir.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu lakabı sadece I. Psamtik’in taşıdığına dikkati çeken Anani, “I. Psamtik 54 yıl yaşadı (M.Ö. 664-610) ve firavunların rönesans asrının kurucusudur. Tarihi 26. firavun hanedanına kadar uzanır.” şeklinde konuştu.

Anani, heykelin 8 metre yüksekliğinde ve 7 ton ağırlığında olduğunu ifade etti.

17.03.2017 Anadolu Ajansı

by -
261

2010 yılında İsviçre’nin Cenevre gümrüğünde ele geçirilen 2200 yıllık Perge kökenli Herakles Lahdi Türkiye’ye iade ediliyor.

roma-donemine-ait-herakles-lahdi-turkiyeye-iade-ediliyor

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Herakles Lahdinin Türkiye’ye iade edileceğinin müjdesini verdi.

Bakan Nabi Avcı, bakanlıkta Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar ile yaptığı görüşme sonrası basın toplantısı düzenledi. Bakan Avcı, toplantı sırasında İsviçre’den Herakles Lahdiyle ilgili müjdeli bir haber geldiğini belirtti.

Bakan Avcı, lahdin 2010 yılında İsviçre’nin Cenevre gümrüğünde ele geçirildiğini hatırlattı ve lahdin Türkiye Perge kökenli, Herkül’le ilgili olduğunu belirtti. Milattan önce 2’inci yüzyıl, Roma dönemine ait olan lahidin 235 santim boyunda, 112 santim genişliğinde olduğunu aktaran Bakan Avcı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “2010 senesinde Cenevre serbest limanında İsviçreli yetkililer tarafından gerçekleştirilen envanter kontrolü sırasında el konulmuştu. Cenevre Başsavcılığı ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı bir müşterek çalışma yürütüldü ve bu çalışmalar neticesinde Herakles Lahdinin Antalya’nın Aksu ilçesi sınırları içerisinde yer alan Perge Antik Kenti nekropolünde 1960’lı yıllarda meydana gelen kaçak kazılarda bulunduğuna ve yurt dışına çıkarıldığına ilişkin önemli delillere ulaşıldı. Cenevre Başsavcılığı 21 Eylül 2015 tarihinde lahdin iadesine kara verdi. Bu karar 2 Mayıs 2016 tarihinde Cenevre Adalet Mahkemesi Ceza dairesi tarafından onaylandı. Daha sonra İsviçre Federal Mahkeme nezdinde itiraz edildi. Sonra da bu itiraz, girişimlerimiz sonucunda geri çekildi ve böylece itirazın geri çekilmesiyle birlikte iade kararı da kesinleşmiş oldu. Dolayısıyla lahid en kısa zamanda Türkiye’ye iade edilmiş olacak. Bu yurt dışındaki eserlerimizin iadesi bakımından önemli bir aşamaya işaret ediyor.”

roma-donemine-ait-herakles-lahdi-turkiyeye-iade-ediliyor-1

Türkiye’den Osmanlı döneminden başlayarak, çok sayıda tarihi eserin yurt dışına kaçırıldığını, götürüldüğünü söyleyen Avcı, “Şimdi bunlar anlı şanlı bazı müzelerde maalesef kaçak eserler olmasına rağmen sergilenmeye devam ediliyor. Tarafların çok iyi niyetli hareket etmesi halinde bile yasal süreçler bazen çok uzayabiliyor ama sonuçta alınabiliyor. Bunun diğer ülkelerdeki müzelere de, Türkiye’den götürülmüş eserlere sahip çıkan müzelere de örneklik teşkil etmesini diliyorum” dedi.

24.03.2017 basin.kulturturizm.gov.tr

by -
94

Irak’ın Erbil kentinde bir inşaat kazısı sırasında Asur dönemine ait olduğu tahmin edilen 3500 yıllık 9 mezar bulundu.

irakta-asur-donemine-ait-3500-yillik-mezarlar-bulundu-3

Erbil Arkeoloji Müdürlüğünde görevli Goran Muhammed, yaptığı açıklamada, kentte kendi arazisi üzerinde inşaat çalışmaları yapan bir kişinin tarihi eserler bulması üzerine yetkililere haber verdiğini belirtti. Eraba Mahallesi’nde yapılan kazılarda bir kümbet içerisinde 9 mezarın bulunduğunu aktaran Muhammed, “Şu ana kadar mezarlardaki 3 tabutu açtık ve büyük bölümü çömleklerden oluşan 41 parçayı gün yüzüne çıkardık.” dedi.

irakta-asur-donemine-ait-3500-yillik-mezarlar-bulundu-2

Daha önce de kentin çeşitli bölgelerinde bu tür mezarlara ulaşıldığını kaydeden Erbil Arkeoloji Müdürlüğü yetkilisi, “Ekibimiz, bulunan parçalar ve mezar üzerinde incelemelerde bulundu. Tahminlerimize göre mezarlar Asur dönemine ait olup 3 bin ila 3 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip.” diye konuştu.

irakta-asur-donemine-ait-3500-yillik-mezarlar-bulundu

Muhammed ayrıca, söz konusu bölgede kazı çalışmalarının devam ettiğini, başka mezarların da bulunabileceğini ifade etti.

21.03.2017 CNN TURK

by -
40

Erzincan’daki Beybaşı Mahallesi’nde Ermeni mezarlığına ait olduğu sanılan taşlar, tarla yapma bahanesiyle yerlerinden söküldü. Yaklaşık bir senedir tarlanın kenarında kaderine terk edilen taşlarla ilgili ihbar üzerine Erzincan Müze Müdürlüğü inceleme başlattı.

erzincanda-ermeni-mezarligina-ait-taslar-tarla-icin-yerlerinden-sokuldu

Erzincan merkezdeki Beybaşı Mahallesi’nde yıllardır tahrip edilmiş şekilde duran mezar taşları, geçtiğimiz sene de bulunduğu arazinin tarlaya çevrilmesi bahanesiyle yerinden söküldü. Üzerinde haçkarlar ve yazılar bulunan, etrafa saçılmış mezar taşları ve kemiklerle ilgili olarak bir vatandaş Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne ihbarda bulundu. Yaklaşık bir senedir talan edilmiş şekilde duran taşlarla ilgili 14 Mart’ta yapılan ihbar üzerine Müze Müdürlüğü’ne bağlı yetkililer bölgeye gidip inceleme yaptı. Müze Müdürlüğü yetkililerinin, yolun kenarına yığılmış vaziyette bulunan taşları müzeye taşıyacağı belirtiliyor.

erzincanda-ermeni-mezarligina-ait-taslar-tarla-icin-yerlerinden-sokuldu-1

Eski Taşçı Konağı yakınlarında bulunan ve Ermeni mezarlığı olduğu tahmin edilen bölgenin bir kısmının üzerinden İstanbul-Erzurum yolu geçirilmişti. Pancar tarlasına döndürülen mezarlık arazisinin de 49 yıllığına kiraya verilen bir Hazine arazisi olduğu belirtiliyor.

22.03.2017 Agos

by -
111

Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir inşaat sırasında rastlanan antik mezarlar temizlendikten sonra üzerine keçe örtülerek ince kum ile koruma amaçlı kapatılıyor.

2015 Mayıs ayı başlarında Bodrum Göktepe mevkiinde inşaat alanında çalışan iş makinası tarafından zarar verildikten sonra bulunan 11 adet tarihi kaya mezarının çevresinde Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ekiplerince başlatılan kurtarma kazılarında 76 adet tarihi mezar bulunmuştu. İnşaata giden yol üzerinde de çok sayıda tarihi mezar gün yüzüne çıkarılırken, konu hem adli mercilere hem de Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğüne aktarılmıştı.

Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünce mezarların korunması amaçlı başlatılan çalışmalar kapsamında bölgedeki zemin yapısının yağmur, güneş gibi dış etkenlerden çabuk etkilendiği tespit edilmiş olup, mezarların koruma amaçlı olarak kapatılmasına karar verildi.

bodrumdaki-insaat-alaninda-bulunan-mezarlar-koruma-altina-aliniyor-1

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ekiplerince başlatılan çalışmalar kapsamında Göktepe’de bulunan tarihi mezarlar önce temizlenirken, daha sonra keçe örtülen mezarlar ince kum ile kapatılmaya başlandı. Lüks villaların bulunduğu alana giden yolun üzerindeki mezarlarda aynı şekilde kapatılırken, yolun hiçbir şekilde araç trafiğine açılmayacağı ve mezarların çevresine gerekli önlemlerin alınacağı öğrenildi.

22.03.2017 Hürriyet

by -
61

Bartın’ın Amasra ilçesinde denizden, tahtta oturan bir erkek heykeline ait parça çıktı.

bartinda-bir-sahilde-antik-heykel-parcasi-bulundu

Bartın’ın Amasra ilçesi Çakraz tatil beldesinde sahilde, bir erkeğin tahta oturur vasiyette tasvir edildiği heykel parçası bulundu. Heykel, incelenmek üzere Müze Müdürlüğüne götürülecek.

Çakraz tatil beldesinde oturan 60 yaşındaki Alay Kaya, dün evinin balkonuna çıktığında sahilde suyun içinde mermer parçası gördü. Alay Kaya, durumu jandarma ve Amasra Müze Müdürlüğü’ne bildirdi. Gelen ekipler tarafından denizden çıkarılan parçanın, bir erkeğin kaide üzerine tahtta oturur şekilde tasvir edildiği heykelinin alt kısmı olduğu belirlendi.

bartinda-bir-sahilde-antik-heykel-parcasi-bulundu-1

 

Amasra Müze Müdürü Baran Aydın, dalgaların etkisiyle sahile vuran yaklaşık 500 kilo ağırlığındaki heykel parçasını denizden çıkardıklarını ve incelemek üzere Müze Müdürlüğüne götüreceklerini söyledi. Aydın şöyle konuştu: “Duyarlı bir vatandaşımız denizde tarihi eser gördüğünü bize bildirdi. Arkeologlarımız ilk incelemeyi sahilde yaptı. Hangi döneme ait bilmiyoruz. Kaide üzerine yapılmış tahta oturan bir erkek heykeli söz konusu. Heykelin alt kısmı. Yapılacak incelemeden sonra hangi döneme ait, tarihi değeri var mı ortaya çıkacak. Üst kısmı da denizde olabilir. Onunla ilgili de araştırma yapacağız.”

21.03.2017 haberler.com

by -
182

Çanakkale Kepez’de Roma veya Bizans dönemine ait olduğu sanılan liman ile çeşitli yapılara ait kalıntılar dalgaların kıyı şeridine vurması ile ortaya çıktı.

canakkalede-dalgalar-kiyi-seridindeki-tarihi-eserleri-gun-yuzune-cikardi

Kepez’in ‘Harmanyeri’ olarak bilinen piknik alanının denize bakan kıyısında dalgaların ve toprak erozyonun ortaya çıkarttığı taş blok yapı ve eski küpler, Kepez sakinleri arasında heyecan yarattı. Kepez beldesinin 6 bin yıllık bir geçmişinin olduğuna dikkat çeken yöre sakinlerinden Necmi Aslan, maskesiyle dalış yaptığı bir gün, taş iskelenin, sahilden denizin içlerine doğru devam ettiğini saptadığını anlattı, “Büyük İskender’in, Pers Kralı Serhas’ın, Sezar’ın ve daha başka tarihin pek çok büyük şahsiyetinin yolu, bu bölgeden geçmiş. Kalıntılara bakılırsa, burada antik bir liman da olmalı. Umarım yetkililer gerekli olan çevre düzenlemesi ve koruma çalışmalarını gerçekleştirirler. Aksi takdirde ne iskele, ne de küpler ortada kalmayacak” dedi.

canakkalede-dalgalar-kiyi-seridindeki-tarihi-eserleri-gun-yuzune-cikardi-1

Antik Liman Başlangıcı Olabilir
Aslan, “Sahil yerleşimi olduğundan, buraya ait bir iskele veya küçük liman olmaması ise imkansız gibi görünmekte.  Seramik küp parçalarını bulunduğu bölge, hali hazırda taş duvarlarla inşa edilmiş ve burasının bir işlik ya da depo olma ihtimali de oldukça yüksek.  Bu büyük boylu küplerin antik dönemde depolama amaçlı kullanıldığı biliniyor. Bu nedenle, bu bölgede hem zeytinyağı üretiminin oluşu, hem de deniz ile nakliye olanağı, bu liman ve iskele görünümünü de barındıran küçük yerleşimin, bu bölge için tipik bir yağ işletmesi ya da ticarethanesi olduğunu düşündürmekte” şeklinde konuştu.

17.03.2017 Aydınlık

by -
3165

Elazığ’daki Harput Mahallesi’nde ağaçlandırma çalışmaları sırasında tesadüfen bulunan rölyefin 4 bin yıllık olduğu tespit edildi.

elazigda-agaclandirma-calismalarinda-2-bin-700-yillik-rolyef-bulundu

Elazığ Orman İşletme Müdürlüğünce 3 Mayıs 2016’da tarihi Harput Mahallesi Nevruz Ormanları mevkisinde yürütülen çalışma sırasında fidan dikimi için çukur kazan İshak Yurter’in kullandığı kepçe bir kaya parçasına takıldı. Bunun üzerine elleriyle toprağı kazan ve kabartma ile karşılaşan Yurter, Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müze Müdürlüğü ekiplerine haber verdi.

Müze ekipleri, yüksekliği 2 metre 72 santimetre, genişliği de 2 metre 25 santimetre olan ve 5 parçaya bölünmüş halde bulunan kabartma üzerinde restorasyon ve inceleme çalışması başlattı.

Yapılan incelemede, kabartmanın tarihinin günümüzden 4 bin yıl öncesine dayandığı belirlendi. Böylelikle daha önce milattan önce (MÖ) birinci bin yıl olarak bilinen Harput yöresinin tarihi de değişmiş oldu. Restorasyon çalışmasının ardından Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, “Harput Kabartması” adı verilen eseri teşhir salonuna yerleştirdi.

elazigda-2-bin-700-yillik-rolyefin-bulundugu-alanda-kazilar-basladi-1

İki Evreli Yerleşim Yeri
Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesinde görevli arkeolog Bülent Demir, kabartmanın bulunduğu bölgede Müze Müdürlüğü’nce yürütülen kazı çalışmalarında ağır bir yangınla son bulmuş iki evreli bir yerleşim yerinin izlerine rastlandığını anımsattı. Demir, 5 köşeli eserin burada bir duvar içerisine aplike edilerek ya da duvara yaslanarak kullanıldığını düşündüklerini söyledi.

Kabartmanın ana temasının bir kalenin fethi olduğunu ve sahnelerin alttan üste doğru savaş ile ganimetleri ve çıplak esirlerin kralın huzuruna çıkarılışı şeklinde istiflendiğine dikkati çeken Demir, sol panoda kaledeki çarpışma anlarına ve dehşet verici sahnelere yer verildiğini belirtti.

Panodaki masif tekerlekli ahşap kuşatma kulesinin bir benzerine Anadolu ve Mezopotamya’da rastlanmadığını aktaran Demir, 1. Hattuşili dönemine ait çivi yazılı bir Hitit metninde koç başı ve ahşap kuşatma kulesinden bahsedildiğini ancak bu bağlamda bulunmuş görsel bir kanıt bulunmadığını dile getirdi. 

Demir, kabartmanın bir diğer panosundaki sahnede de kent kapısı üzerinde iki çıplak düşman askerinin başına basarak yükselen sarkık kanatlı, kartal pençeli, bacakları birbirine dolanmış tanrıça figürünün elleri ile bir düşman askerini havaya kaldırışının betimlendiğini anlattı. Demir, bu savaş panosunun merkezine yerleştirilen tanrıçanın savaşın kazanılmasındaki rolünün vurgulanmak istendiğini aktardı.

Demir, kabartmanın en önemli ikonografik ögesi durumundaki tanrıça figürünün yakın benzerlerine M.Ö. 1862 Larsa Kralı Warad-Sin ve M.Ö. 1779 Hammurabi dönemine ait silindir mühür baskılarında rastlandığını ve savaşın kazanılmasında önemli bir role sahip olduğu inanılan tanrıça figürünün Akadların aşk ve savaş tanrıçası İştar ile bir bağlantısının olup olmadığının ayrı bir inceleme konusu olduğunu söyledi.

“Bilinen Sanat Tarihi Anlayışına Yeni Boyutlar Kazandırdı”
Kabartmanın son ve en üst sahnesinde ise zaferle sonuçlanan mücadelenin akabinde çıplak savaş esirlerinin kralın huzuruna çıkarılışının sahnelendiğini söyleyen Demir, “Kabartma stilistik ve ikonografik açıdan milattan önce 2 bin 300 ile 2 bin 150 yılları arasında Mezopotamya’da güçlü bir uygarlık kurmuş olan Akad ekolünün güçlü etkilerini taşır” ifadelerini kullandı.

Kabartmanın bulunduğu alanda yapılan kazı çalışmasında bulunan kalıntıların çağdaşlarına göre daha iyi durumda olduğunu ve M.Ö. 2. bin yılın başlarına tarihlendiğini dile getiren Demir, kabartmada bulunan kanatlı tanrıça ve kralın giydiği püsküllü serpuşun da Orta Tunç döneminde görülüyor olmasının eserin MÖ 2. bin yıllarına tarihlenmesine yardımcı olduğunu dile getirdi.

“Kabartma İle Harput Tarihinin Bin Yıl Kadar Geriye Gittiği Görüldü”
Demir, Akad Kralı Sargon ve torunu Naram Sin’e ait Sar Tamhari metinlerinde Anadolu’nun başta Kaniş olmak üzere birçok bağımsız krallık ve beylik tarafından paylaşıldığının kayıtlı olduğunu bildirerek, şöyle dedi: “Naram Sin, Sar Tamhari metinlerinde Kaniş Kralı Zipani ve Hatti Kralı Pampa’nın da olduğu 17 krallığa karşı savaştığını söyler. Harput’ta bulunan yerleşim yerinin Naram Sin’in Sar Tamhari metinlerinde bahsettiği bu krallıklardan biri olduğu ihtimal dahilindedir. Şu ana kadar Harput’un bilinen tarihi Urartular’a kadar uzanmaktaydı. Ancak bu kabartma ile birlikte Harput tarihinin bin yıl kadar geriye gittiği görülmektedir.”

17.03.2017 ntv.com.tr

by -
282

Çorum’un Alaca ilçesinde bulunan Roma dönemine ait Antik Örükaya Barajı gün yüzüne çıkıyor.

Örükaya köyünde bulunan Antik Örükaya Barajı’nın gün yüzüne çıkarılması için Çorum Valiliği ve Hitit Üniversitesi tarafından önümüzdeki günlerde bölgede kazı çalışması başlatılacak. Bölgedeki arkeolojik kazı çalışmaları Hitit Üniversitesi tarafından yürütülen ilk kazı olacak. Alacahöyük, Şapinuva ve Hattuşa destinasyonunda yeni bir ziyaret noktası olarak turizme kazandırılması hedeflenen antik barajın yanı sıra bölgedeki höyük alanında kazı yapılacak. Arkeopark konseptinde yürütülmesi planlanan çalışmalar kapsamında bölgedeki doğal güzellikler tarihle buluşturulacak.

Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yaşar Ersoy, Örükaya yerleşimi ve barajının arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkarılmasının dönemin çevresel koşullarının aydınlatılmasında önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.

Çalışmalarda Örükaya su bendinde uygulanmış olan inşa tekniğinin de inceleneceğini dile getiren Prof. Dr. Ersoy, “Anadolu ölçeğinde Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen herhangi bir baraj veya bendin araştırmasının yapılmamış olması, Örükaya’dan elde edilecek bilgiyi değerli kılacak ve hem literatür için hem de bölge arkeolojisi için önemli bir örnek sağlayacaktır. Gerçekleştirilecek olan dokümantasyon, kazı ve restorasyon çalışmaları neticesinde özellikle Hitit İmparatorluğu’nun sonlanmasının ardındaki süreçte arkeolojik ve kültürel dinamikleri maalesef o denli iyi tanınamayan bölgenin bir kültürel miras alanı belgelenerek kayıt altına alınacak, ülkemizin kültür ve tarih envanterine katılacaktır. Ayrıca Örükaya Baraj alanında yapılacak olan arkeolojik kazı ve temizlik çalışması ile beden duvarlarının onarımı ilimizin en önemli turizm alanlarından biri olan Alaca Höyük Örenyeri ve yakınındaki Gölpınar Hitit Barajı ile birlikte Örükaya Barajının yeni bir turizm destinasyonu olmasını sağlayacaktır” dedi.

13.03.2017 Milliyet

    by -
    119

    Araştırmacılar Portekiz’in en eski fosil insan kafatasını buldu. Keşif, Avrupa’daki Orta Pleistosen dönemindeki insanın evrimine ve Neandertallerin kökenine dair önemli bir bilgi niteliğini taşıyor.

    portekizde-400-bin-yillik-kafatasi-bulundu

    Portekizli arkeolog João Zilhão tarafından yönetilen ve Binghamton Üniversitesi antropolog Rolf Quam’ın da bulunduğu büyük bir uluslararası araştırma ekibi, Portekiz’in en eski fosil insan kafatasını keşfetti.

    Dailymail’de yer alan habere göre, Kafatalar, Orta Pleistosen çağında Avrupa’nın en basıtında şimdiye kadar bulunan en eski insan fosilini temsil ediyor ve aynı zamanda bu kıtadaki en eski çağlardan birisini Acheurian taş alet endüstrisi ile ilişkilendiriliyor.

    portekizde-400-bin-yillik-kafatasi-bulundu-1

    Birçoğu kötü tarihli veya açık bir arkeolojik bağlamdan yoksun olan aynı dönemdeki diğer fosiller aksine, Portekiz’deki Aroeira mağarasında bulunan bu kafatası 400.000 yıl önce tarihlendirilmesi dışında bol faunal kalıntılarla birlikte ortaya çıktı. Ek olarak çok sayıda taş aletler de gün yüzüne çıkarıldı.

    New York Devlet Üniversitesi ve Binghamton Üniversitesi’nde antropoloji profesörü olan Rolf Quam, “İber Yarımadası’nda, bu ilginç keşfin gerçekleştiği bölge, Neandertallerin kökenini ve evrimini anlamak için önemli bir yer. Aroeira kafatası, Portekiz’de şimdiye kadar bulunan en eski insan fosili ve İspanya, Fransa ve İtalya’daki aynı dönemdeki diğer fosiller ile bazı özellikleri paylaşıyor: Aroeria kafatası, bu dönemdeki insan fosil kayıtlarındaki anatomik çeşitliliği artırıyor. Farklı popülasyonlar biraz farklı özelliklerin kombinasyonları ortaya koydu. ” diyerek keşfi yorumluyor.

    Çalışma, “Gruta da Aroeira (Portekiz) bölgesinden Pleistosen insanımsı kafatası ” başlığıyla Ulusal Bilimler Akademisi raporunda yayımlanacak.

    14.03.2017 Sözcü